DOST DİL BİLENDİR

BUNU lisan bilmek ile karıştırma. Her lisanı bülbül gibi şakıyabilirsin ama dil bilmiyorsan sözün zahirini anlayabilirsin ama batınından bihaber kalırsın.

Dışını bilirsin ama içine nüfuz edemezsin.

Dostun lisan bilmesi şart olmasa bile dil bilmesi elzemdir.

Yoksa dost olamaz.

Sözler böyle akıp gitti. Kafam iyiden iyiye karıştı.

Lisan dil demek değil mi, lisan bilip dili bilmemek nasıl mümkün olabiliyor ki gibi pek çok sual zihnimi turlayıp durdular.

Dil bilmek hal bilmek mi acaba dedim. Dost, dostun halini bilmeli, anlamalı, buna göre hareket etmeli mi denmek isteniyor? Bu yorum uygun gibi geldi bana.

Halin de bir lisanı var demek ki, buna dil deniliyor.

Birbirinin halini okuyamayanlar dostane davranamıyorlar demek ki.

Halden anlamayandan ne yâr olur, ne de dost!

Peki, arkadaş olur mu? Al sana bir soru daha. Düşün dur işin yoksa.

Biraz sonra açıklama geldi. Son düşüncelerimi kısmen de olsa pekiştirdi.

Dil, gönül demektir. Yürektir. Kalptir dil.

Buralardan haberdar olmayan dostluk postuna çıkamaz. Gönlünün dilini çözebildiklerinle ancak dost olabilirsin. Kalbinin ritmini işitebilenler ancak dostun olabilirler.

Söz gereksiz mi? Hayır. Söz bunlardan sonra geliyorsa bal, kaymak. Mutluluk verir. Huzur sunar. Sükûnet getirir.

Gönül dili çözülemeden söylenen sözler bir süre sonra yük olur muhataba. Yorar onu. Söyleyen de yorulur bir süre sonra etkisiz kaldığı için.

Bunları dinledikten sonra belli belirsiz şu cümle döküldü zihnimden.

Hadi gel, çözelim birbirimizin dilini.

Çözelim ki, anlayalım. Anlaşılalım.

14.11.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir