İÇMESİNİ BİLMEK

ÖYLE zamanların olur ki, sürekli eleştirirsin. Hep bir muhalif olmak istersin.

Arada kendini engellemeyi başarsan bile bu kısa süreli olur.

O öyle değil, bu böyle değil. Kimseleri beğenmezsin.

Eksik buldukça başkalarında sende oluşan o sahte güvene yaslanırsın.

Etraftan “Bi dakika, sen ne yapıyorsun?” diyecek samimiyette birileri güvenlerini kaybedip elini eteğini çekmişse durum devam eder gider.

Alışkanlık olur.

Bundan kazanç elde etmeye, haz duymaya devam ettikçe de geri dönüş yolu kapanır.

Siz böylelerini tanıdınız mı bilmem.

Ben tanıdım yıllar evvel.

Herkesten her şeyi daha iyi bilen bir arkadaşım vardı.

Şairden daha şairdi, hikâyeciden daha hikâyeci, hatipten daha hatip.

Muhakkak bir nakıs taraf bulurdu.

Sözlerinde muhalefet edecek bir şeyler elde edemediğinde halinden, tavrından malzemeler bulmaya çalışırdı.

Bulurdu da doğrusu.

Kimseden faydalanamaz bir duruma düşmüştü artık.

Üzülüyordum, çünkü seviyordum kendisini.

İçindeki cevheri görmüştüm önceleri. Onu kapatmayı başarmıştı.

Emeği iyi yönde olsa o cevherden ne muhteşem ürünler ortaya çıkabilirdi.

Olmadı.

Geçen gün yolda karşılaştım.

Hayat hırpalamıştı. Kendisi de bundan geri durmamıştı.

Oturduk uzunca.

Ezanlarını dinledik Üsküdar’ın.

Tazelendik.

Sözü söze ekleyip çoğalttık.

Çaylar içildi.

Soframıza iştirak edenler oldu…

İyi gelmişti dostuma bu muhabbet…

İçimizdeki bitmeyen savaştan dem vurduk.

Demini almamış hayatın insanı nasıl eksilttiğini dile getirdik.

Azalan zaman ve kaybedilmiş dostlardan bahisler açtık.

Bugünü heba etmek istemedim. Bana da dostuma da daha fazla yarar sağlaması için ona bir teklifte bulundum.

Gidelim dedim.

Nereye diye sormadan kalktı.

Ustamın muhabbet sofrasına diz kırdık. Nerede kaldınız yahu der gibi bakışını hatırlıyorum.

Arkasından da gelen şu sözleri.

Çok söz eksiltir insanı.

Gereksiz eleştiri kendinden vermektir. Kendinden kayıplar yaşamaktır. Dostsuz kalmaktır.

İşin esası dinlemektir. Dinleyebilmektir. Dinleyendir dinlenebilen. Zihnini damıtan…

Dinleyen kazanır.

Kirpi gibi olmamak gerek. Sivrilik marifet değil. İğneli hayaletleri kim sever ki!

Söz ehli sohbete başladığında gönül vermek gerek, kulak yetmez.

İçmesini bilene muhabbet sofrasından daha çok doyuran bir şey yoktur.

http://www.habername.com/yazi-ugur-canbolat-icmesini-bilmek-12130.htm

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir