TEYELLENMİŞ

ÇOK mutluydu. Onu görenler bir farklılık olduğunu hemen anladılar. Var bunda bir şey diyorlardı ama kimsenin ne olduğu hakkında en ufak bir bilgisi yoktu. Sevindiğini gören pek olmamıştı bugüne kadar. Güldüğüne de rastlayan olmamıştı zaten. Garipti. Hayatın kıyısında yaşıyordu. Mecbur muydu buna yoksa bilinçli bir tercih mi bende bilmiyorum. O gün gerçekten mutluydu. Gözleriyle yüzü …

BABA GİBİ…

NASIL özlediğini anlatıyordu. Gözünde hasretin nasıl tüllendiğini… Gecelerin ışığa olan hasretini, suyun denizi buluşunu, serçenin dala konuşunu… Yetinmedi bununla da. Bir kış gününde yağan karlar sonrasında penceresine konan güvercinin gözlerine bakan yalnızlıklı bakışı anlattı sonra. Yine de yetinemedi. Özlemini kelimeler taşıyamıyordu. Belli ki çokça birikmişti. Ayrıca hangi kelime hasretin yükünü taşıyabilir ki? Sizce bu mümkün …