BANA DENİZ GÖNDER

UZAK bir şehirde yaşıyordu.

Asırlardır beklediğini hücrelerine kadar hissediyordu en derininden…

Buna hasretin ocağı mı dersiniz, özlemin kıskacı mı, bilemem!

Ya da yüreğin dilim dilim dilimlenmesi, közün kor kor yanması…

Bir selam göndermesi bin baharı birden oluşturuyor ve her ağacın dalına sevdadan salıncaklar kurduruyordu.

Kalbi kıpır kıpır oluyordu.

Bir gün yine hasretin dayanılmaz ateşi kavurmaya başlamıştı.

Ne yapsa ne etse onu teskin etmiyor, rahatlatamıyordu.

Evi adımlıyor, balkona çıkıyor, elindeki kitabı okumaya devam etmeye çalışıyordu ama nafile, değişen bir şey olmuyordu.

İçi kabardıkça kabarıyor, saçlarını dalgalandırsa da rüzgâr içini ferahlatmıyordu.

Gitti elini yüzünü yıkadı, saç diplerini ıslattı ama neticede değişmemişti.

Odasına geçti, uzandı, gözlerini yumdu ve kendini hayallerin kollarına bıraktı.

İçinden bir ses geçti: “Bana deniz gönder.”

Telefonun mesaj uyarısıyla kendine geldi. Aldı eline baktı. Sevdiceğinden bir mesaj: “Sana her gün denizler gönderiyorum…”

Yüzünde bir aydınlanma oldu.

Kederi dağıldı.

Tebessümü ışıttı odayı.

Cevap yazdı: “Bana her gün deniz gönder yiğidim. İçimdeki deniz gönderdiğin denizle karışsın, coşsun, taşsın.”

Telefonunu kalbinin üstüne bastırdı tekrar tatlı bir uykuya daldı.

Uyandığında bulduğu mesaj cümlesi şuydu:

“Serinliğimsin.

Damla damla sana damlıyorum.

Deniz oluyorum seninle…

Ve tüm denizlerimi sana gönderiyorum.”

30.05.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir