“Çizgi İnsanı Hür Kılar”

Gençliğimde Türkiye’nin yaşayan en usta kalemlerinden olan Gürbüz Azak Beyin “Deli Balta” çizgi romanını takip ederdim. Yine Vehip Sinan ustanın “Topuz” karakteri asla vazgeçmediklerimdendi. Türkiye Çocuk, Milliyet Çocuk, Can Kardeş dergilerini kaçırmazdım. Aynı şekilde fikri farklı olsa bile ulusal gazetelerin birinci sayfalarından verilen çizgiler benim için çok önemliydi.

İki çizgisi bile olmayan ben bu merakımı hâlen devam ettiririm.

Mizahın, eleştirinin, hicvin çok önemli unsurları olarak gördüğüm çizgi ile anlatmanın ehemmiyetine inanıyorum. Bu yelpazede ülkemizde pek çok ürün var.

Hepsi de kendine göre önemli işler yapıyor.

Çizgi insana mühim bir estetik bakış kazandırıyor bu sebeple asla yadsınamaz. Uzun sözü kısa etmenin de aynı şekilde en etkili yollarından birisi.

Gittiğim fuarlarda kitap kapaklarını hayranlıkla incelemek en büyük zevklerimden birisi olmaya devam ediyor. Gençlik yıllarımda tarih romancısı Yavuz Baharıoğlu’nun kitaplarına kapak yapan Gürbüz Azak’ın at figürlerini renkli fotokopi ile çoğaltarak çalıştığım dergideki odamı bunlarla donatmıştım.

Demem o ki, çizerlere yönelik bitmeyen bir hayranlığım var.

Onlardan birisi olan Karikatürist Demirhan Kadıoğlu’nun kapısını sizler için çalmak elzemdi benim için.

Çizginin insanı nasıl hür kıldığını birlikte görelim dilerseniz.

____

– Çizmeye ne zaman başladınız?

Klâsik bir cevap olacak ama; kendimi bildim bileli diyebilirim. İlkokul 3. sınıfta akranlarım ve büyüklerim masama defter koyar ve resim ödevlerini yaptırırlardı. O zaman pek anlamamış, verilen ödevleri harfiyen yerine getirirmişim. Sonra sonra, bu iş rutine bağlanınca diğerlerinden farklı olduğumu anladım. Profesyonel olarak 1985 yılında Can Kardeş Çocuk Dergisi’nde çizerliğe başladım diyebilirim. Daha sonra, çeşitli dergi, kitap ve gazetelerde yüzlerce vinyet, çizim ve illüstrasyon denemelerim oldu. Günlük gazetelerde 30 yıla yakın günlük bant çizimleri ve çizgi roman çalışmalarım oldu.

– Daha çok hangi tür çizimleri tercih ediyorsunuz?

Çocuk çizimleri benim irticali bir yolum oldu. Ben şu tür çizeceğim diye yola çıkmadım. Ama çizimim beni bu noktaya getirdi. Sade ve anlaşılır olmayı tercih ediyorum. Gerçi, her tür çizim yapabilirim; illüstration, kara mizah, sade, ortaya karışık… Ama benim tercihim ruhuma uygun olan çocuksu çizgiler. Yani sade, sevimli ve insan aklını zorlamayan türde… Sade olan güzeldir.

– Karakalem çiziminin diğerlerine göre farkı nedir?

Karakalem, sanat tarihine baktığınızda en eski sanat dallarından biri olduğu söylenir. Çünkü, malzemesi çok basittir. Kömür veya kurşunkalem gibi enstrümanı var. Çizerliğe ilk başlayanlar için ilk adım diyebilirim. Keyif alırsınız, ressam olduğunuzu hissettirir. Farklı ve çok renk yerine tek renk kullanırsınız, ama tonları katman katmandır. Her tür çizmek mümkünken, portre çalışmalarında daha çok kullanılır. Ben çizime ilk kez karakalemle başladım. Özellikle portre çalışmaları yapardım. Halen, çizerken keyif alırım, öğrencilerime tavsiye ederim. Yüz hatları, gözler, burun, ağız ve kaş… Ayrıntıları kaçırmayın derim. Amatör çizerler için ilk basamak iken profesyonel çizerlerin başvurduğu teknik… Yağlı boya gibi ticari değeri vardır. Gerçi profesyoneller kalem hariç parmakla deseni yaymak ve dağıtmayı hoş karşılamamışlar. Ancak çizecek kişinin sanat anlayışını hür bırakmak adına, serbest bırakmak en iyisi bana göre.

– Bir çizgi ile anlattıklarınızı ne kadar bir yazı ile anlatmak mümkün?

Çizgi vitrindir. Yazının görsel hali. Şöyle de diyebilirim: yazının özeti. Kestirmeden anlatım tekniği… Özellikle karikatür için bu ifadeleri kullanmak mümkün. Yazıda betimleme yaparken, çizimde onu bir kalıba sokarsınız. Algıyı hızlandırır. Kavramayı çabuklaştırır. Hatta birçok akademik sunumların arasına karikatür serpiştirirler, anlaşılır olsun diye. Çizim aslında mağara devrinde başladı. Yazıdan önce vardı. Yazı sanatın satırlara dökülmüş hali. Çizim ise yazının nakış halidir. Onlarca sayfalık anlatımı bir çizgiyle anlatmak, muhteşem bir zekâ olsa gerek.

– Karikatür okuması diye bir kavram var mı?

Bir sergimde, karikatürümde, küçük bir adada, yalnız bir adam ve etrafında denizden küçük insanlar çizdiğim karikatürüm vardı. Sergiye katılan ziyaretçilerden biri farklı bir yorum getirmişti. O zaman hiç aklıma gelmeyen ve farklı bir bakış açısı yakalayan eğitimciye bu karikatürümü hediye ettim. Zihnimden geçen figürün kendi bakış açısına göre yorumlaması hoşuma gitmişti. Kişiler olayları kendi bakış açısına göre yorumlayabiliyor, bakış açılarını değiştirerek farklı görmemizi sağlayabiliyordu demek. Bazen karikatürde anlatmak istediğinizi başka biri farklı görebiliyor. Karikatür okumasından ben bunu anlıyorum. Karikatürde anlamların ucu açık olursa, zihinlerde o kişinin düşünce kalıbına göre farklı kapıların açılmasına yol açabiliyor demek.

– Benim aklıma çizer dendiğinde ilk aklıma gelenler “Deli Balta”nın çizeri Gürbüz Azak, Vehip Sinan, Turhan Selçuk, geçenlerde rahmetli olan Yurdagün Göker, Semih Balcıoğlu, Muammer Erkul, Refet Kavukçu ve siz geliyorsunuz…

İsmini saydığınız Gürbüz Azak, Vehip Sinan, Yurdagün Göker, Semih Bahcıoğlu bizim ustalarımız, çizgisini takip ettiğimiz çok değer verdiğim çizerler. Gürbüz Abi ile zaman zaman görüşür, tecrübelerinden istifade ederim. Hatta Cağaloğlu’na ilk geldiğimde onun yazıhanesine gitmiş, büyük bir olgunlukla sorularıma cevap vermişti. Allah uzun ömür versin. Rahmetli Vehip Sinan‘la bir iki defa evinde görüşmüş Can Kardeş dergisi için çizimler istemiştik. Kadife gibi sesiyle tavsiyeler vermişti bize. Yakın bir zamanda vefat eden Yurdagün Göker ustamızın “Keloğlan ve Nasreddin Hoca” çizimlerini unutmak mümkün mü? Karikatüre üç boyut katan Semih Balcıoğlu’nun gündemle ilgili karikatürleri bugün bile halen tazeliğini korumakta. Muammer Erkul benim nazarımda halen genç jenerasyondur. Hiç yaşlanmayan ve hep çocuksu tavrıyla çizgisini korumaktadır. Refet Kavukçu ustamızın en güzel eseri olan “Nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun, necisin?” tablosu bu gün bile yüzlerce evin duvarını süslüyor. Risale-i Nur’un en güzel vecizesini tuvalle bize ders veren Kavukçu’nun varisi, yine aynı soy ismini taşıyan oğlu Prof. Dr. Mehmet Kavukçu’dur.  Bize çizgisiyle yol gösterenler bugün hayatta olmayabilir ama çizgileri hala yaşıyor. Kalanlara uzun ömür, asli vatanına gidenlere rahmet diliyorum.

– Çocuk dergileri çizerler, karikatüristler için bir fidanlık diyebilir miyiz?

Dilinize sağlık, güzel bir tabir. Gerçekten öyle. Biz bu fidanlıkta yetiştik. İsmini saydığınız veya sayamadığımız çizerlerin ilk adresi çocuk dergileridir. Amatör çizgilerin yayınlandığı veya yayın yönetmenlerin tahammül gösterdiği o amatör çizgilerden bu gün usta olmuş kalem erbabı sanat tarihinde yerini alıyor. Ne mutlu.

– Can Kardeş dergisinde çizerliğiniz devam ediyor mu?

Halen devam ediyor, evet… Amatör çizer olarak başladığım Can Kardeş’te, Yayın Yönetmeni olarak devam ettiriyorum. Aynı zamanda derginin Kapak, hikâye, çizgi/roman tasarımlarını amatör ruhla çizmeye devam ediyorum. 42 yıllık derginin 39 yılında hizmet vermeye devam ediyorum. Tabii ki, hem birçok çizer yetiştirdik ve halen yeni çizerler yetiştirerek dergimizde katkıda bulunuyorlar. Fidanlık görevimiz devam ediyor anlayacağınız. 

– Hem yazar hem çizer olmak nasıl bir şey?

İkisi birbirini tamamlıyor sanki… Ama kendimi önce çizer, sonra yazar olarak tanımlıyorum. Çünkü yazı yazmak ayrı bir sanat, ayrı bir zenaat. İki muazzam sanatı buluşturduğunuza “Voltron”u oluşturuyorsunuz. Kitap çalışmalarımda bunun çok faydasını görüyorum diyebilirim.

– Fuarlarda çocuk kitaplarınızı imzalarken çocukları çizmek nasıl bir tercih?

Bu alışıldık bir durum değil. Kitabı imzalarken o kişinin mini portresini yaptığınızda çok şaşırıyorlar. İnanılmaz gözlerle dakikalarca bakıyorlar. Artık o kitap ona ait… Kendi portresinin çizimi olan bir kitabı kim başkasına hediye edebilir ki?

– Yeni güçlü çizerler yetişiyor mu?

Teknolojinin günlük hayatımıza girmesiyle inanılmaz bir genç çizer patlaması yaşanıyor diyebilirim. Müthiş bir özgüven geldi genç kuşaklara. Yeni çizerler kendi tarzını oluşturuyor. Bu iyi… Olumsuz bir yanı yok mu? Var tabii ki, kalem ve kağıttan uzak kalıyorlar. Bence kalem ve kağıdı elinden bırakmasınlar. Sadece dijital ekran çizerliği eksik kalır. Temelsiz olur. Yeni çizerler kağıt ve kalem konusunda deneyim kazansın isterim. Ekran çizerliği sizi güçlü çizer yapmaz. Tam tersi bir prize mahkûm olursunuz.

– Teksas, Tom Miks gibi çizgilerden etkilendiniz mi?

Etkilendiğim ilk çizgi roman karakter Tom Miks’ti. İtalyan tarzı western çizgisi olan bu kahraman, çocuk denecek yaşta Yüzbaşı olmuş, hızlı silah çekiyor ve gittiği her barda süt içiyordu. İntikam almaz, sevgi dolu, kötü adamlarla başa çıkabilen ve uzatmalı nişanlısı Suzi ile bir türlü evlenemeyen bir karakter… İtalyan Esse Gesse ajansın ürünü olan Çelik Blek’te (Teksas) iri yarı sarışın, Amerika’nın bağımsızlığı “Kırmızı urbalı” İngiliz askerleri karşısında çetin mücadele veren ve güçlü bir karakter. Yanında bir çocuk, diğer yanında profesör… Daha sonra Mister No, Süperman, Örümcek Adam… Bunlar etki alanında kaldığımız çizgi romanlar. Ha unutmadan; yerli çizgi-roman Karaoğlan, Tarkan ve Kara Murat’ı da ekleyelim.

– Kendi kültürümüzden kişileri örneğin Keloğlan veya Nasrettin Hocayı çizmek neden önemli?

Olmazsa olmaz karakterlerimizdendir Keloğlan ve Nasreddin Hoca. Önemli çünkü, halen bu karakterlerimizi tam olarak anlatabilmiş değiliz. Önemli çünkü, kültür istilası karşısında milli bir duruşumuz yok. TRT son zamanlarda bu tür ataklar yapıyor. Rafadan Tayfa karakterini olumlu buluyorum. Bence; kültür politikalarımızı bir yenisini ekleyerek, milli bir karakter oluşturmalı ve bunu dünyaya pazarlayalım diyorum. ABD 1928’den beridir Walt Disney karakterlerini dünyaya öyle güzel pazarlıyor ki… Neden, çünkü ulusal bir politika haline getirmiş bu karakterleri…  Bunun için Disney yüzlerce kez iflas bayrağını çekmiş olmasına rağmen özel destek vererek devasa bir şirket haline getirmiş. Bizim neyimiz eksik? Kültürel karakterlerimizden “Milli bir karakter” ortaya çıkarmalı ve dört elle sarılmalıyız.

– Ulusal gazetelerin ilk sayfalarında neden çizilmiyor artık?

Dönemle ilgili galiba… 1940 ve 1990 arası karikatür birinci sayfanın manşet kadar önemli çizgisiydi. Haftalık tam sayfa karikatürler, pazar çizimleri hatta günlük mizah gazeteleri epey ilgi görüyordu. Çizgi romanlar yok satıyordu. Şimdi tam tersi… İlgi görmüyor. Pek çok faktör olabilir, ama sanırım internet gazeteciliğin yaygınlaşması ve karikatüristlerin artık bir medyaya bağımlı olmaması yani bağımsız olmasıyla ilgili olabilir. Kitlesel medya yerine bireysel medyanın artmasıyla ilişkili olabilir. Artık her bireyin medyası var, kendi sitesinden çizgisini dilediği gibi sansürsüz yayınlayabiliyor.

– Sizin çizgi kurslarınız, eğitimleriniz var değil mi?

10 yıldır Esenler Belediyesi Sanat Evi’nde kesintisiz olarak çizgi eğitimleri veriyorum. Her iki yılda bir yenilenen öğrenci kitlem var. Dinamik, canlı ve istekli bir kitle. Yıllar önce eğitim verdiğim gençler şimdi Güzel Sanatlar Üniversitelerinde resim veya grafik dersleri alıyor. Karikatür eğitimini yetişkinler için düşünüyorduk. Ama öğrencilerin talepleri doğrultusunda verdiğimiz eğitim güzel sanatlar için bir ilk adım oluşturuyor. Bu sevindirici… Çünkü biz sanat için bir zemin hazırlıyoruz.  Bunu önemsiyorum. Çünkü Fransa, Danimarka iki kıytırık çizgiyle dünyayı ayağa kaldırdılar. Bizim bunlara karşı bir cevabımız olmalı. Yani karikatür krizine karşı karikatürle cevap verebilecek bir kitle yetiştiriyoruz. Gençler yetenekleriyle Avrupa’ya kafa tutana kadar eğitimlerimiz devam edecek. 

DEMİRHAN KADIOĞLU KİMDİR?

1966 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İlk, orta ve lise eğitimiyle birlikte çeşitli meslek dallarında görev yapmıştır.

Profesyonel olarak 1985’de Basın/Yayın hayatına atıldı. Yeni Nesil Gazetesinde kamera, grafik ve mizanpaj gibi teknik işlerin yanı sıra, köşe yazarlığı günlük karikatür çalışmaları yapmıştır. 2000 yılında Can Kardeş Çocuk Dergisi’nde Yayın Koordinatörü olarak görev yapmıştır. Hikâye, masal, çizgi/roman çalışmalarını halen yürütmekte olan Kadıoğlu eserleriyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı envanterinde yerini almıştır. Halen Esenler Sanat Evi’nde karikatür ve çizim eğitmenliğinin yanı sıra, Esenler İlçe Milli Eğitim Bakanlığında da görev almaktadır. Radyo programcılığı ile birlikte okullarda söyleşi, panel ve etkinlik düzenlemeye devam etmektedir.

Evli ve üç çocuk sahibi olan Kadıoğlu, süresiz basın kartı sahibidir.

08.06.2022

https://www.istiklal.com.tr/haber/cizgi-insani-hur-kilar/695760

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.