DÜNÜN MÜCADELESİ BUGÜNÜN ŞEHADETİDİR

ŞÖYLE DE diyebiliriz: Bugünün mücadelesi yarının tanığıdır.

Hayatın emek olduğunu düşünürsek elimizde olan kısmetlerimiz dünün bugüne yansımasıdır.

Dünkü gayrettir.

Dünkü emektir.

Dünün bugün için yapılan kabul edilmiş duasıdır.

Çabalarımızın vücut bulmuş hâlidir.

İnsan için çalıştığından gayrı bir şey yoktur kutsî mesajını aklımızda sürekli tuttuğumuz vakit bugün elimizde olanlarla yetinmeyip yakınmamız beyhudedir.

Zira dün ördüğümüz tuğlalar bugün etrafımızı çevrelemiştir.

Az ise azdır, çok ise çok…

Yüce Rabbimizin âdil oluşu bakımından meseleye baktığımız vakit ümitsizliğe düşmek yerine çabalarımızı arttırmamız gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

“Ben yatayım başkaları çalışsın” fikri bizim inanç kodlarımızla bağdaşmaz.

“Ben oturayım diğerleri koşsun” düşüncesi bencilliğimizi tesciller.

“Onlar kazansın ben yiyeyim” anlayışı bâtıldır.

Her Peygamberin bir mesleği olduğu ve bunu icra ettiğini de hesaba kattığımız vakit bizim bu konudaki tembelliğimiz zaten zâhir olacaktır.

Bir de Fahr-i Kâinat Efendimizin ilk mescidin inşasında fiilen çalıştığını zihnimizde canlı tuttuğumuz zaman mesele daha da açıklık kazanacaktır.

Yükümlü oldukları tebliğin ilk uygulayıcıları ve tükenmez gayretlileri olduğunu da elbette daima hatırımızda tutmalıyız.

Savaşlara katılmaları, zırh giymeleri ve yine hayatın içinde en aktif biçimde yer alarak örnek olmaları bizim için muhteşem veriler olarak düşünmemiz için önümüzde durmaktadır.

DÜNÜN mücadelesi bugünün şehadetidir.

Bugün dünün tanığıdır.

Sonucudur.

Meyvesidir.

Hatta bir nevî bugün dünün hediyesidir diyebiliriz.

Meseleye zihnimizi berraklaştırarak bakabildiğimizde yakınmaya hakkımız olmadığı âşikar olacaktır.

Şunu da unutmamalıyız ki; burada yetenekler önemlidir.

Onların geliştirilmesi mühimdir.

Yapılan işleri usulüne göre yapmak önceliklidir.

Sabır gerektiren çalışmalarda yüksek bir dikkat ile sebatlı olmak vazgeçilmezdir.

Günün gereklerini dikkate alarak yenilenmek ve çağın getirdiği teknolojiye ve yeniliklere uyum sağlamak lüzumludur.

Tüm bunlar esasen Hakk’ın hayatın doğal akışına koyduğu sistemi anlamak ve bunun gereklerine uymak anlamına gelir.

BUGÜNÜN ağlamaları dünün aymazlıklarının bir sonucu olabilir.

Bugünün ferahlığı, müreffeh oluşu dün çekilen çilelerin tatlı bir semeresidir.

Bugünün dinginliği, dinlenmişliği dünün yorgunluklarının hediyesidir.

DÜN bugünümüze şehadet eder.

Bugünümüzün ilk tanığı dündür.

Yarının ilk şahidi bugündür.

Bu mevzuyu ne kadar erken çözümler bunun icaplarına göre hareket edebilirsek fıtrata uymuş olacağız.

Yani Sünettullah’a muvafık hareket ederek istenen davranışı ortaya koymuş olacağız.

Adetullah ile Sünnetullah aynı mıdır, aralarındaki fark nedir ve yansımaları nasıl ortaya çıkar gibi soruların üzerinde elbette ayrıca düşünmeliyiz.

ÂHİRETİN tarlasının dünya olduğunu, burada ektiklerimizin orada biçileceğini izah etmeye bilmem gerek var mı?

Demem o ki; dünya yaşamımız âhiret hayatımızın şâhididir.

Dünya bu günümüz, âhiret ise yarınımızdır.

Mahcup olmayanlardan olmak duasıyla…

Ya Selâm!

03.09.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/dunun-mucadelesi-bugunun-sehadetidir/644888

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir