FAHRİYE ABLA

ABLALARIM oldu.

Hepsine minnet doluyum.

Fahriye abla ilk ablalarımdan sayılır.

Kardeşlerimin büyüğü olarak ablalık duygusunu tatmadığım için bu bana her zaman iyi gelmiştir.

Beni sakınmaları, kollamaları yer yer yol göstermeleri, ön açmaları her daim bana kendimi güvende hissettirmiştir.

Bu duygunun ne kadar insana iyi geldiğini kelimelere dökmek benim için hiç kolay değil.

ÜSKÜDAR FM yılları.

Uzun bir süre Dr. Haluk Nurbaki Hocam ile “Gönüllerde Gezinti” adıyla haftada bir icra ettiğimiz bu muhteşem programdan sonra aldığım bireysel teklifi yine hocamın desteklemesi sonucu “Hasbahçe” adıyla ilk ferdî programıma hafta içi her gece olmak üzere bant yayın olarak başlamıştım.

Macera devam etti ve ardından günün farklı her saatinde değişik içerikler üreterek yola devam ettik.

Yanılmıyorsam “Çıkrık” adıyla gece canlı olarak yaptığım bir programdı.

Edebiyatın farklı renklerini ve nefeslerini sunuyorum.

Canlı telefon bağlantıları alarak dinleyici görüşleri alıyor ve konu üzerinde hasbihaller yapıyoruz.

Yazar İslam Yaşar’ın “Aşk ve Ateş” kitabından aynı başlıktaki yazıyı seslendiriyorum.

Teknik masadan telefon bağlantısı talebi olduğu işaretini aldım ve onay vererek dinleyicimiz ile ilk merhabamızı gerçekleştirecektim ki, telefonun diğer ucundaki ses benim seslendirdiğim denemeye kaldığım yerden devam etmeye başladı.

Heyecan verici müthiş bir duyguydu bu.

Çok etkilenmiştim.

Tesirli bir ses, düzgün bir yorum…

Makale tamamlanınca kendisini şöyle tanıttı:

“Merhaba. Ben Avcılar’dan Fahriye Erdoğan.”

FAHRİYE Erdoğan o ilk dakikadan itibaren bana ablalık yapmaya başladı.

Radyoya ziyarete başladı.

Dinleyicileri “Üsküdar FM Gönül Kulübü” adıyla birlikte organize ettik.

Onun fikri öncülüğünde etkinlikler planladık. Kermesler düzenledik, geziler tertip ettik.

Belki hatırlayanlar çıkacaktır dostlar arasında olaylı bir “Bursa Gezimiz” olmuş, Yalova’da otobüs motoru yaktığından kıymetli eşi değerli ağabeyim İhsan Erdoğan’ın ustalıklı gayreti ile meseleyi çözüp yeni bir araç kiralayarak seyahati sürdürdük.

ARI gibi bir insandı Fahriye Abla.

Dur durak bilmezdi.

Hep bir şeyler düşünür, öneriler getirir ve planladığı işleri de sonuna kadar yılmadan devam ettirirdi.

Çevresinde sevilen bir insandı.

Öncüydü.

Yaşıtlarına göre çok ileri görüşlüydü.

Aksiyon belki de onun diğer adıydı.

MİSAFİR etmeyi çok severdi.

Sofraya o kadar çeşit en enfes ikramları nasıl kotarıp getirdiğine hâlen şaşırıp dururum.

İlk kez ciğer köftesini onun elinden evinde yemiştim.

Eli lezizdi.

Gönlü bereketliydi.

Paylaşımcıydı.

Bir defasında piknik mahiyetinde Cennet mahallesinde Nurbaki Hocam, Harputlu Melek Karacoşkun ve başka arkadaşlarla “Ayvaz’ın Bahçesine” gitmiştik.

Yine muhteşemdi her şey.

ŞAKALAŞIRDIK.

Gençliğinde sonradan eşi olan akrabası İhsan ağabeyin yazdığı mektubu yavuklusuna kendisiyle gönderdiğini anlatırdı.

Gülüşürdük.

Ben bu hatırayı dinlemekten usanmayıp şımarır “Hadi abla, şu mektup olayını anlatsana” derdim. O da hiç ikiletmeden tekrar anlattırdı.

Ailesine çok düşkündü.

Hayatının son yıllarını neredeyse eşine hizmetle hastanelerde geçirir olmuştu.

HALUK NURBAKİ âşığı idi.

Annesi de kendisi de hocamızın hiçbir etkinliğini kaçırmazlardı. Erkenden gelir en önde yerlerini alırlardı.

Dinlemeyi, okumayı, öğrenmeyi ve bunları paylaşmayı hayatının prensipleri hâline getirmişti.

VEFALIYDI.

Dostlarını çok önemserdi. En son kendisi, Muammer Erkul, Yıldız Seçen ve başka dostlarla Safiye Barut’un evinde bir araya gelmiş muhabbetin demini tutmuştuk.

Âlem-i Cemâle göçüşünün birinci yılı.

Kalbimizde ona ait muhteşem hâtıralar ve dilimizde sımsıcak dualarımız var.

Allah’ım gani gani rahmet etsin.

Ya Selâm!

19.08.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/fahriye-abla/642766

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir