FİRAVUNUN EVİNDE MÜ’MİN OLMAK

ZORUN zoru bir durum…

Güçlüklerin en çetini diyebileceğimiz bu durum üzerinde düşünecek olursak eğer her birimizin içinden alacağı pek çok hisse olabilir.

Olabilmelidir.

Temiz kalmak kolay zannedilebilir ama değildir.

İyi olmak zahmetsizce elde edilemez.

Bedellerin en büyüğü buralarda aranmalıdır.

Kötülükler mahşeri içinde iyi olmak kolay değildir ama mümkündür.

Hakiki imanı elde etmek zahmetsiz değildir ama Firavunun evinde her birimiz mü’min olmak durumundayız.

BİLİNDİĞİ gibi Hazreti Asiye annemiz bu güçlüğü başaranlardan.

Bu ateş çemberinin içinden imanıyla sağ salim çıkanlardan.

Kötülüğün merkezi olan şirkin odak noktasında yer almasına karşın bunun kendisine bulaşmasına izin vermeyen muhteşem bir irade, hayran olunası bir iman gücünün temsilcisi olarak önümüzde durmaktadır.

Kendini tanrı olarak görüp herkesin de böyle görmesi için mücadele eden ve akıl almaz zulümler yapan bir eşin yanında imanını korumak kolay değildir.

Ve o bunu başarmıştır.

O zaman şikâyete hakkımız yoktur.

Mazeretlere sığınmak beyhudedir.

“Çevremdeki herkes kötü bende bu sebeple iyi olamıyorum, onlardan etkileniyorum” gibi mızmızlanmalar irade zayıflığımızın ifadesidir.

Ya da iman zafiyetimizin.

İman etmenin Hakka dayanmak ve güvenmek olduğu bilincini kaybettiğimiz vakit tüm bu ve buna benzer cümleler bize kurtarıcı bir paraşüt gibi görünebilir.

Ancak değildir.

Aldanıştır.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in bize bu misali sunmasındaki maksat üzerinde kafa yormaya hepimizin ihtiyacı var.

Ziyadesiyle hem de…

KORKAKLAR kaçar.

Bunu kurtuluş olarak gösterir şeytan kendisine ama gerçek bu değildir.

Cesaret iman ile beslenir. Korku da küfür nüvesinin kalpte büyümesiyle ortaya çıkar.

Muharrem ayına girdiğimiz şu günlerde Şehid-i Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimizi hatırlayalım.

Şerr ittifaklara karşı bir santim eğildi mi acaba?

Gönlündeki nazenin “Gül-ü Muhammedî”yi bir saniye bile incitmeyi düşündü mü?

Yolda karılaştıkları kimselerin geriye dönmesi şeklindeki telkinlerine zerre kadar değer verdi mi?

Kerbela çölünde susuz bekletilme sırasında kullanılan “Psikolojik Savaş” unsurlarına gözünün ucuyla bile bakıp itibar etti mi?

Gerçeği bildikleri halde gelecek menfaatleri hesaba katarak zalimle iş tutan dışı Müslüman içi kâfir olanlarla işbirliğine tenezzül etti mi?

Hayır!

Çünkü Peygamber ailesinin şanlı bir üyesiydi.

Orada eğitilmişti.

Dersini dedesi Fahr-i Kâinat Efendimiz, babası İmam-ı Ali ve annesi Hazreti Fatıma’dan almıştı.

Firavunlar içinde imanını selamette tutmanın ne kadar dehşetli olduğunu biliyordu ve cesaretiyle “Belâgerdan” sırrına bürünerek mü’minlerin tarih boyunca unutmayacakları ve ders alacakları bir numune direniş ortaya koymuştu.

BU örnek yine bize nereye dayanılacağını gösteren muhteşem bir tablodur.

Mü’min olmak Firavunun sarayında ne kadar zorsa kendisini Müslüman zanneden ve öyle sunan ancak içleri Firavunlaşmış, menfaatlerini putlaştırmış topluluklar içinde de imanını koruyabilmek aynı derecede zordu.

Bunlar ve incelediğimizde görebileceğimiz diğer pek çok örneklerden ilham almalıyız.

Birinci derecede korumamız gereken imanımızdır.

Tevhit üzere olmaklığımızdır.

Şirk pisliğine bulaşmamaktır.

Dünyevi yararlar için imanından vazgeçmemektir.

Şeytanî süslemelerin cazibesine kapılıp hakikatten uzak düşmemektir.

Bu azim ve kararlıkta olabilirsek eğer işte o zaman Hz. Asiye annemizin Kur’an’da gösterilen örnekliğine ittiba edebilmişiz demektir.

Ve yine onun duasını yapmaya hak kazanmak ancak böyle mümkündür.

Nasıl yakarmıştı Asiye annemiz?

Tahrim Sûresi 11 âyeti kerimesi bunu bize haber veriyor.

İnşallah bu niyazı yapabilecek bir yürek diriliğine, iman cesaretine kavuşmak nasip olur.

Bu ise gayret ister.

İstikrar gerektirir.

Bekâyı fâniye tercih etmeyi icap ettirir.

Firavunun evinde mü’min kalabilmek istek ve arzusuyla mümkün olur.

İşte o dua:

 “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni firavundan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” (Tahrim Sûresi 11.âyet)

Âmin.

Ya Selâm!

11.08.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/firavunun-evinde-mumin-olmak/641550

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir