GÜRÜLTÜ ÇAĞINDA RAMAZAN SESSİZLİĞİ

NE çok ihtiyacımız var gerçek bir sessizliğe…

Yaşadığımız bu gürültülü çağı hepimizi belirli oranlarda şirazeden çıkarabiliyor.

Zapt edilemeyen hırsların sahibiyiz.

Kontrole girmeyen tutkuların ablukası altındayız.

Kızgınlıklarımız ateşten daha harlı.

Öfkelerimiz yanardağların püskürttüğü lavlardan neredeyse daha yakıcı.

Rekabet hislerimiz sınır tanımıyor.

Hep kazanmak istiyoruz.

Sürekli başarılı olmak gibi tutkular edindik.

“En iyi benim” gibi yakışıksız hâllere girdik.

Ve daha neler, neler…

Tüm bunlar bütünlüğümüze ağır geliyor.

Bölüyor bizi.

Dağıtıyor.

Değirmen taşlarının arasına sıkışmış ezim ezim eziliyoruz.

Ama ne yazık ki, bunun tam farkında değiliz.

RAMAZAN duyabilirsek işte bizi bu sessizliğe çağırıyor.

Bu dâvete icabet edilmelidir.

Gereği yerine getirilmelidir.

TRAFİĞİN gürültüsü.

Yapılan sürüş hatalarını üzerine alınıp özür dilemek yerine karşı tarafa yapılan hörelenmeler…

Bitmeyen ve sinir bozan sirenler…

Yersiz ve gereksiz klaksiyon sesleri…

Estetik barındırmayan sokak satıcılarının mikrofondan bağırışları.

SOSYAL medya bildirimleri…

Her an, her dakika mühim bir olayı kaçırabilecek olmanın tatsız telaşesi ile elinden tablet ve telefonları bırakamama hâlleri…

Grupların gerekli, gereksiz yazışmalarını okuma mecburiyeti ve cevapsız bırakmama azmi…

TELEVİZYON tartışmalarında kanaldan kanala geçişler…

Benzer kişileri farklı akşamlarda neredeyse aynı konuşmacı takım ile yaptıkları bitip tükenmeyen gündem tartışmaları…

Birbirine olan yükselmeler…

Tahakküm etme ve susturma çabaları…

Reyting uğruna sunucuların bu gibi zamanlarda görünmezliğe bürünerek bizi bu kavgaların zulmüne mâruz bırakması.

Reklamların üzerimize saldırması ve bizi müşteri yapmak için her imkânı kullanarak uyaranlar göndermesi.

ZİHNİMİZDEKİ kavgalar…

Çarpışmalar…

Fikirlerin uyuşmazlığı…

Aklın birbirinden farklı iddiaları ve kalbin tasdik edip onaylamaktaki şaşkınlıkları…

EKONOMİK zorluklar.

Denkleştirme ve mahcup olmamak için ince ayar çalışmaları…

Borçlar, ödemeler ve varsa alacaklar…

İş kaybetme korkularının beynimizdeki uğultusu…

İşsizlerin iş bulamaması ve bunun verdiği bıkkınlıklar…

PANDEMİ kısıtlamaları ve her birimizin buna ilişkin farklı yorumları…

Sağlık konularımız ve aşılanma mevzuları…

Tam kapanma, yarım kapanma ve Bilim Kurulu Toplantısı sonrası tatmin bulmayan meraklar…

Bakanlar Kurulu Toplantısı akabinde yapılabilecek açıklama tahminleri ve bunları doğrulamak için haber kanallarına olan bağımlılığımız…

GÜRÜLTÜNÜN enva-i çeşidi ile her birimiz sürekli yüz yüzeyiz.

İfade edemediğimiz daha nice unsurlarıyla birlikte salvoların devam etmesi…

Gerilimler, öfkeler…

Stresler…

VE Ramazanın bize sessizlik ikramı…

Bundan yararlanmayı bilebilirsek eğer kârlı çıkabileceğiz inşallah.

SESSİZLİĞİN terapi etkisinden yaralanalım.

Dış seslerin iç sesimizi bastırıp yok etmesine izin vermeyelim.

SESSİZLİK bize şimdide olma imkânı sunuyor.

Dikkatimizi yoğunlaştırıyor.

Fazlalıklardan sıyrılıp kurtulma fırsatı tanıyor.

Kendimizi keşfe çıkabileceğimiz bir zaman aralığı veriyor.

HİSLERİMİZ açılıyor.

Berraklaşıyor.

Keskinleşiyor.

Yorgunluğu dinginlik ile takas ediyor.

Kendini kendinde bulma erdemi ile yüz yüze getiriyor.

ELEĞİMİZİ çalıştırma zamanıdır sessizlik.

Bunu kaçırmayalım.

Fikirlerimizi gözden geçirelim yanlış olanları eleyelim.

Düşüncelerimizi hiç acele etmeden masaya yatıralım doğru olmayanları salıverelim gitsin.

Yanlış içinde kaybolup boğulma tehlikesi geçiren doğrularımızı çekip çıkartalım.

Kirinden pasından temizleyelim.

Kuddûs ismi üzerinde düşünelim.

Furkan olan Kur’an-ı Kerime yönelip bu ayıklamaları yaparak Furkan olma yolunda gayret gösterelim.

Kararan iç dünyamızı vayhin “Münîr” olan sırrı ile aydınlatalım.

SESSİZLİK anahtarı ile kapanmış olan iyilik odalarımızın kapılarını “Ya Fettah” diyerek açalım.

Bu gücü kullanarak infâkımızı coşturalım.

Merhametin kanatlarını takalım.

Kötü zanları yanımızdan yöremizden kovarak iyilik ve hayır üzere düşünebilme melekemizi geliştirelim.

SESSİZLİĞE bürünen kâinat kitabını bu sessizlik ile tefekkür edelim.

Hayret ve hayranlığımıza işlerlik kazandırarak “Sübhanallah”, “Barekallah”, diyelim.

Şükrün mânâ sofralarına oturalım.

Hamd yoksunluğumuzu Hakkın bize bahşettiği nimetleri gözden geçirip ikrar ederek giderelim.

BİR DE Rabbimiz bizi Kur’an dinlerken sessizliğe çağırıyor.

Her vakit için elbette geçerli ama Ramazan ayına bu açıdan bakmamız da mümkündür.

A’râf Sûresi 204 cü âyette Cenab-ı Hak şöyle ferman ediyor:

“Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve sessiz durun ki rahmete nâil olasınız.”

Bu emre ilgisiz kalamayız.

Kur’an’ı saygı ve ilgiyle dinlemeliyiz.

Üzerinde düşünüp kavrayabilmek, bilincimize getirmek ve İlahî rahmetten yararlanabilmek için bu sessizliği sağlamalıyız.

Elbette gerçek mânâda dinlemenin O’nun hükümlerine uymak olduğunu unutmayarak…

Allah bizlere Kur’an’ı dinlemeyi ve duymayı nasip etsin.

Âmin.

Ya Selam!

16.04.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/gurultu-caginda-ramazan-sessizligi/620531

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir