Hiperaktif Çocuklar Yaramaz mı?

Çocuklar her zaman değişmeyen gündemimiz.

Onlara her alanda sonsuz imkânlar sunup gelişip serpilmeleri için uğraş veren ebeveynler onların ruhsal olgunlukları, nörogelişimsel sorunlarını acaba ne kadar önemsemektedir?

Giderek daha bilinçli yaklaşımlar söz konusu olmakla beraber bunların yeterli olup olmadığı gibi konular masamızda çözümlenmek için bekliyor.

Üsküdar Üniversitesi Öğretim üyesi ve NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş Hocaya sorularımızı siz İstiklal Gazetesi okuyucuları için yönelttik.

İşte cevapları…

– Dikkat eksikliği ve hiperaktivite nedir?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), ailelerin Çocuk ve Ergen psikiyatrisi birimlerine en sık dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, aşırı hareketlilik gibi şikayetlerle başvurduğu psikiyatrik bir bozukluktur. Bireyleri hayatları boyunca olumsuz olarak etkileyebileceği için DEHB’in tedavi edilmesi önemlidir.

– Dikkat eksikliği ve hiperaktivite arasındaki farklar nelerdir?

Çocuğunuz, sizi dinliyormuş gibi görünüp ilgisini sürekli başka bir alana kaydırıyorsa, dikkati çok çabuk dağılıyorsa, bir alana dikkatini yoğunlaştırması gereken işleri yapmaktan hoşlanmıyorsa, verilen komutları izleme de güçlük çekiyorsa, bu belirtiler dikkat eksikliğini işaret eden veriler olabilir. Çocuğun yaş düzeyine göre, oturması gereken yerde sakince oturup bekleyememesi, özellikle küçük yaşlarda riskli davranışlarda bulunması hiperaktiviteyi gösterebilir.

– Hiperaktifler yaramaz çocuklar mıdır?

En sık yapılan yanlışlardan biri de hiperaktiviteyi yaramazlıkla karıştırmaktır. Halbuki yaramazlık olarak adlandırdığımız çocukluk davranışı yine çocuğun kendisinin yönlendirebildiği ve istediğinde sonlandırabildiği bir davranış biçimidir. Hiperaktivitede ise çocuğun kendisini kontrol edebilmesi ve ortama uygun davranabilmesi çok zordur. Bu bir etiketlemedir. Doğru değildir. Onların omuzuna yüklenen bir yüktür. Bundan şiddetle kaçınmak gereklidir. Çünkü çocuğun elinde değildir. Profesyonellerin ilgi alanına girer. O nedenle yapılması gereken onları etiketleyip ötekileştirmek değil tedavisi için uzmana başvurmaktır.

-Bu konuda gelişen bir duyarlılıktan bahsedilebilir mi?

Evet, giderek durum değişiyor. Ebeveynler ve öğretmenler bu konuda hem daha bilinçli hem de daha duyarlı. Çocukta belirtiler görüldüğünde bir uzman görüşü almak için bizlere geliyorlar. Çocuk Ergen Psikiyatrisinde en çok gördüğümüz ve tedavi ettiğimiz nörogelişimsel bir durumdur.

-Konu hakkında bilişsel bir farkındalıktan bahsedilebilir o halde…

Evet, buna katılıyorum. Dünyada ve ülkemizde ruh sağlığı olarak da bilinen psikiyatrik durum ve olgular artık daha bilinçli bir şekilde karşılanabiliyor. Ön yargılar giderek daha da azalıyor. Çözüm bulmak için uzmanına başvurmakta daha duyarlı davranılıyor.

-Kabullenme ve yargısızlık bu açıdan etkisini gösteriyor diyorsunuz…

Aynen öyle. Farkındalığın her alanda gelişmesi gibi bu alanda gelişmesi bizim hizmet sunumumuzu da kolaylaştırıyor. Aile ve okul ile tedavi işbirliğimizi güçlü hale getiriyor. Kabullenme çok önemli kısacası.

-Tedavi işbirliği dediniz. Bu sonuç almak bakımından önemli mi?

Çok önemli. Biz uzmanlar anne babayı hatta diğer aile bireyleri ile birlikte öğretmeni de bu tedavilerimizde işin içerisine katıyoruz. Süreci birlikte götürüyoruz. Öğretmenin gözlemleri ve bizimle gelişmeleri paylaşması çok kıymetli. Aynı şekilde anne babanın kendilerini tedavinin bir parçası olarak görmesi süreci kısalttığı gibi daha iyi sonuçlar almamızı da kolaylaştırmaktadır.

-Soruyu biraz daha geriden almak istiyorum. Hiperaktivitenin ortaya çıkmasındaki etkenler nelerdir?

Biyolojik sebepler nedenler olabildiği gibi genetik sebepler de söz konusudur. Psikososyal ve ailesel etmenlerin rol aldığı da biliniyor. Tek faktör ile açıklanamaz.

– Aktif dinleyici olamamaları ellerinde mi çocukların?

Özellikle okul çağında fark edilen dikkat eksikliği kişinin istemsizce anlatılan konudan kopması ve gerekli bilgileri takip edememesine yol açar ve bu çocuğun elinde olmadan gerçekleşir. Çoğu zaman da DEHB’nn okul çağında fark edilmesi bu yüzdendir.

– Söz kesmelerini nasıl anlamak gerekiyor hocam?

Daha önce belirttiğim gibi öğretmenler günümüzde DEHB hakkında daha çok bilgi sahibi olmaya başladılar bu nedenle söz kesme, izin istemeden konuşma gibi hareketler karşısında sadece cezalandırıcı olmak yerine kuralları hatırlatmak ve onlara uyması için çocuğa fırsat vermek gibi daha yapıcı çözümleri daha sık görüyoruz.

– Çocukları yaramaz olarak etiketlemenin ileride ne gibi zararları görülüyor?

Hem çocuğun kendine olan güveninin sarsılmasına neden olmakta hem de altta yatan nedenin ortaya çıkmasına engel olmakta. Bazen arkadaşlık ilişkilerinin bile bundan olumsuz etkilendiğini görmekteyiz.

-Bu durum çözülmediğinde yetişkinlik hayatına taşınıyor mu?

Elbette. Yetişkinliğe önemli bedeller ödenerek taşınıyor. İş başarısızlığı, evlilik başarızılığı gibi pek çok konu gündeme gelebiliyor. Sabırsızlıktan kaynaklanan trafik sorunları olabildiği gibi yasa ile de başları ağrıyabilmektedir. Yetişkin psikiyatri uzmanı arkadaşlarımız yetişkin hiperkative adı altında tedavi için yardım etmektedirler.

– Zorlayıcı ortamlarda hiperaktif çocukların verdiği tepkiler nelerdir?

Kurallı olan her ortam bu çocuklar için zorlayıcı olabilir, özellikle küçük yaşlarda. Yaş ilerledikçe de dikkat problemleri daha öncelikli olmaya başlar, özellikle dikkatin uzun süre devam ettirilmesi gereken ortamlar. Çocuklar genelde hiperaktivitenin düzeyine göre, kurallara uymama, diğer çocukları da rahatsız etme ya da rahatsız olduğu ortama gitmeyi reddetmeye kadar varan çeşitli sorunlar gösterebilir.

– Ders dinleme ve ödev yapma konusunda bu çocuklar nasıllar?

Yaşıtlarına göre ders dinleme sürelerinin daha kısa olduğunu ve ödev yapma konusunda da yaşıtlarından daha çok zorlandıklarını söyleyebiliriz.

– Ertelemeci olurlar mı?

Her DEHB’li çocuk olmasa bile, bazı DEHB’li çocuklarda erteleme davranışı sıklıkla görülür. Üstelik sadece ödevlerde değil, hayatın tüm alanında görülebilir. Bu nedenle hayatın elden kaçmaması için vaktinde tedavi almaları çok önemli.

– Okul başarısı için öğretmene düşen görevler nelerdir?

Öğretmenlerin DEHB tanısı alan çocukları yakından gözlemlemeleri, gerekirse ön tarafta oturtup derse aktif katılmaları için çaba göstermelerinin çok etkili sonuçlar verdiğini görmekteyiz. İşbirliği halinde olduğumuz öğretmenlerle bu gözlemleri paylaşıyor olmak ve çocukların yararlandıklarını görmek bizler için mutluluk verici.

– Altını tekrar çizmek bakımından yinelemek istiyorum. Ebeveynler yeterince bilgili mi bu konuda?

DEHB günümüzde aileler tarafından daha çok duyulan bir tanı. Ancak hala çoğu ailenin çocuklarına DEHB tanısı konulsa bile yeterince bilgi sahibi olmadığını ve bu durumun kendiliğinden geçebileceğini düşündüklerine tanık olmaktayız. Alanın uzmanı olarak bizler bulduğumuz her imkânı bilgilendirme amaçlı kullanıyoruz. Bize gelen soruları yanıtlıyoruz. Gerekli yönlendirmeleri yapıyoruz. Çalıştığım kurum bunu bir sosyal sorumluluk anlayışıyla yerine getiriyor. Basından bize yönelen soruları cevaplandırıyoruz. Radyo ve televizyon katılımlarımız oluyor. www.e-psikiyatri.com web sitesinde bu konuda uzmanlarımızın önemli yazıları yer alıyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hocanın liderliğinde bilimsel gelişmeleri kongrelerde yakından izliyoruz. Haftalık bilimsel toplantılarda tartışıyoruz. Ayrıca gelen danışanlarımıza aydınlatıcı broşürlerimizi ”Bilgi Parkında” sunuyoruz.

– Teşhis ve tedavi için beyin ölçüm tekniklerinin yeri nedir?

EEG, beynin elektriksel aktivitesinin elektrot dediğimiz iletken yapılar sayesinde kayıt altına alınması işlemidir. Hiçbir zararı olmayan bu işlem sırasında atlanan ve tedavisi mümkün olan nörolojik problemler tespit edilebilmesine imkân sağlar.

– Ne gibi kapsamlı incelemeler yapıyorsunuz?

Öncelikle, bir çocuğa DEHB çocuksa çocuk-ergen psikiyatri birimi uzmanı tarafından tanı konulmalıdır.

Tanıya yardımcı olacak bilgisayar yardımıyla yapılabilen hafıza ve dikkat ölçmeye yönelik kognitif testler uygulanır.

– Kanıta dayalı tedavinin çocuk için avantajları nelerdir?

Eğer DEHB tedavi edilmezse  %80 civarında ergenlikte %60 dolaylarında erişkinlikte devam eder. Ayrıca DEHB olan çocuğun dikkati ya da hiperaktivitesi aniden düzelmez. Kendi kapasitesinin altında başarı gösterme, arkadaş ilişkilerinde sorun, kaza ve yaralanmalara daha çok açık olmak, sigara- alkol vb. maddelerin kullanımının daha sık görülmesi gibi problemler bu çocuklarda daha çok görülür.

– Anne babanın tedaviye katkısının ne olması gerektiğini tekrar sormak isterim…

DEHB tedavisinde ilk adım bu hastalık hakkında ailenin bilinçlendirilmesi, nasıl bir tedavi izleneceği ve tedavi olunmadığı durumlarda ne gibi sorunlarla karşılaşılacağı hakkında bilgi verilmesidir. DEHB tedavisinde hastanın yaşı önemlidir eğer tedavi gören kişi çocuk ve ergen ise daha önce önemle belirttiğim gibi ailenin de tedaviye katılması tedaviye olumlu katkı sağlayacak ve iyileşmenin hızını artıracaktır.

– İlaçla kullanmaya yönelik direnci değerlendirir misiniz?

Aileler bazen yanlış edindikleri bilgilerle çocuklarda psikiyatrik ilaç kullanımının yanlış olduğu düşüncesine kapılabilirler. Eğer doğru bilgiler aileye anlaşılır biçimde verilirse ve ilaç kullanılmamasının olası kötü etkilerinden etraflıca bahsedilirse bu direnç kolaylıkla aşılabilir. Ben şahsen bu konuyu aile ile paylaşmayı önemsiyorum ve aklındaki soru işaretlerinin giderilmesine özel önem veriyorum.

– Hangi durumlarda terapiye ihtiyaç doğuyor?

Özellikle tedavide geç kalınmış, ergenlik dönemindeki ve davranım bozukluklarının da eşlik ettiği DEHB’de terapide tedaviye eklenmelidir. Boşanmış aile gibi problemli aile ortamındaki çocuklar için aile terapisi önemli olabilir. Bu durumlarda birlikte çalıştığım terapist arkadaşlarımızla süreci birlikte takip ediyoruz. Vaka üzerinde beraber yoğunlaşmak süreci daha çabuk toparlamamızı sağlamaktadır.

– Tedavi başarınız nedir?

DEHB erken tanınıp tedavi edilirse düzelme oranı çok yüksek olan bir rahatsızlıktır. Ama tedavisi uzun süren bir rahatsızlıktır ve zaman içinde hastalığın belirtileri azalsa da kendiliğinden iyileşmez ya da tamamen geçmez. Kendi seyrine bırakıldığında belirttiğim gibi yetişkinlik döneminde tekrar ortaya çıkabilir. O nedenle tedavi ertelenmemelidir.

YRD.DOÇ.DR. MELEK GÖZDE LUŞ KİMDİR?

Çocuk – Ergen Psikiyatri Uzmanı Melek Gözde Luş 1999 tarihinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. Uzmanlık öğrenimini İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa)  Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim dalında bitirerek 2008 yılında çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı olmuştur.

2008-2010 yılları arasında Erzurum bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde mecburi hizmetini tamamladı.

Uzmanlık tezini “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Tanılı Çocuklarda Bipolar Bozukluk Eş Tanısı“ üzerine yazdı. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Otizm, İnternet Bağımlılığı gibi konularda ulusal ve uluslararası çeşitli dergilerde makaleleri bulunmaktadır.

Çocuk ve Ergenlerde Bilişsel davranışçı Terapi Temel Eğitimi ve Süpervizyon Eğitimi, Çocuk Merkezli Oyun Terapisi Eğitimi, Bilişsel Davranış Oyun Terapisi Eğitimi, Filial Terapi Yapılandırılmış Oyun ve Sanat Psikoterapisi Teknikleri, Şema Terapi Uluslararası Sertifikasyon Eğitimi gibi çeşitli eğitimleri almıştır.

Mesleki ilgi alanları Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Disleksi, Otizm, Asperger Sendromu  ve Benzeri Nörogelişimsel Bozukluklar, Çeşitli Gelişimsel Gerilikler, Anksiyete Bozuklukları, Obsesif Kompulsif Bozukluklardır.

Türk Tabipler Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği ve American Association of Child and Adolescent Psychiatry gibi derneklere üyedir. Türkiye Otizm Eylem Planı çerçevesinde Sağlık Bakanlığının başlattığı aile hekimlerinin otizm erken tanı eğitim planını çerçevesinde tanı ve tedavi sürecinde görev almıştır.

Üsküdar Üniversitesine bağlı NP Etiler Tıp Merkezinde Çocuk ve Ergen Uzman Psikiyatristi olarak hizmet vermektedir.

11.05.2022

https://www.istiklal.com.tr/haber/hiperaktif-cocuklar-yaramaz-mi/690062

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.