HÜR OLANLAR ANCAK İBADET EDEBİLİR

SÖZE böyle giriş yapmıştı. Bu zaten bilinen bir husus değil miydi?

İradeye bağlı bir biçimde kulluğun ifası akıl varlığına sahip bir kişinin özgürlüğünü kullanarak gerçekleştirdiği bir eylemdi.

Başka türlüsü zaten düşünülemezdi, zira akıl yönünden eksilik kişinin iradesini ortadan kaldırırdı.

Dolayısıyla bir mükellefiyetten söz edilemezdi.

Belli ki söylenmek istenen başka bir husus vardı o nedenle devamını bekledik. Gelen cümle şuydu:

“Hür olanlar ancak YALNIZ Allah’a ibadet edebilir.”

Mesele dallanıp budaklandı. Meydan hararetli tartışmalara sahne oldu.

Fikirler ortaya döküldü, karşı düşünceler dile getirildi ve sonunda da konu hükme bağlandı.

ÖNCELİKLE hür olma hususu tam anlaşılmalı elbette…

Özgürlük konusu tarihin neredeyse her döneminde tartışılan ve üzerinde çok düşünülen ve farklı yaklaşımlar geliştirilen bir mevzu.

Din bilginlerinin yaklaşımları var. Felsefenin ileri sürdüğü ve tartıştığı özgürlük anlayışı var.

Modern çağ insanının hiçbir şeyle bağlı olmamak gibi tutarsız bir önermesi mevcut…

Yani bu hamur çok su götürmüş her zaman.

HÜR olmak, bağlı olmamak, bağımlı olmamak demek…

Dış ve iç etkenlerin tesirinden uzak kalabilmekle mümkün olan bir hâl…

Kendi kendini belirleme hakkına kavuşmak.

Kendin olabilmek ve öyle kalabilmek cesaret ister, bedel ödemeyi gerektirir. Tercihtir.

Fert olmak hür olabilenlerin elde ettiği bir mertebedir.

Güdülenenler, yönlendirilenler, kendi istekleri dışındakileri gönüllü yapmak için robotlaştırılanlar kendilerini hür bir fert olarak görebilirler ama bu gerçek değildir.

Acı çekmemek için kendini afyonlamaktır. Başını kuma gömmektir.

Hür olmak vicdan, düşünce, söz ve eylemin birlikteliğidir, ortaklığıdır.

Zincirin bir halkası gittiğinde gerçekleşmez.

ÖNYARGILARINDAN kurtulamayanın hür olmasından bahsedilebilir mi?

Cehaletinin karanlığına ilmin ışığını tutmaktan korkan hür olabilir mi?

Eleştirilmekten korkan, kınanmaktan kaçan kişinin kendisini hür görmesi ne kadar inandırıcı olur?

Hür olan gelişmekten kaçar mı? Değişmekten ürker mi?

Fikirlerini serbest tartışma ortamına süremeyen ve onları gerekçelendirip savunamayan aslında o düşüncelerin sahibi değil esiri olmuştur.

Sorgulayamayan özgür değildir.

Soru sorulamayan hiçbir yer hürriyetten nasip alamamıştır.

HÜR olmayı başaramayanlar despot olurlar.

Başka fikirlere tahammül edemezler. Bunları bir saldırı olarak algılarlar ve hemen hücuma geçerler.

Sadece kendisi gibi olanlarla oturup kalktıklarından kendilerini güvende hissederler.

Tatlı bir uyuşuklukla yaşayıp giderler.

Hayallerinde kurguladıkları dünyanın dağılması onları ciddi şekilde kaygılandırır.

Kölelikten azat olmak istemeyen kölelerin davranışlarını gösterirler.

ZITLIKLARIN tamamlayan, bütünleyen yanlarını ancak hür olanlar görebilirler.

Hür olmayanlar gerçekten üzülemezler bile.

Acı veren olayı yaşayanlar kendi meşrebinden, mesleğinden, ırkından, inancından değilse onlara üzülemezler. Bu kadarını bile kendilerine yasaklamışlardır.

Hür olanlar yargılamazlar, etiketleme yapmazlar, kategorize etmezler, olguya odaklanırlar.

Ve hâdise üzücüyse, üzülürler.

ZORBALAR hür olmamızı istemezler.

İdarî, fikrî, meşrebi, dinî her türlü zorlamayı pervasızca yaparlar.

Bu baskıcı zorbalar genellikle hürriyet, özgürlük gibi kavramları kullanıp tam tersini gerçekleştirirler.

Hürriyet karşıtı olan bu baskıcılar hakikati sevmezler. Sever gibi yaparlar.

Aklın özgürlüğü fikrinin önüne türlü bahaneler koyarlar.  Aklı ve iradeyi küçümserler, kınarlar.

Akıl ile yol bulunamayacağını güçlü biçimde seslendirirler.

Yüce kitabımızda akla hiçbir olumsuz vurgu yapılmamışken bunu din ve iman adına fütursuzca yaparlar.

Hür olanın tahakküm etmeyeceğini ve aklını kullanan hürlerin başkasının tahakkümünü kabul etmeyeceğini iyi bildiklerinden bu eylemlerini ustaca perdeleyip iyi bir iş yaptıklarına inandırırlar.

HÜRRİYETİ imanda bulmak mü’minin şiarıdır.

Allah’ın hükmüne tabi olmak her türlü nefsi arzu ve isteklerin kölelik zincirlerini kırmakla yani hür olmakla mümkündür.

Sebeplere esir olmaktan kurtulmakla elde edilir.

USTA tüm bu ve benzer meselelerin konuşulmasından sonra sözlerini şöyle tamamlamıştı:

“İnsanlık hiç ibadetsiz kalmamıştır. Namaz kılmıştır, sunaklarda kurban kesmiştir, iyilikler yapmıştır, ruhani ritüeller geliştirmiştir. Ancak bunu şeytanın ve nefsinin esaretinde kalarak şirk üzere yapmış, aracılar koymuş, onlardan medet istemiştir. Hür olanlar ancak YALNIZ Allah’a ibadet edebilirler. Bu sebeple YALNIZ Allah’a kulluk etmek her türlü şeytanî, nefsanî kayıtlardan kurtulmakla mümkündür. Yani hür olmakla…”

Yalnız Allah’a kul olan ve yalnız O’na ibadet eden tevhit ehlinden olmak niyazıyla.

Ya Selâm!

07.03.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/hur-olanlar-ancak-ibadet-edebilir/676810

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.