İMKÂNI İMTİYAZA DÖNÜŞTÜRME HASTALIĞI

YARALI olduğumuz bir konu bu.

Rabbimizin bizlere vermiş olduğu bir ihsanı, bir ikramı, lütfu, keremi, bunu vereni unutup devre dışı bırakarak anında imtiyaza çevirmeye kalkıyoruz.

Bu bir hastalık mı, evet, fena bir maraz.

Çok kötü bir eğilim.

Bir varlık gösterisi… Bir kibir şovu… Bir benlik şatosu inşa etme eylemi.

Ben varım ve başkaları yok anlayışı…

Üstelik tüm bunlar benim kendi kendime elde ettiğim, kazandığım, kurduğum, mülkiyeti bana ait olan hususlar demek anlamına geliyor.

Allah cümlemizi bu hastalıktan ırak tutsun.

ŞEYTAN bu işin piridir.

İlk defa o ihdas etmiştir.

Başlangıcı o yaptığı gibi devam ettiren yine odur.

Elbette bu anlayışı sürdürenler de şeytanın yolunu, yöntemini benimseyip, onunla dostluk ilişkilerini geliştirip büyütenlerdir.

Kendisine yaratıcımız tarafından verilen imkânları başkalarına üstünlük vesilesi olarak görenleri Kur’an-ı Kerim’de yer alan iblisle ilgili âyetleri iyi inceleyerek tespit edebiliriz.

Teşhis edebiliriz.

Aynı zamanda bizim bu yönde bir zaafımız olup olmadığını da bu çalışma sonrasında açık seçik görebiliriz.

Hatırlanacağı üzere İblis Âdem’e yapılan secde dâvetine kendi yaratılış malzemesini öne sürerek üstünlük dâvâ etmiş imkânı imtiyaza dönüştürme çılgınlığına teşebbüs etmişti.

Kendisini yaratanın emrini dikkate almayarak O’nun çağrısını bu imtiyaz fikri üzerinden reddetmişti.

Halbuki yaratılışın malzemesi ne olursa olsun emri kendisini yaratan vermişti.

Ve mesele orada bitmişti.

Çok bilgili olabiliriz.

Bu bir imkândır ancak o ilme bizi eriştiren Rabbimizdir.

Çok kâmil olabiliriz.

Bu bir imkândır amma o kemalâta bizi ulaştıran yaratıcımızdır.

Çok mâhir olabiliriz.

Bu bir imkândır lakin bizi o maharete sahip kılan Sahibimizdir.

Çok zengin olabiliriz.

Bu bir imkândır ancak bizi o varlığa kavuşturan yerin ve göğün içindekilerle beraber yegâne sahibi olan Allah’tır.

Çok güzel, çok alımlı, çok çalımlı, çok etkileyici, çok çekici, çok cazip, çok sevilen, çok saygı duyulan olabiliriz.

Bunlar birer önemli imkândırlar amma velakin bunlar kendi kendine mi olmuştur?

Allah’ın etkisi yok mudur?

Müsaadesi yok mudur?

Muradı yok mudur?

İzni yok mudur?

Sebebi yok mudur?

İşte imkânı imtiyaza dönüştürmek bunları yok saymak ve tüm bunlar üzerinde mülkiyet iddia etmek demektir.

İLMİYLE övünüp böbürlenmeyenler bunu idrâk edenlerdir.

Peşime düşün demeyip hep birlikte Hakkın ve hakikatin peşinden yürüyelim diyenler bunu anlayanlardır.

Zengin olduğu halde fakirleri düşünüp varlığını onlarla paylaşanlar imkânını imtiyaza dönüştürme nobranlığına pirim vermeyenlerdir.

Ben kurtulmuşa erenlerdenim, sizler yanıp kül olmuşlardansınız, o halde sizi ben kurtarırım, sadece benim dediklerime kulak verin ve kurtulun demeyenler bu sırra agâh olanlardır.

Kendisini özel bir varlık, istisna ve müstesna, farklı ve üstün, ayrıcalıklı görmeyenler meseleye vâkıf olanlardır.

KİM hayata dair hangi hususta olursa olsun verilen imkânları kendine özgülüyorsa ve bununla bir otorite kurmaya çalışıyorsa hemen ondan yüz çevirip kaçmak gerekir.

Kulluk çizgisinden sapanlar kendisini özel ve önemli görür. Bizlere de bunu pompalar. Çevresini bunun için kullanır. Mitleştirilmesini sağlar ve hayâli hikâyelerle güdülemeye çalışır.

Kendisini vazgeçilmez addeder ve bizimde buna inanmamızı ister.

Kendisine itaati Allah’a itaat ile eş tutmaya cüret eder.

Yani hevasına uyar. Onu ilahlaştırır.

Bunlar imtiyaz hırsızıdırlar.

Allah cümlemizi bu türlü yol çeldiricilerden muhafaza buyursun.

Ya Selâm!

13.05.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/imkani-imtiyaza-donusturme-hastaligi/690625

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.