İSLÂM SAĞLAMLIKTIR

ÇOCUKLUK yıllarımızdı.

İnsanların temel gıdasının muhabbet olduğunun bilindiği ve buna gereği gibi itina gösterildiği vakitler.

Çıkara dayanmayan, saf muhabbetler yani.

Muhabbet ise kendini en iyi sohbetlerde açık ederdi.

İnce ayrıntılar ortaya çıkar, nüanslar fark edilir hâle gelirdi.

Söz, sözü kovalar, cümle, cümleyi açar ve zaman değerlenerek su gibi akıp giderdi.

Bir nevi açık öğretim hatta eğitimdi.

Ben bunu tüm benliğimle yaşayabilmiştim.

O sebeple yazıp çizdiklerimizde, sözümüze itibar edenlerle söyleşilerimizde o günlerden kalan kimi hâtıra kırıntıları gelip kendisine muhakkak yer bulurlar.

Şimdi olduğu gibi.

KÖYÜMÜZE yeni bir öğretmen gelmişti.

Ahali tüm sıcaklığı ile bağrına basmıştı. Kimi muallim, kimi hoca kimi de öğretmen şeklinde ünlüyordu.

Kendisine asla yemek yaptırtılmıyor her akşam bir hâneye misafir edilip ağırlanıyordu.

Öğretmen ikindi sonrası köy içine iniyor genellikle de evimizin arka tarafına düşen harmanda söğütlerin altı mekân tutularak yapılan sohbete iştirak ediyordu.

İmamın katılımıyla harlanan muhabbetti devam ettirmek için öğretmen o gün “İslâm nedir?” diye sormuştu.

Mevzu epeyce uzun sürdü.

Herkes kendince katkı sundu.

Söz eteğini çekip kendini toplarken hepsini gayet ârifane bir sakinlikle dinleyen dedem son cümleyi söyledi:

“İslâm sağlamlıktır!”

KÖYLÜDÜR diyerek geçip gidemezsiniz.

Öylesine sarf edilmiş bir cümle muamelesi yapamazsınız.

Evet, ne imamın anlattığı kadar âyet hadis kullanabilir anlatımında ne de öğretmenin edebî kudreti beklenebilir ama sözü eskiler hayatın özünden çekip alırlar.

Yalındır.

Sadedir.

Katışıksızdır.

Kısadır ama içi öz doludur.

Kimi zaman lübbün lübbü yani özün özü şeklindedir.

Süzme bal kıvamındadır.

YILLAR geçti, devran döndü.

Dinledik, söyledik, okuduk, yazdık ama bugün bile sorsanız ben tereddütsüz aynı cevabı verebilirim.

“İslâm sağlamlıktır!”

Şeytanın üflemelerine karşı sağlam durmaktır.

Onun piştarlarına ve türlü hileli davranışlarına karşı dik duruşlu olmayı muhafaza ederek sağlam kalabilmektir.

Nefsin cazibedâr oyunlarına karşı gönlü diri kılıp sağlam durmaktır.

Menfaate yenilmemektir.

Şöhretle bulanmamaktır.

İmkânlarla şımarmamaktır.

Varlıkla övünmemektir.

Yoklukla yerinmemektir.

Şirk pisliğine düşüp Hakkın başkasının huzurunda eğilmemektir.

Kendinle yüzleşmekten kaçıp gerçeği açığa çıkarmaktan korkup örtmemektir.

Duruma göre tavır geliştirip orada öyle, şurada şöyle olmamaktır.

Zalime taviz vererek eğilmemek, mazlumun üzerine yürüyüp göstermelik cesaretlere yeltenmemektir.

Kendi zararına olacak olsa bile adaletten kıl kadar sapmamaktır.

Dünya sevgisinin kalbimize sızmaması için kişilik inşasında sağlam ve kesin bilgiyi kullanmaktır.

Dedem o gün haklıydı, bugün daha da haklı.

Evet, İslâm sağlamlıktır.

DÜN konu üzerinde düşünürken kısa bir araştırma yapma duygusu doğdu içimde.

Peşini bırakmadım ve şu bilgiye ulaştım.

İslâm kelimesi S L M kökünden geliyor. Eski Arapçada “Sert kaya” demekmiş.

İçinde boşluk, oyuk, delik, gözenek barındırmayan sıkı bir yapıya sahip olan kaya ancak sert olabilir.

Farklı alaşımlar barındırmayacak.

Ağırlık oranları farklı olan elementler içermeyecek, yekpare olacak.

Oradan buradan toplanmış kültürel ve inanç öğeleriyle oluşmayacak, sadece ilahî vahye dayanacak.

Rabbimizin Maide Sûresinde “Bugün sizin dininizi tamamladım, olgunlaştırdım, mükemmel kıldım” anlamına gelen mesaj tam da bu sağlamlığı ifade etmiyor mu?

Allah bir şeyi yaptığında en mükemmel, en sağlam şekilde yapmıyor mu?

Eksiksizdir yani başkaları tarafından tamamlanmaya, bütünlenmeye, eksiklerinin giderilmesine ihtiyaç olmaz.

Sağlamdır.

Muhkemdir.

Dedem bunları bilerek mi söylemişti bilemem ama doğruyu söylemişti.

İslâm sağlamlıktır.

Bize düşen ise bu sağlamlığa yaraşır, küfür ve nifak rüzgârlarıyla aşınmayan sağlam bir Müslüman olmaktır.

Ya Selâm!

25.03.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/islam-saglamliktir/680396

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.