İYİLİK HİKÂYELERİ

HAKİKATİN deminden pay sahibi olanlar “Süzme iyi” olurlar.

Tüm tortulardan kurtulmuştur.

Süzülmüştür.

Katışıksız hâle gelmişlerdir.

Yabanlık barındırmazlar artık bünyelerinde.

Benlik kokusunu ruhundan gidermiş ve her eyleminde gayrıyı öncelemeye başlamıştır.

Onlar “Önce sen” deme erdemine ermiş, insanlığın hayrını bayraklaştırmıştır.

İYİLİK, “Senin içinde olan ama senin içinde olmadığın eylemdir” şeklinde tarif edilir.

Bu seviyeye gelmek elbette kolay değildir.

Çilelidir.

Zahmetleri rahmet görme ve bilme inceliğidir.

Zarafet imbiklerinden nice yanma ve kavrulma sonrasında ağırlıklarını terk edip buhar gibi dinginlikle yükselmektir.

Dâvâsı kendi olmayanların kârıdır.

İyi görünmek için gayret edenlerin değil, saf iyi olmak için mahviyet perdesine bürünenlerin hâlidir.

Bu ise varlık ve benlik libasından soyunmakla ancak mümkündür.

ERSİN Karaca şairdir.

Ama evvela iyilik yolcusudur.

İyilik yolunun bahtiyar bir yolcusu…

Sessizdir.

Ama nefesi derin olan bir sessizliğin tâlibidir.

Alayiş ve nümayişten uzak kendi derununda iyiliğin kozasını örmektedir.

İpeksi duyarlılıkların kundağında sarılıp sarmalanmıştır.

Başka türlü yalan ve kötülük rüzgârlarına karşı ayakta kalıp “İyilik Seferberliği” başlatmak nasıl mümkün olabilir ki?

UZUNCA bir süredir Üsküdar’ın farklı noktalarında “İyilik Çağrısı” yapmaktaydı.

Toplum içinde rahmetin dânelerini beklentisiz bir tarzda gönül toprağına saçan irfan yolunun yolcuları olmaya çalışanları bulup hakikat kürsüsüne çıkarıyordu.

Sorular soruyor, cevaplar alıyordu.

Yorucu bir deşifre ve redakte etme çalışmasından sonra bu konuşmaların bazılarını kitaplaştırdı.

“Hepsinden iyice bir gönüle girmektir” mottosu ve “İYİLİK HİKÂYELERİ” ismiyle bu söyleşiler H Yayınları arasında kitap hâline gelip raflarda yerini aldı.

Emeği geçenlere şükran borçluyuz.

Kitapta Mustafa Özdamar, Mim Kemal Öke, Kemal Sayar, Nurullah Genç, İsmail Acarkan, Ömür Coşkundere, Yusuf Tosun, Mahmut Kaya ile birlikte biz fakirin sohbeti de kitapta yer buldu.

Konuşmacıların fotoğrafları, kısa özgeçmişleri ve Ersin Karaca’nın sıcak değerlendirme yazılarının ardından metne ulaşılıyor.

İyilik yolunun mesut yolcusu olmak isteyenler bu kitabı sanırım bağrına basacaklardır.

Öyle de olmalıdır.

Bunu yapamadığımız sürece kötülüklerden şikâyete hakkımız olmayacaktır zira.

Bir mum yakabilme mecali bulamayanlar karanlıklar içinde kalan gönüllü mahkûmlar değil midir?

Erlik meydanı erlerin hakkıdır.

Erlik taslamak ise sokak kabadayısı olmaktan öte bir anlam taşımaz.

Demem o ki, Ersin Karaca’ya ve konuklarına kulak verilmelidir.

Kâfi değil.

Gönül kabartılmalıdır.

İyilikleri çoğaltıp yaygın hâle getirmek için gereken şartları yerine getirmekten daha fazla kaçınamayız.

Bu bizi sadece söylem insanı yapar, eylem insanı yapmaz.

İyilik ise sadece bir duygu değildir.

His değildir.

İyilik kulluk şuuru ile Kur’an-ı Kerim’in sadasını yürekten işiterek lazım geleni yapmaktır.

Fahr-i Kâinat Efendimizin kutlu izinde coşku ve iştahla yol almaktır.

Övünerek olmaz.

Caka satarak olmaz.

Sağa sola ayar vererek başarılamaz.

Yapmadıklarını öğütleyerek elde edilemez.

“Sahte iyiler” olmaktan çıkıp “Gerçek iyiler” olmaya mecburuz.

Yoksa iyilik hikâyeleri biriktiremeyiz.

Minik bir üflemeyle sönen renkli balonlar taşımaktan sıkılmadık mı artık?

İçinde kendimizin bulunmadığı iyilikler yapmaya Rabbimizin bizleri muvaffak etmesi niyazıyla.

Ya Selâm!

12.01.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/iyilik-hikayeleri/665546

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.