KAÇI, KAÇ GEÇMEMEKTEDİR

SORU ilk bakışta yanlış görünmektedir.

Kaçı, kaç geçiyor yerine kaçı, kaç geçmemektedir diye sual ediyordu.

Şaşalıyorduk.

Ne demek istediğini anlayamadığımızdan doğru cevabı bulmakta güçlük çekiyorduk.

Bu soru onun her karşılaştığı, muhabbete oturduğu herkese yönelttiği sohbete başlama cümlesi hâline geldi zamanla.

Alıştık tabi.

Kanıksadık.

Üstümüzde ülfet oluştu.

Ve üzerinde düşünmeyi bıraktık.

KAÇI, kaç geçmemektedir.

Esasen yapman gerektiği hâlde yapmadığın ne var demekti bu.

Vaktin hakkını verdin mi?

Bulunman lazım gelen yerde vakti vaktine bulundun mu?

Elinden tutman gerekeni bir saniye bile gecikmeden tutup kaldırabildin mi?

Sen yerken yiyemeyeni düşündün mü?

Hatta elindeki lokmayı bölüşüp önce onun yemesini temin ettin mi?

Varını yoklarla takas ettin mi?

Çoğunu azlarla değiştin mi?

Kendi yaralarından evvel başkalarının yarasına merhem sürebildin mi?

Hatta merhem olabildin mi?

Kaçı, kaç geçmemektedir dediğinde üç kelimeden müteşekkil bu cümleye tüm bunları sığdırmaktaydı.

MÜEZZİN elini kulağına atıp çağrıya başlamadan önce sen kalbini bu dâvete hazır hâle getirebildin mi?

Kulaklarından duyduğun sadâyı ruhunla işitebildin mi?

Hakkın divanına herkesten evvel varabildin mi?

Alnını secdeye koyup Rabbinin emrine boyun eğerek baş koyduğunu düşünürken tüm latîfelerinle bunu o secdeden önce yapabildin mi?

Tam bir teslimiyet ile Müslüman olabildin mi?

Dilinle yarım yamalak söylediğin ikrarı önce kalbinle tasdik edip hayatına hayat yapabildin mi?

Geç kalmamayı başarabildin mi?

İşte, kaçı, kaç geçmemektedir dediğinde tüm bu mânâları bağrında barındıran bir cümle hediye ediyordu bize.

AĞDALI sözler duymayı beklemek her zaman yerinde değildir.

Sadeliğin zirvesini Fahr-i Kâinat Efendimizin her hâlinde, her hareketinde görmüyorsak nakıs kaldık demektir.

Onun muhteşem örnekliğini kâfi derecede idrak edemedik anlamına gelir bu.

Dolayısıyla okuduklarımızın ezberden öteye geçemediğinin bir kanıtı.

Hâlini, hâlimiz yapamayışımızın en güçlü delili.

Bakmayın siz sazı elimize aldığımız zaman her telden çalıyor olmamıza.

Ölçü bu işte.

Kaçı, kaç geçmemektedir.

ÖNCE sen diyemediğimiz sürece bu cümle sırrını bize açmayacaktır.

Muhteşem hırkasının içine almayacaktır.

Ve…

Ruh üşümelerimiz devam edecektir.

Oturup düşünmeliyiz.

Aklımızı başımıza devşirmeliyiz.

Kalbimizi yüce kitabımızın aydınlığı ile ışıtmalıyız.

Isıtmalıyız.

Yeni yılın şu ilk günlerinde kendimize ayar vermek için tekrar soralım o halde.

Kaçı, kaç geçmemektedir.

Ya Selâm!

04.01.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/kaci-kac-gecmemektedir/664060

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir