KANARYALAR SU İÇERKEN GEL

UĞUR CANBOLAT

SARININ her tonuna boyan da gel…

Tıpkı kanaryalar gibi.

Sesini de yanına al.

Sen söyle ben dinleyeyim…

Ve illa kanaryalar su içerken gel…

İlâhi rahmetten beslenirken…

Her yudumdan sonra şükürlerle bezenirken gel.

ALTIN bir serçe gibi…

Sekerek gel.

Kırıntıları toplarken gösterdikleri ihtimamı dikkate alarak…

Nimetin, rızkın ne olduğunun şuurunda bulunarak.

En büyük lütfun birbirimize verilen kalplerimizin bilincinde olarak…

Serçe gibi sekerek gel.

İçten ve biraz ürkek…

GÜVERCİNLERE yem verirken gel.

Ki, birlikte besleyelim.

Daha doğrusu beraber beslenelim.

Hani onların bir havalanışı bir konuşu gibi konalım kalplerimize…

Duygudan duyguya geçişlerimiz olsun.

Renkten renge seyahatlerimiz.

Her ses tonuyla seslenelim birbirimize…

Hey diyelim…

Ey diyelim…

Sonrasına ilk kez sadırdan doğmuş terütaze cümlelerle…

MUHABBET kuşunun ilk heceyi çıkarması sırasında gel.

Ki, muhabbeti senden öğrensin.

Bilsin.

Görsün.

Tecrübe etsin.

Muhabbet kuşu olmanın hakkını versin böylece.

Muhabbet ki, ehlini bulunca çoğalır.

Bereketlenir.

BEGONYA gibi gel mesela…

Menekşe gibi ya da.

Sümbül kokarak veya.

Papatya mı dedin…

Ne güzel olur.

Bir papatya gibi gel.

Üzerinde illa bir uğur böceği bulunsun uğurlar yüklenmiş olarak kanatlarına.

Çiğdem gibi açarak gel.

Bir fuşya, küpe çiçeği gibi gönlüme küpe olacak sevimli kelimeler takınarak.

Gül yaprakları gibi iç içe dürülmüş olarak gel.

Her yaprağı gerçeğimizi fısıldasın.

Sevgiden sayfalar aşsın.

Sevdanın nutkunu duyursun.

Aşkın hitabını diline düşürsün…

Ve senin dilinle seslensin.

Kardelen tevazusunu bırakmadan…

Sade ve görkemli.

Lavantalar kokarak gel…

Nergis naifliğinde.

Ah o zambak.

Nasıl da seversin onu.

Ve nasıl severim.

GEL.

Yeter ki, gel.

Geldiğinde laleler gibi geleceğini bilerek gel.

Ama mevsimlik değil.

Ömürlük olarak gel.

Yetmez.

Sonsuzluk hırkasına bürünerek gel.

GÜNEŞ ışıklarını salarken gel.

Olmazsa kuşluk vaktinde.

Yapraklara düşen şebnemler henüz taze iken…

İnsanlar çoluk çocuğunun rızkının peşine düştükleri demlerde…

Güneş gibi ışıyarak gel.

Isıtarak gel.

AY buluta girmeden gel.

Nazlı nazlı süzülürken…

İçimizde biriken tüm kuşkuları berraklığı ile dağıtırken gel.

Hasretin kıskacında vuslat bekleyen âşıklara göz kırparken…

ÇOBAN kepeneğine bürünürken gel.

Elindeki asasını bir ileri bir geri çevirirken…

Rüzgâr saçını savururken.

Ve heybesindeki sudan ilk yudumu besmele ile alırken gel.

YILDIZLAR muhabbetin sohbet sofrasına otururken gel.

İyilikten, güzellikten, hayırdan yana cümleler kurarken…

Göğün enginliğine yüreklerimizi çekerken…

Bizler gözlerimi gökyüzüne verip şu süreyya, bu kutup yıldızı derken gel.

Çölde yolunu şaşıranların buldukları izden dolayı sevinçle doldukları o vakitte gel.

HEYBENDE muştularla gel.

Dilinde niyazlarla gel.

Eller şükürle yüzlere sürülürken gel.

Akşam namazını kılan müminlerin camiden evlerine dağılışları sırasında gel.

Ruhun arınmışlığıyla gel.

Gönlün coşkunluğu ile gel.

GEL ve bul.

Yoruldum demeden.

Çok aradım demeden.

Nice dereleri susuz geçtim demeden.

Nice ovalarda sesime sesini aradım demeden.

Nasır tutmuş ayakların, yanmış ellerin ve çatlamış dudaklarınla…

Gel ve bul.

BURADAYIM.

Nöbetteyim.

Hadi gel artık.

İLLA da kanaryalar su içerken gel.

Hakikatinle.

Tüm gerçeğinle.

Sade ve katışıksız olarak.

Billur gönlün, titreten sesin, ayıltan bakışın ve diriltici nefhan ile gel.

Nefes olmak için…

Nefîs olmak için…

Cân olmak için…

Can bulmak için…

Gel.

Ya Selam!

17.03.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/kanaryalar-su-icerken-gel/613574

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir