KOMANÇERO ORHAN

UĞUR CANBOLAT

YILDIZ Burkovik’e ait bu sesleniş… Uzman Klinik Psikolog. 

Yıllarca birlikte televizyon programı yaptığımız kendini topluma adamış olan bu iyiliksever insan Orhan Koçdemir’e böyle seslenirdi.

Ne anlama geldiğini bilmediğim gibi sayın psikologun hangi mânâyı yükleyerek ünlediğini de bilmiyorum.

Büyük ihtimalle Koçdemir’in hareketli yapısına işaret ediyor olabilir.

PROF. Dr. Nevzat Tarhan Hoca ile Üsküdar FM radyosunda dinleyici sorularını da cevaplamayı içeren “Mikrofon Sizde” adıyla bir program yapıyorduk. Her konuda muhakkak söyleyecek bir fikri bulunan Yaşzede Bayram Subaşı vesilesiyle tanışmıştık hocayla.

Karşılığı olan ve çok dinlenilen bir programdı.

Zamanla Nevzat Tarhan Hoca ekinini de dâhil etti. Her hafta dönüşümlü olarak diğer uzmanlar gelmeye başlamıştı. Semra Kaya Baripoğlu, Yıldız Burkovik, Orhan Gümüşel, Aynur Sayım programa dönüşümlü katılıyor soruları cevaplandırıyorlardı. Katılım planlamasını yapan işletme müdürü Hasan Matrak İzmir’e yerleşme kararı alınca görev bana teklif edildi.

HOCA ile görüşmeye bir akşam vakti çağrıldım.

Yer Kadıköy Feneryolu.

O zamanki adıyla “Memory Center Of İstanbul”

Psikiyatri Merkezi.

Alanında yenilikler yapmayı ilke edinmiş bir lider ve ekip.

Henüz Etiler Tıp Merkezi açılmamış.

Ümraniye’de alanında ilk hastane olan NP İSTANBUL BEYİN HASTANESİ kurulmamış.

Ve yine Üsküdar’ın pek çok noktasında yerleşkeleri bulunan Üsküdar Üniversitesi ortada yok.

Harika ahşap bir köşkte Çocuk Ergen ve Yetişkinlere psikoloji hizmeti sunuluyor.

Hocayı Dr. Osman Sabuncuoğlu’nun odasında beklerken yönetici arkadaş seni biriyle tanıştıracağım diyerek onu çağırdı.

AKLIMDA projeler var.

Hazırlayıp o zamanki imkân olan faks ile göndermiştim ama yine de zihnim tedirgin.

Kaygılıyım.

Hayatımın yeni ve heyecan verici bir bölümü açılacak.

Kapıdan uzun boylu, zayıf, saçları arkaya taralı, hızlı hareket eden genç bir adam girdi.

Karşıma oturdu.

Hâlâ zihnimde en canlı hâliyle duran o muhteşem gülüşü ile karşılandım.

Daha önce kurumda yöneticilik yapmış olmasına rağmen büyük bir gönüllülükle yardımcı olacağını söyledi.

Bu gülüş harikaydı.

Sahiciydi. Sıcaktı.

Güven vericiydi.

İşbirliğine açıktı.

Desteğe hazırdı.

Komançero Orhan’ın bu gülüşü üzerimdeki tüm stresi aldı.

“Tamam” dedim, “Olacak bu iş. İçimi ısıtan bu gülüş yolda bırakmaz. Yanlış yapmaz.”

Nitekim böyle de oldu.

Çok şükür!

KOMANÇERO Orhan gadre uğramışlardandı.

Sırf namaz kılıp Risale-i Nur okuduğu için henüz kışlaya bile çıkamadan ordudan atılmıştı.

Üniforması elinden alınmıştı.

Yaşzedeydi.

Konuyu ailesine anlatabilmesi hiç de kolay olmamıştı.

Anlatılamayınca anlaşılmak da kolay olmuyordu.

Bu hicranı hep içinde taşıdı ama kimseye düşman olmadı.

Kin beslemedi.

Asayişi bozacak en küçük bir eylem aklına bile gelmedi.

İman sınavı onu erken yakalamıştı.

BİSİKLETÇİYDİ.

Göztepe’de kaldığı öğrenci evine onunla rüzgâr gibi gider gelirdi.

Son öğrendiğim bilgi bunu sürdürdüğünü gösteriyor. İstanbul’dan Bursa Orhangazi’ye annesini görmek için 88 km bisikletle gidip gelmiş. Yalova Kürtköy-Güneyköy mevkiinde dinlenirken kendi sınıfı olan Jandarmalarla karşılaşıp gerçekleştirdikleri hoş ve şaşırtıcı muhabbetleri dinlemeye değer.

KÖTÜLÜĞÜ içine misafir edip almayan tanıdığım nadir insanlardan biriydi.

İkinci ajandası olmadı hiç.

Önü arkası birdi.

Saklamayı bilmezdi.

Düşündüğünü dürüstlüğün zarafetle harmanlanmış harika bir şekliyle ifade ederdi.

Nazikti.

Tartışma yanlısı değildi.

O sebeple aramızda hiç mesele olmadı.

Kırgınlık zuhur etmedi.

ONA bir isim ver denmiş olsa “Hemen Orhan” derdim ona.

Ne zaman bir iş istesem, bir şey talep etsem bir dakika bile geciktirmeden “Hemen abi” derdi.

İtiraf etmem gerekirse bu güne kadar bir talebim karşısında “Hemen” diyerek yerinden fırlayan başka birine rastlamadım.

YENİLİKLERE açık bir insan… Zihnine blokaj koymaz. Kendini kapatmaz.

Yapılabilecek bir husus ise mazerete asla sığınmaz ve o en kısa sürede gerçekleşir.

Pek çok hususta buna tanık oldum.

Bir defasında olmayacak bir şey istedim. Ret etmedi ve biraz düşünüp şöyle dedi: “Sen bunun bu şekilde olabileceğini düşündüysen eğer muhakkak başkalarının da aklına gelmiştir. Araştırma yapayım.”

İki gün sonra okuduğu yabancı kaynaklardan istediğim hususun olabileceğini görmüş ve gerçekleştirmişti. İşlerimiz için büyük bir kolaylık sağlamıştı.

UZUNCA muhabbetlerimiz olurdu. Buna ufuk turları da denebilir.

Bir nevi zihnî tefekkür gezileri şeklinde gerçekleşirdi.

Bizi yenilerdi.

Mutlu olurduk.

ÖNCEDEN tanıdığım bir süre beraber çalıştığım Betül Teziş ile tanıştı. Hayatını birleştirdi.

Betül şimdi kendini ilmi konulara verdi, harika okumalar yapıyor ve güzel yazılar yazıyor.

İki güzel evlatları olan İnci Deniz ve Dilâra ile yaşayıp gidiyorlar.

YAŞ Kararları ile ilgili karar iptal edildiğinde Kamu’ya dönme imkânları oldu.

Teğmen rütbesinde iken atılmıştı. Yüzbaşı olarak döndü. Şimdi Albay rütbesinde.

Şu sıralar Marmara Üniversitesinin Bilgi İşlem liderlerinden birisi…

Sadık Güray Balatekin’in Akıl Fikir Yayınlarından çıkan “Madem O Var Her şey Var” kitabını teslim etmek için uğradığımda orada bulunmak istedi.

Kısa da olsa selamlaştık.

Yine aynı gülüş, aynı hareketlilik ve zayıflıkta…

Biraz saçlarına beyaz düşmüş, o kadar.

KOMANÇERE 19 y.y. da Kuzey Amerika’da yerliler ve yerleşimciler arasında ticareti sağlayan New Mexico yerlilerine verilen ad imiş.

Dedim ya Yıldız Burkovik’in ona neden bu şekilde seslendiğini bilmiyorum.

Benim tarifim “Hemen Orhan”, “Nurlu Orhan…”

HAYATIMIZA gelen isimler tesadüf değil. Muhakkak bize katacakları var, öğretecekleri var.

Ben Orhan Koçdemir’den çok şey öğrendim.

Birincisi de ‘Nasıl kardeş olunacağı’ konusudur.

Ben ondan razıyım.

Hakk da razı olsun.

Ya Selam!

24.03.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/komancero-orhan/615216

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir