KUR’AN NASIL SESLENİR?

HİTAP etme biçimi çoğumuz için önemlidir.

Bu sebeple kimi zaman yakın ilişkilerde sitemli tartışmalar yaşanır.

Sonunda tatlıya bağlansa da bu müzakereler, taraflar kendilerine uygun bir seslenme şekli tercih ederler.

Bu hitap tarzı onları motive eder. Canlandırır.

İşine ve gününe odaklanmasını sağlar. Verimi arttırır.

KİŞİNİN kulaklarından kalbine yürüyen bir sesleniş ne kadar da mühim…

Sevdiğin kişinin dudaklarından yine sevdiğin şekilde anılmak, bunun kulaklarında yankılanıp kalbinde sevinç çiçeklerinin açıldığını görmeyi herkes ister.

Bunun yanı sıra bazen de sevdiğimize hitap etmek bizi mutlu eder.

O ismi söylemek, o cümleyi kurmak, o vurguyu yapmak, istediğimiz o mânâyı yüklemek içimizi kabartır.

Seslenişimizin muhatabımızın kulağına erişmesini gözleriz.

Sonra o hitabın zihin, akıl ve kalp basamaklarından geçici ve yankılanışının ardına düşeriz.

Evet, tüm bunlar hitabın sahibi için çok mühimdir.

Güzel ses, güzel yankı yapar. İyi hitapların aksi sedası da iyi olur.

Gülümsediğin aynanın sana gülümsemesi gibi iyi ve güzelliklerle şefkat ve muhabbet dokunuşlarını sunduğun kalpten daha rikkâtli, incelikli, zarâfet yüklü geri bildirimler alırsın.

Bu muhteşem hitap döngüsü, içinde taşıdığın ışığı sürekli parlatır.

HİTAP, muhatap bulmak ister. Boşluk kabul etmez.

Bir değer atfettiği kişiye muhatap olur ve ona hitapta bulunur. Zira söz değerlidir.

Hitap eden ayrıca anlaşılmak ister. Kalp, kalbine mukabil bir kalbi bekler.

Söz, yankılanıp billurlaşarak renk tayfları gibi geçişler yapacak bünyeyi arar.

Saçlarını tarayabileceği bir duruluk bekler kendini görmek istediği suda.

Evet, hitap değerlidir. Muhatap kıymetlidir.

Bir göz için çok diyar gezen âşık bu sebeple hiç haksız değildir.

İNSAN birbirini doğurur aslında…

İletişim birbirini çoğaltır. Sevgi birbirinde artan kalplerin nasibidir.

Söz birbirine kenetlenebildiğinde sevda kanatlarını takıp gönül göğünde uçmaya başlar.

İyileştiren kelamlar iyi olan kalplerin ekinleridir.

İYİ hitap iyileştirir.

İnşâ eder. Şifâdır.

Derde derman, dize enerji, göze fer olur.

Güzel sesleniş, seslenilene iyi gelmez sadece, sesleneni de ihyâ eder.

Güzel sözün insanı bir iksir gibi etkisi altına aldığını hepimiz biliriz.

Buna direnemeyiz. Yapmayı denesek bile bu uzun sürmez. Pes ederiz.

ARKADAŞIMA bunları anlatıyordum bir heyecanın tatlı seline kapılmış olarak.

Yan taburede oturuyordu.

Saçı sakalı akça pakçaydı.

Güngörmüş biriydi besbelli, umur sürmüş, dinginleşmişti.

Gözleri farklı bir parlaklıktaydı. Kınayıcı bir tavrı yoktu.

Ben bilirim edasına bürünmüş biri gibi değildi.

İç dünyasında kendi muhabbet rüzgârını taşıdığı her hâlinden belliydi.

Saklayamıyordu.

Belki buna tenezzül etmiyordu, bilemiyorum.

Bir tatlı hitapla arkadaşımla aynı anda yüzümüzü bu ışıltılı bilge babaya çevirmiştik.

“ERENLERİM” diye hitap etmişti bize.

Bir yere erememiş olsak bile memnun olduğumuz aşikârdı bu seslenişten…

Ne sesin geldiği tarafa dönmeye direnebilmiş ne de hitapta yer bulan mânânın ağırlığı sebebiyle “Efendim” diyebilmiştik…

Arafta kalmıştık. Ne kabul ne ret arasında bir yerdi burası.

Tereddüdümüzü okudu gözümüzden ve seslenişini “Nazarlarım” diye sürdürdü.

Buna alışıktık. Ve seviyorduk.

Bu sebeple ikimiz aynı anda sanki planlanmış gibi “Buyurun Efendim” demiştik.

ARAMIZDAKİ muhabbetin konusunu beğenmiş ve harika katkılar sunmuştu.

Benim arkadaşıma anlattığım yerden aldı meseleyi ve Kur’an’da Yüce Rabbimizin nasıl seslendiğine getirdi düğümledi konuyu.

Biz işin daha çok dünyevî sayılabilecek romantik kısmında kalmıştık.

O bizi bambaşka tefekkür kapılarına bilgi temelli anlatımlarla taşıdı.

Allah razı olsun.

KONU çok geniş… Derin…

Üzerinde ehemmiyetle durulmalı derin mânevî dalışlar gerçekleştirilmeli.

Hitabın çeşitleri var örneğin.

Bazı hitaplar “Durum Tespiti” şeklindedir. Hitap edilen topluluğun veya kişinin hâlini belirler ve öyle seslenir.

“Ey birbirini candan seven insanlar.”

“Ey birbirini temelsiz mevzular üzerinden yıpratıp üzen kişiler…”

Burada var olan bir durumun tespit edilip seslenmeye dönüştürüldüğünü görüyoruz.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’den mîsal getirmek gerekirse; “Ey Âdemoğulları! Ey Nuh’un zürriyeti! Ey insanlar! Ey cin ve insan topluluğu! Ey benim kullarım! Ey İsrailoğulları! Ey Kitap Ehli!” şeklinde seslenişleri görebiliriz.

“Olumlu Hitaplar” şeklinde tanımlayabileceğimiz ikinci tarz seslenişler de var Kur’an’da. “Ey Resul! Ey iman edenler! Ey huzura ermiş nefis!” buna örnektir.  

Bir de üçüncü hitap şekli var ki, verilen nimetleri hatırlatır.  Nankörlüğe karşı uyarır. Cehennemle kotkıtmak maksadıyla olumsuz nitelemeli hitaplardır bunlar. Buna da şu örnekleri verebiliriz: “ Ey cahiller! Ey kâfirler! Ey sapkınlar! Ey mücrimler!”

GÖRÜLDÜĞÜ gibi meselenin muhtevası geniş. Olumlu hitap türleri, olumsuz hitap türleri var.

“Ey Nebi, Ey Resul, Ey iman edenler, Ey Müzzemmil, Ey Müddessir, Ey huzura ermiş nefis” gibi olumlu seslenişlerin yanı sıra  “Ey cahiller, Ey kâfirler, Ey yalancılar, Ey mücrimler” şeklinde olumsuz hitaplarda mevcut.

Vahy-i İlahîye bir de bu açıdan bakmalıyız. Eminim yine bizi şaşırtan ve bu güne kadar gözümüzden kaçmış nice sürprizlerle karşılaşacağız. Yeter ki, Kur’an’ı hayatımızdan uzak tutmaya çalışmayalım. Onunla yaşanacak aydınlıklı hayata talip olalım.

BİLGE kişi bizim içimize bu tohumu attı. Kısa bilgiler verdi. Ayrıntıya girmek artık bizlerin ödevi olmalı.

Bazı bilginler on beş, bazıları otuz hitap şekli var derken Kur’an-ı Kerim’de bazıları bunu kırka kadar çıkarıyor. Artık bunların neler olduğu ve muhtevalarındaki derinliklere seyahat etmek bizim işimiz olmalı.

Kendi dünyasını aydınlatmak için sevenlerin, dostların birbirine hitap şekilleri üzerine kendi halinde sere serpe devam eden bir sohbetin sonunun buraya bağlanabileceğini kim bilebilirdi ki?

Benim bir şikâyetim olmadı.

Sizlere aktardım işte, varsa bir yakınmanız duyalım efendim.

Ya Selâm!

06.05.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/kuran-nasil-seslenir/625178

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir