LEBLEBİ İKRAM EDER GİBİ ESMA VERİLMEZ

Merhamet biz insanların iyilik enerjisidir.

Bakış açımızdır.

Hayatı güzelleştiren tabiat ile doğru ilişki kurmamızı sağlayan sırdır.

İnsanlık ne vakit merhametten uzaklaştıysa dünya yangın yerine döndü.

Aileler dağıldı.

Eşler birbirine yabancı hatta düşman hâline geldi.

Çocuklar kaybedildi.

Komşular neredeyse birbirine mirasçı olacaklardı pozisyonundan çıktı neredeyse birbirini boğazlayacak cinnet seviyesine geldi.

Kısacası hayattan merhamet çıktığında elimizde ateş kaldı.

Kül kaldı.

Yıkılmışlık kaldı.

Pişmanlık kaldı.

İşte bu sebeple biz de siz değerli İstiklal Gazetesi okuyucuları için bu konuda eğitim ve seminerler veren “Esma’nın İnsan Üzerindeki Etkileri, MERHAMET” kitabının yazarı Hatice Fahrunnisa Hoca ile konuştuk.

——-

-Merhameti nasıl tanımlarsınız?

Merhamet; sakınarak, koruyarak, elem duyarak şefkat ve rikkatli bir kalp ile yardım etmek, destek olmak anlamına gelir. Diğer bir açıdan bir başka canlının hissettiği acıya cevaptır diyebiliriz. Bu da ancak empati ile olur.

-Empati temel olarak kişiye ne sağlar?

Farklılık algısı kırılır empatiyle.

Sınıf, cinsiyet, tür ayrımı olmaksızın, hiçbir önyargı ötekileştirme oluşturmadan bu bağ kurulur. Çünkü insanın doğasında vardır bu duygu. Bu yüzden merhamet bizi eyleme çağırır.

-İlginç geldi bana merhamet ve eylem ilişkisi, açabilir misiniz?

Elbette. Ramazanı yeni geride bıraktık. Bayrama eriştik. Orucun öğretici bir yanı da bu empatiyi sağlayarak merhametli olma erdemini açığa çıkarmak değil mi?

Evet, merhamet yapmaktır, karşımızdaki varlığın ihtiyacını gücümüz ölçüsünde karşılamaktır.  Bunu hür iradeyle yapmak merhametli olmanın gereği. Fakat bazen de merhamet yapmamaktır.

-Yani hem eylem hem de aynı zamanda eylemsizlik öyle mi?

Evet. Yerli yerinde gerekeni yapmaktır. Bu sebeple merhamet bazen yapmamaktır. Müdahil olmamaktır. Kontrol etmemek ve hükmetmemektir. Tıpkı yeni yürümeye başlayan bir çocuğun kucağa alınmaması gerektiği gibi. O düşe kalka yürümeye gayret edecek ki kasları güçlensin. Tekrar denemekten vazgeçmesin.

– Siz Esma’ül Hüsna çalışmaları yapıyor, eğitimleri veriyorsunuz. Bu açıdan baktığımızda Rahîm ve Rahman esmasını nasıl anlayabiliriz?

Çok geniş bir konu bu. Ancak önce şu bilgiyi hatırlatmakta fayda görüyorum.  İsimden asıl maksat, işaret ettiği varlığı yani müsemmayı hatırlatmaktır. Bu bir ihtiyaç. Kur’an’ı Kerim’de de Allah kendisini bu esmalar ile nitelemiş. Ayrıca nasıl ki Kur’an âyetleri ve sûrelerin birbirleriyle ilişkileri var, esmalarında aralarında bir münasebet bulunuyor. Bu açılardan baktığımızda Esma’ül Hüsna’yı üç aşamada incelememiz gerekiyor.

-Nedir bu açılar?

İzah etmeye çalışayım. Allah için, Resûlullah Efendimiz için manaları var ve kul için bu Esma’lardan öğrenilmesi gerekenler var. Bu şekilde esma ve sıfatlar üzerinde ayrılık gayrılık tartışmalarına da nokta konulmuş ve tevhit akidesi bozulmamış olur.

-Tekrar Rahîm ve Rahman esmasını anlamaya dönersek…

Evet, dönelim ve dikkati kaybettirmeyelim. Rahman ve Rahim esmalarının her ikisinin de kökü “rahmet” tir. Fakat aralarında farklar var. Şöyle izah etmeye çalışayım.

Rahmet, “merhamet etmek, severek, sakınarak, sakındırarak korumak, affetmek, rızık vermek, lütufta bulunmak” demek. Er- Rahman “rahmetle mevsuf olan yani sıfatlanan “, Er- Rahim de “rahmetiyle merhamet edici olan” anlamına gelir. Er- Rahman esması sadece Allah’ın zatı için kullanılırken, Rahim ismi yaratılmış içinde kullanılır. Birçok âlim Er-Rahman’ın dünya ve ahiretle, Er-Rahim’in de sadece ahiretle ilgili olduğu görüşünde.  Allahualem.

Bu Esma’lardan ne anlamamız gerektiğine gelince En’am sûresi 12. âyetinde Allah, rahmeti kendisine farz kıldığını dile getiriyor. Yani ilke edinmiş, prensip edinmiş. Bizden de kendi potansiyelimiz dâhilinde merhametli olmamızı istiyor.

– Kişinin bu esmaları yaşamına geçirmesi nasıl süreçtir ve neler gerektirir?

Elbette önce bu kulluk ve kendilik bilincinin gereğidir. Yaşadığımız olaylar karşısında algılarımızın ne kadar doğru ve yanlış olduğunu bilmek işin başıdır denilebilir. Çünkü algılar anlayışları, anlayışlarımız da davranışlarımızı oluşturur. Dolayısıyla bir olay karşısında üç halde davranırız.

-Nedir onlar?

Ya aşırılıkta ya zayıflıkta yahut ta dengede yani sırat-ı müstakim üzere. Aşırılıkta yahut zayıflıkta olan davranışlarımız hayatımızda bazı sorunlara yol açar.

Vasat olan sırat-ı müstakime ulaşmamız için dengede haller sergilememiz gerekir ki Kur’an ve sünnet bize bu konuda yol göstericidir. Öğreticidir. İlgili esmanın tefekkürü ise bizde konuyla ilgili irade kazandırır. Bizi dengeye ulaştıran marifet bilgisi, erdem ve davranışları sergilediğimizde de Allah’ın izni ile esmaları yaşamımıza geçirmiş ve iman esaslarına ulaşmış oluruz.

-Marifet bilgisi ne demektir?

Marifet irfan demektir. İkrârı gerektirir. Yani edinilmiş bilginin gereğini söyleyerek, yaparak eyleme dökmektir. Elimizde yaşayarak öğrendiğimiz kesin bir delil bulunmalı ki marifet olabilsin.  Bilmek, tanımak anlamında kullanıyoruz çoğu zaman. Oysa marifet kişiye özel ayrıntılı bir bilmedir. İlim ile eş anlamlı değil yani. İlim bir konuda genel bir bilgiyi anlatır. Bir terimin tanımını yaparken zıddına bakılmalı. İlmin karşıtı cehil, marifetin karşıtı inkârdır.

Mesela, kardeş akraba ve komşu hakkını korumak bir marifet bilgisidir. Bu bilgiyi elde etmek için önce terk gerekir. Çabuk parlayan, başkalarının duygularına saygısız yahut aşırı utangaç, çekingen, aşırı hassas davranışlarımızdan vazgeçmeliyiz. Yerine arkadaş canlısı, iyimser, düşünceli, ait olma hissi,  başkalarını çok iyi anlayan ve mizah gücü gelişmiş şekilde dengeli bir davranış sergileyince kişiden ortaya çıkacak hakikat için gerekli marifet bilgisidir deriz. Yani, kardeş akraba ve komşu hakkını korumaktır.

– Biraz kitabınızdan da bahsetmek isterim. Merhamet adıyla bir kitap yazmak nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Bu âleme bilinçli bir kul olmak için gönderildik. Hepimizin merhamete ihtiyacı var. Kendilik bilinci insanın kendisine ve çevresine gösterebileceği en büyük merhamettir. Bu sebeple Merhamet kitabını yazmak istedim.

– Benzerlerinden farkı nedir bu çalışmanın?

Kitabın benzerlerinden farkı az önce bahsi geçen “Esma’nın insan yaşamına geçirebilmesi” hakkında söylediğim süreçleri tek tek anlatıyor olması diyebilirim. Yoksa Allah’ın ve Resûlullah’ın merhametini hepimiz az çok biliyoruz. Mevla’m idrakini de nasip etsin. Kendi yaşam alanlarımızda ne kadar merhametli davranıyoruz kitabın asıl sorusu.

-Yaşam alanlarımız derken kastınız nedir?

Yaşam alanlarımız kısaca dışarıya gösterdiğimiz yüzümüz, karakterimiz, varlık durumumuz, yakın çevremiz ile olan ilişkilerimiz, ebeveynlerimiz, çocuklarımız, kazancımız, iş hayatı, sağlığımız, evliliğimiz, ortaklıklarımız, içe dönük yaşamımız, yaratıcılığımız, dinimiz, kariyer ve sosyal tanınma, umut ettiklerimiz ve inanç oluşturabilme yetimizi kapsar.

Hepimiz bu alanlarda farklı davranırız. Mesela bir yaşam alanımızda çok merhametli iken diğerinde olmayabiliriz.   

– Sosyal medyada sürekli şu duayı şu kadar okuyun, bu esmayı bu kadar sayıda çekin gibi telkinlere rastlayabiliyoruz. Bu gayri ciddi bir yaklaşım değil mi?

Bilinçsiz bir yaklaşım evet. Her birimiz farklı sıfatlarla ve potansiyellerle yaratılmışız. Her birimizin algısı, anlayışı, davranışı farklı. Dolayısıyla yaşadığımız problemlerin çözümü de kendi yapımıza ve potansiyelimize uygun esmaları tefekkür etmek, zikretmek ve gereği olan davranışı sergilemek ile mümkün. Bu kişiye özel bir çalışmayı gerektirir ki yanlış anlaşılan Esma’lar belirlenebilsin.

-Kendi yapımıza uygun ve potansiyelimizi açığa çıkaracak bu çalışma nasıl yapılmalı, kimler yapmalı?

Her birimiz son nefesimize kadar çeşitli olaylarla sınanıp, öğreneceğiz. Kimse her şeyi dört dörtlük bilemez, yapamaz. Ancak Esma’lar ve sünnetullahın işleyişi hususunda iyi gözlem yapabilen kişilerle çalışılmasını öneririm.

– Çekilen sayların önemi nereden kaynaklanıyor?

Bir ismi mânâsını düşünerek 21 defa tekrar etmek beyinde nöroplastite oluşturuyor. Yani o konu ile ilgili verileri daha iyi öğrenme, anlama, gözlemleme ve fiile geçirmek için irade kazandırıyor. Fazlası halinde Sünnetullah’ın gereği olaylar baş edemeyeceğimiz şekilde celal olarak gelebilir. Oysa Allah kimseye kaldıramayacağı yükü vermez. Biz istemediğimiz takdirde. O yüzden Esma’ların kişisel belirlenmesi ve sayısı elzem bir konu. Bu nedenle sosyal medya üzerinden ilgili şahsın kişiliğini ve sınav alanlarını ve yaşamda nelerle yüz yüze olduğunu bilmeden esma vermek doğru değil. Biz bunu kişiyle yaptığımız analiz içerikli bir nevi seans gibi yaptığımız uzun bir görüşme sonrasında üzerinde çalışarak yapmaya gayretindeyiz. Zira sorumluk getiren bir konudur. Leblebi ikram eder gibi Esma verilmez.

– Allah’ın biz kullarına olan emirlerinden nefsimize kulak verdiğimizden bunalıyoruz bazen. Tekrar merhamet ve rahmet konusuna dönecek olursak ilahi emirleri rahmet bağlamında nasıl değerlendirirsiniz?

Aslında ilahi emirlerintamamı Allah’ın sonsuz rahmeti dolayısıyla bizlere verilmiş. Hatta lütfedilmiş. Allah dileyene hidayet ettiğini söylüyor bir âyet-i kerimede. Demek ki önce kulun dilemesi gerekiyor. Kul bu isteğini de ilahi emirlere uyarak gösteriyor. Rahmet Kur’ân-ı Kerîm’de fiil olarak günahtan ve helak olmaktan muhafaza etme, korumak anlamında da kullanılmış. Yani ilahi emirleri yerine getirerek kendimize merhamet etmiş, Allah’ın rahmetini çekmiş ve koruması altına girmiş oluyoruz. Allah’ın koruduğunu kim zelil ve perişan edebilir ki?  Kim O’nun koruması altında olmak istemez ki?

– Cennetin rahmet, merhamet ve mükâfat yurdu olduğunu biliyoruz. Peki, cehennem için de aynı şeyi söyleyebilir misiniz?

Ceza, adaletin gereği, adaletse merhametin gereğidir. Kuran’da cehennem azabı için kısır denir. Yani sonu olmayan, sürekli devam etmeyen demek malumunuz. Cennet nimetleri ise kalıcı ve süreklidir. Cehennem Allah’ın gazabının, cennet ise rahmetinin görüntüsü bir bakıma.  Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir, O zulümden münezzehtir.

– Kur’an-ı Kerimi de rahmet bağlamında nasıl değerlendirebilirsiniz?

İlahî kelamın, Allah’ın insanoğluna vermiş olduğu yüzbinlerce nimet arasında en büyük lütuf olarak görüyorum. Ne söylesem yetersiz kalır. En iyisi Kur’an’ın nasıl bir rahmet kaynağı ne kadar insan fıtratına uygun olduğunu yine O’ndan dinlemek. Yunus sûresinde Allah buyuruyor “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, mü’minler için bir hidâyet ve rahmet gelmiştir.” Bunun gibi onlarca âyet var. Gönül dünyamıza en güzel hitap Kur’an. Doğru bir inancın ve güzel ahlakın kazanılmasını sağlayıcı hükümleri barındırıyor. Müminlerin doğru ve yanlışı görmesine vesile. Hakk yolunda yürümek için rehber. Gönüllerdeki delalete şifa. Düşünmemiz gereken asıl konu şu ki Kur’an bize ne zaman hidayet, rahmet ve şifa oluyor? Duvarda asılı kalınca mı? Kabirlerde okuyunca mı? Yoksa hem dem olarak, aklederek, tefekkür ile yaşamaya çalışarak mı? Allah imandan Kur’an’dan ayırmasın.

– Kitabınızda merhamet konusu ayrıntılarıyla verilmiş ve burada algı kapılarından bahsediyor. Buradan vermek istediğiniz nedir?

Daha önce bahsettiğim gibi her birimizin yaşam alanlarında olaylara karşı bakış açımız ve algılarımız farklı. Bu sebeple genel bir bilgi vermek için meleki, nefsi ve bedensel yapımızı bir bütün olarak incelemek adına algı kapılarından bahsettim. Nefsi yönümüzle algıladığımız her durumun bedende de bir karşılığı var çünkü.  Yedi ana merkez üzerinden inceleniyor. Bu noktada zaman kavramı da önem taşıyor.

– Kitap gerekli ilgiyi gördü mü?

Gönül isterdi ki gerekli ilgiyi gördü diyebileyim. Fakat okuyanlardan farklı bir bakış açısını göstermesi yönüyle geri dönüşler almak güzel. Şükürler olsun.

– Bayram müjdesi sayılabilecek yeni bir çalışmanız var mı?

Evet, yeni bir dosya üzerinde çalışıyorum. Yine Esma’larla ilgili bir çalışma. Allah muvaffak etsin inşallah. Okuyucularınıza iyi bayramlar dilerim.

KUTU İÇİNDE

HATİCE FAHRUNNİSA KİMDİR?

1976 yılında Üsküdar’da doğdu. Yükseköğrenimini Selçuk Üniversitesinde yaptı. 1999 ve 2004 yılları arasında Matematik ve Bilgisayar Öğretmenliği, 2005 yılından itibaren de üniversiteye hazırlanan öğrencilere koçluk, ailelerine danışmanlık yapmaya başladı. Eğitim Psikolojisi üzerinde eğitim ve seminerler verdi.

Öğrencilerin ruhsal gelişimi, ergenliği, fiziksel gelişimi üzerinde araştırmalar yaptı. Bilişsel ve Dil Gelişimi konusunda engelli çocuklarla kendi oğlu ile beraber uzun yıllar çalıştı.  

Bir öğretmen olarak eğitim, psikoloji ve ahlakî bilgilerinin güncelleştirilmesi ve sentezlenmesinin gerekli olduğunu düşündüğü için insanı bu üç yapısı ile birlikte ele aldığı “Kendilik Bilinci” çalışmalarına başladı. Bu amaçtan hareketle yaşam kalitesini, sosyal anlamı artıracak en büyük çabanın eğitimden geçtiğini göz önünde bulunduran  “Kendilik Bilinci Sosyal Grubu ve Okulu” nu kurdu. Aktif olarak henüz çok yeni olan bu okulda atölye çalışmaları, kendilik ve farkındalık çalışmaları yapıyor.

Küçük yaşlardan itibaren mânâ ilimleri konusunda merakı oldu. İçsel ve tevil yorumları, Kur’an terimleri üzerinde araştırmalar yaptı. “Muhyiddin İbn-i Arabi Felsefesi” üzerinde uzun yıllar çalıştı ve Süleyman Karakaş Hoca ile birlikte “Ayân-ı Sabite” ve “Kişisel Esma Analizi” konularında gözlemler yaptı. İnsanların dengeli yaşayarak hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla sorun ve sıkıntılarını bu analizlerle tesbit ederek çözümlemek için danışmanlık veriyor.

İnsanı, sosyolojik ve psikolojik yapısını Esma’ül Hüsnâ ile çalışarak gerekli gelişimi sağlayıp yol gösterebilmek en büyük hedefi. Alternatif Tıp’ta tüm bunların bir gereği olduğu için şifacı olan dedesinden aldığı büyük bir destek ve eğitim ile de bu yönünü geliştirdi.

“Kendilik Bilinci Okulu”nda eğitim veren bir nefer, insanların yaşam alanlarındaki sorunlara çözüm arayan bir danışman olarak yaşamını sürdürüyor.

 “Esma’nın İnsan Üzerindeki Etileri: Merhamet” isimli kitabı Folliant Yayınevin tarafından neşredildi

Verdiği eğitimler ve yazdıklarıyla kendilerini tanıma ve keşfetme yolunda olanlarla birlikte yol almayı hedefliyor. Zamanı, Sünnetullahı ve insanı okumanın hayretini, kendilik ve kulluk bilincini tatmanın zevkini kaleminin ve sözünün güç yetirdiği kadar anlatmaya devam ediyor. 

İletişim Bilgileri: Facebook: /hfahrunnisa İnstagram: instagram.com/hfahrunnisa/

E-posta: fahrunnisa77@gmail.com

05.05.2022

https://www.istiklal.com.tr/haber/leblebi-ikram-eder-gibi-esma-verilmez/688953?fbclid=IwAR1I-TB4FNcmZvQExA6KccV2RgLTLOYrn290F7Rim8THMRth6JKKbn3vo9M

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.