Meslek ve yaşam tarzı karıştırılmamalı

Tercih yapacak adaylara Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan Uyarılar!

UĞUR CANBOLAT

YKS sonuçları açıklandı. Bundan sonra adayları tercih dönemi bekliyor. Üniversite adaylarının bu dönemde dikkat etmesi gereken çok önemli noktalar var.

Mühim bir karar çünkü.

Hayatın bir tercih olduğu bilincini kuşanarak çok yönlü bakıp değerlendirmeyi gerektiren bu konuda genellikle kafalar karışık olabiliyor. Kimi zaman ise anne baba ile gencin tercihi farklı noktalara yönelebiliyor. Bu ise bir çatışma alanı hâline gelebiliyor.

Gençler geleceğin mesleklerine yönelmek isterken ebeveynler genellikle kendilerinin arzularına göre daha çok klasik bir tercih yapmaları yönünde çocuklarını etkileyebiliyor.

Konuyu Türkiye’de özel ilk psikiyatri hastanelerinden biri olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ile Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, psikiyatri uzmanı ve yazar Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile siz değerli İstiklal Gazetesi okuyucuları için değerlendirdik.

—-

Meslek seçimi ile şu an gençler karşı karşıya hocam. Yıllardır bu konunun önemine işaret eden açıklamalarınız var. Konuyu bizim için değerlendirir misiniz?

-Tabi. Gözden kaçırılmaması gereken mühim noktalar var. Meslek seçimi çok önemli. Mesleği cilt gibi değil, elbise gibi düşünmemiz gerekiyor. Öncelikle meslek ile yaşam tarzının karıştırılmaması gerektiğini vurgulamak isterim. Üniversite adayı mutlaka ilgi duyup seveceği alanlarla ilgili bir tercih yapmalıdır.

Bunu nasıl yapmalı?

-Adayların mutlaka öncelik piramidi olmalı. En üst sıraya en çok istediği bölüm konulmalı. Aşağılarda diğer seçeneklere yer verilmeli. Meslek seçiminin yaşam tarzını etkileyen ve belirleyen en önemli faktörlerden biri olduğu unutulmamalı. İnsan hayatında iki önemli tasarruf var. Birincisi meslek seçimi, ikincisi ise evliliktir. Bu iki tasarruf, ayrıntılı düşünüp doğru karar verilmesi gereken iki tasarruftur.

Başarı sıralarının önemli olduğuna vurgu yapıyorsunuz değil mi?

-Evet. Adayların başarı sıralarını iyi bilmeleri gerekir. Ayrıca seçmek istedikleri mesleği belirlemeleri gerekir. Burada en çok sevdiklerini en üste almalılar. Az önce belirttiğim gibi muhakkak öncelik piramidi yapsınlar. Hepsinin piramitleri olsun. En yukarıda en çok istedikleri olsun. Altlara daha az istediklerini koyabilirler. Tercihlerin puana göre değil başarı sıralarına göre yapılması gerektiğini de bir kez daha hatırlatmak isterim.

Sevme meselesi ve önceliklerin doğru tespit edilmesi önemli anlaşılan…

-Kesinlikle. Adaylar sevmediği, ilgi duymadığı ve katiyen yapamayacağını düşündüğü meslekleri yazmasınlar. Ondan sonra adaylar boşuna zaman kaybettiklerini düşünüyor. Tercihlerini yaparken derecelendirme yapsınlar. Çünkü dört dörtlük, yüzde 100 tercih olamayabiliyor. İkinci dereceden A, B, C planları yapsınlar. Bu sıralamayı yaptıktan sonra mesleğe yüklenen anlama dikkat etsinler.

Başlangıçta meslek cilt gibi değil, elbise gibidir demiştiniz. Bunu biraz açmanız mümkün mü?

-Meslek cilt gibi değildir, elbise gibidir. Cildimizi değiştiremeyiz. Ama elbisemiz değişebilir. Mesleğe fazla anlam yükledikleri zaman dünyayı onun gibi algılıyorlar. Kaygıları çok artıyor. Bu kadar kaygıya gerek yok. Sevdiği meslekte çalışmak insanın hayatında en önemli şükür sebebidir. Böyle durumlarda aday arkadaşlarımın muhakkak B ve C planları olsun. Bir meslektaşım ailesinin isteği üzerine tıbba giriyor. Tıpta da öyle bir alan seçiyorki fizik ve tıpı birleştiren bir alan seçiyor. Bununla ilgili birçok uluslararası başarısı oluyor. İnsanın böyle durumlarda bazen isteklerine yorum getirmesi gerekiyor. Bu nedenle meslek seçiminde gençlere en büyük tavsiyemiz mesleklerini hayatının vazgeçilmezi ve yaşam tarzı gibi algılamasınlar.

Meslek ile yaşam tarzı karıştırılmamalı ne demek?

-Şöyle izah edeyim. Meslek seçiminde kimi zaman yapılan en büyük hatanın meslek ile yaşam tarzının karıştırılmasıdır. Ben asker kökenli bir hekim ve akademisyenim. Harp okulunda askerlik yaşam tarzı diye öğretilirdi. Örneğin, askerde komutan olan evde de komutan oluyordu. Komutan eşleri komutan oluyordu, komutan çocukları komutan oluyordu. Oysa evde komutanlık olmaz ki. Evde babasın sen. İş ve meslek rolününün karıştırlması başka problemlere sebep oluyor. Özetleyecek olursak bireyler evdeki rolleriyle mesleklerini karıştırmamalı. Kişi mesleğini en iyi şekilde yapmalı ama evdeki rollerini de ihmal etmemeli. İyi bir anne ve baba da olmalı.

Özellikle erkeklerin meslek seçimini yaşam tarzı olarak algıladıkları görülüyor. Bu konuda neler söylersiniz?

-Doğrudur. Özellikle erkeklerde meslek seçiminin bir yaşam tarzı olarak algılandığını gözlemliyoruz. Evlilik ve çocuklar ihmal ediliyor. Günlük yaşamda bunun çok sık örneklerini görüyoruz.

Sevdikleri alanı seçsinler önerisinde bulunmuştunuz. Konu yine oraya gelip dayanıyor. Bunun hayatı kolaylaştırıcı bir yanı mı var?

-Evet. Akılda kalıcı önemli bir örnek var şu an hatırıma gelen. Bunu paylaşayım. Konfüçyüs’e neden çok çalıştığını sormuşlar. O da ‘Ben çok çalışmıyorum ki sevdiğim işi yapıyorum’ demiş. Demek ki, insan sevdiği işi yapınca yorulmuyor. Hayata katkıları daha fazla oluyor. Üretiyorlar. Yani burada genç arkadaşlarımızın sevdikleri işi seçmelerinin çok önemli olduğunu bir kere daha belirtiyorum. Sevmedikleri bir bölümü ve alanı tercih etmesinler. Bunu önemsesinler. Başarı ve mutluluklarını önemli ölçüde etkileyecektir.

Hocam bu noktada tercih danışmanlarından bilgi almalarını, meseleyi çok yönlü değerlendirmelerini tavsiye eder misiniz?

-Kesinlikle bunu ihmal etmemeliler. Danışmalılar. Onların yönlendirmelerini daha doğrusunu önerilerini alsınlar. Bunun üzerine kendi değerlendirmelerini yapsınlar. Yatkınıklarını dikkate alsınlar. Bunu onlarla konuşsunlar.

Sizin kurucusu olduğunuz Üsküdar Üniversitesi gibi diğer üniversitelerde “Tercih ve Tanıtım Günleri” yapıyorlar. Bunu da gençler için bir imkân olarak görüyor musunuz?

-Evet, önemli bir imkân bu. Üniversite adaylarının meslek seçimi ve tercihi yapmadan önce mutlaka üniversiteleri ziyaret etmelerini tavsiye ederim. İmkanları varsa üniversiteleri ziyaret ederek hocaları görsünler. Birebir konuşsunlar. Akıllarındaki soruları sorsunlar. Üniversitedeki altyapıyı görsünler. Ziyaret ettikleri üniversitelerin vizyonuna baksınlar.

Bu onlara ne gibi avantajlar sağlayacak tercih öncesi?

-Ziyaret ettikleri bu üniversite yüksek lise gibi çalışan bir üniversite mi yoksa meslek yeterliliği oluşturmayı hedeflemekte olan bir kurum mudur, bunu yerinde görüp tespit etsinler.

Sanırım burada üniversitelerin temel işlevlerinin neler olduğunu anlamak önemli?

-Gençler üniversitenin ne olduğunu iyi kavramalılar. Görevlerini bilmeliler. Tercihlerini bu bilgilerin ışığı altında yapmalılar.

Nedir o halde üniversite hocam?

-Üniversitesinin ilk görevi öğrenciyi meslek sahibi yapmaktır. İkincisi ARGE dediğimiz araştırma geliştirme yapmaktır. Üçüncüsü toplumu bilgilendirme vazifeleridir. Dördüncüsü de bilgilerin ürüne dönüşmesi için destek sağlamasıdır.

Biraz daha somutlaştırabilir miyiz söylediklerinizi?

-Örneğin “Teknoloji Transfer Ofisi” var mıdır? Diğer belirttiğim hususlarla beraber buna da mutlaka bakılmalıdırlar. Bu anlattığım özelliklere sahip olan bir üniversite, muhteşem bir vizyon sahibi üniversite demektir. Bu nedenle üniversiteyi seçerken de vizyon sahibi bir üniversite olmasına dikkat edilmelidir. Zira gencin gelecekteki vizyonunu belirleyecektir. Sahaya çıktığında daha donanımlı olacağından iş bulma fırsatları daha fazla olacaktır. Aynı zamanda meslek icrası sırasında meslektaşlarına göre daha avantajlı bir durumda olacaktır. Bu hususlar atlanmadan yapacakları tercih onlar için ileride yüz güldürücü olacaktır.

Öğrencilerinize “Proje Kültürü” dersi verdiğinizi daha önce bir beyanıtınızda okumuştum. Sanırım bu da onlara mesleğe atıldıklarında önemli bir avantaj sağlıyor olmalı değil mi?

-Üsküdar Üniversitesi yönetimi ve hocaları olarak bu konuyu çok önemsiyoruz. Bu deneyimin onlara sahada kazandıracaklarının farkındayız. Bu sebeple öğrencilerimize ikinci sınıfta “Proje Kültür” dersi veriyoruz. Üçüncü sınıfta ise seçmeli derslerden birini muhakkak proje dersi yapıyoruz. Ayrıca mezuniyet dersi olarak da yaptırıyoruz ki bir projeyi öğrensinler ve öyle mezun olsunlar istiyoruz.

Bilinçli tercih için uzmanlara danışılmasını anlatmıştınız. Sanırım burada bir de robottan yararlanılıyor. O kısmı biraz daha açar mısınız?

-Üniversite tercihi yaparken başarı sırasının göz önünde bulundurulması gerekir. Üniversitelerin tercih danışmanlarına mutlaka başvurulmalı. Henüz meslek seçimi için karar vermemiş olanlar tercih robotlarından yararlanabilir. Tercih uzmanlarına meslek seçimi konusunda danışabilirler. Yanlış sıralama nedeniyle açıkta kalan adaylara rastlanabildiğinden bunu tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Bu uzmanlar bilinçli tercih konusunda adaylara yol gösteriyorlar. Öğrenci tercihini kendi yapabilir ama mutlaka tercih danışmanının görüşünü alsınlar.

Mezuniyet sonrası okuduğu üniversiteyi sahiplenmesi açısından da bu önemli mi?

-Üniversite seçimi yaparken akademik kadronun gücü, vizyonu, öğrencisine sahip çıkması ve onu en yeni imkân ve teknoloji ile eğitip donatacağına inanması önemli. Bunu gözüyle görmeli. Gerekiyorsa henüz üniversitede eğitimini sürdürenlerle konuşmalı. Hocaların akademik duruşlarına ve mesleğe yaptığı katkılara bakmalı, özgeçmişlerini incelemelidir. Bu aşamalardan geçerek tercih yapan bir öğrenci üniversiteden mezun olurken göğsünü gererek ‘Ben  buradan mezun oldum’ diyebilmeli. Bunu söyleyebilmek önemli. Böyle bir seçim yaparken nitelikli bir üniversite, nitelikli hocaların olduğu, altyapının olduğu, vizyonu olan bir üniversite olması mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Daha önce söylediğimiz gibi ‘Hayat tercihtir.

Bu sene ne kadar kontenjanınız var?

-Üsküdar Üniversitesi olarak bu sene 5 bin 100’ün üzerinde kontenjanımız var.

İlgi hangi yönde?

-Sağlık alanında, mühendislik alanında, özellikle uluslararası öğrenci konusunda ilgi çok. Biz konsept olarak sağlıkla, mühendisliği ve sosyal bilimleri birleştirerek özel bir konsept oluşturmuştuk. Dünyadaki dijitalleşmeye çok paralel bir altyapımız var. Tekrar sözü tercihe getirecek olursak adaylar, üniversitenin dijitalleşmeyi ne ölçüde takip ettiğine de baksınlar. Erasmus’la ilgili anlaşmalarına baksınlar.

Erasmus konusunda sizin durumunuz nedir?

-Memnuniyetle söyleyebilirim ki, Türkiye’de şu anda en çok Erasmus anlaşması olan üniversiteyiz. Özellikle Psikoloji bölümü. Avrupa’da 400 civarı üniversite ile Erasmus anlaşması var. Erasmusun önemi biliyoruz ve buna da önemle bakılmasını istiyoruz. Öğrencilerin öğrenimleri suırasında yurtdışı görmesi önemli. Bir de yazın 2 aylık staj imkânı var. Öğrenciler yazın 2 ay staja gidip Avrupa’daki bir ülkede staj yapabiliyor. Üniversite olarak Erasmus Plus Staj Konsorsiyumuna (Şirketler Birliği) dâhiliz.

Üniversitelerin ülkelerini başarıyla temsil ediyor olması sanırım önemli bir konu…

-Evet, çok önemli. Diğer bir önemli konu ise üniversitenin uluslararası akreditasyonlardaki konumudur. Üsküdar Üniversitesi, Times Higher Education (THE), Scimago Rankings gibi dünya çapındaki kuruluşların araştırma, inovasyon, toplumsal etki, eğitim kalitesi ve sağlıklı yaşam-iyi oluş gibi farklı alanlara yönelik değerlendirmelerinde dereceye girerek ülkemizi global ölçekte başarıyla temsil etmektedir. Üniversitesimizin araştırma ve eğitim faaliyetlerindeki başarısı uluslararası derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE) tarafından da tescillendi. ‘4-Quality Education’ etiketi ile yürütülen çalışmalar THE tarafından takdir edilirken, özellikle sağlık bilimleri alanında yürütülen ARGE çalışmalarındaki başarısı da ‘3-Good Health & Well Being’ etiketi ile perçinlendi. Öte yandan Scimago Rankings’in scopus veritabını üzerinden gerçekleştirilen “Araştırma İndeksi” sıralamasında da Üsküdar Üniversitesi Türkiye’de vakıf üniversiteleri arasında 4’üncü sırada yer aldı. Tüm bunlar çalışıldığında oluyor. Başarı tesadüf değildir.

Sizden somut örnekler istediğim için verdiğiniz bu bilgiler ülkemiz açısından gerçekten gurur verici. Bunları konuşmuşken üniversitelerin patent konusundaki çalışmalarına temas etmezsek eksik kalır. Bu konuda neredesiniz?

-Müjdeli bir haberi paylaşabilirim sizinle. Geçen hafta Sanayi Bakanlığı tarafından açıklanan bir haber bizim için güzel bir sürpriz oldu. AR-GE çalışmalarımızdaki başarımız Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın paylaşımıyla da tescillendi. TÜRKPATENT’in 2022 yılı ilk 6 ay istatistiklerine bakıldığında patent başvurusunda bulunan ilk 50 kuruluş arasında 14 üniversite yer aldı. Üniversiteler tarafından 333 patent ve faydalı model başvurusu yapılırken, 12’şer başvuru ile en fazla patent başvurusu yapan üniversiteler arasında üniversitesimiz yer aldık. İlave olarak özellikle bilgisayar, yazılım, biyomühendislik, endüstri mühendisliği, kimya mühendisliği elektronik mühendisliği alanlarında uluslararası öğrencilerimizin bulunduğu “Kalite standartlarına uygun Pearson Akreditasyonu”nu almış bir hazırlık sınıfımız var.

Siz sağlıkta psikiyatri alanında Türkiye’ye ilk teknolojilerin getirilmesi konusundaki gayretlerinizle de biliniyorsunuz. Bu anlaşılıyor ki üniversiteye de yansıdı.

-Teşekkür ederim. Üniversitemiz beyin hastalıklarının tedavi edilmesi amacıyla çalışmalar yürüten Society For Brain Mapping And Therapeutics (SBMT) – Beyin Haritalama ve Tedavi Derneği ile uzun yıllardır önemli iş birlikleri gerçekleştirdi.  Beynin sırlarının, otizm, şizofreni, parkinson, alzheimer ve MS gibi önemli hastalıkların araştırılıp tedavilerinin geliştirilmesi için ABD Başkanı Barack Obama’nın 2013 yılında başlattığı Brain Initiative (beyin girişimi) projesinde Türkiye’yi temsil ettik. Yine G20 zirvesinin önemli uydu seminerlerinden biri olan N20 zirvesinde Türkiye’yi temsil eden ilk ve tek üniversite olduk. Ayrıca 2013 yılında kurulan ve ABD başta olmak üzere sinirbilim alanındaki seçkin araştırmacıların yer aldığı “Beyin Haritalama ve Tedavileri Derneği (Society for Brain Mapping and Therapeutics – SBMT) tarafından düzenlenen G20 – Neuroscience20’nin (Braın- Spıne- Mental- Health) İtalya, Japonya, Arjantin gibi dünyanın pek çok yerinde gerçekleştirilen çalışmalara uygulama ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi uzmanlarıyla katılarak önemli katkılarda bulunduk. 2015’te Antalya’da düzenlenen zirveye ev sahipliği yaptık. Son olarak 1-2-3 Temmuz’da Balkanlar ve Ortadoğu Beyin Girişimi Zirvesi’ni gerçekleştirdik.

KUTU İÇİNDE

PROF. DR. NEVZAT TARHAN KİMDİR?

1952 yılında Merzifon’da doğan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 1969 yılında Kuleli Askeri Lisesini, 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. GATA stajı, Kıbrıs ve Bursa kıta hizmetinden sonra 1982 yılında GATA’da Psikiyatri uzmanı oldu. Erzincan ve Çorlu’da hastane hekimliği sonunda GATA Haydarpaşa’da 1988 de yardımcı Doçent ve 1990 da Doçent oldu. Klinik direktörlüğü yaptı. 1993 te Albaylığa ve 1996 da ise Profesörlüğe yükseldi. 1996-1999 yılları arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesinde öğretim üyeliği ve Adli Tıp Kurumunda bilirkişilik yaptı. Kendi isteğiyle emekli oldu. 1998 yılında Memory Center of America’nın Türkiye temsilciliğini aldı.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, uzun yıllar büyük emekle ve araştırmalara dayanarak sürdürdüğü psikiyatri uzmanlığındaki bilgilerini 170’in üzerinde araştırma makalesine ve 70 adet kitap ve kitap bölümüne aktarmıştır. 70’e yakın WoS kapsamındaki dergilerde olmak üzere ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmıştır. Bu eserleri sayesinde Türkiye’de hem görsel hem de yazılı basında kendisini takip eden bir milyonu aşan okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Bazı kitapları İngilizce dışında Bulgar, Endonezya, İran, Arnavutluk, Azeri dillerine çevrilmiştir.

Psikiyatri uzmanı olması hasebiyle toplum hayatını da yakından gözlemleyen Tarhan, sosyal yaşamın doğru analizini yaparak “Toplum Psikolojisi” nin önemine her daim medyada değinmektedir.

Kitapları 1 milyondan fazla satmıştır. İngilizce ve Almanca bilen Prof. Tarhan İki çocuk babasıdır.

Halen; ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ Kurucu Rektörlüğü, Üst yönetim kurulu başkanlığı ve Türkiye’nin ilk nöropsikiyatri hastanesi olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmektedir.

23.07.2022

https://www.istiklal.com.tr/haber/tercih-yapacak-adaylara-prof-dr-nevzat-tarhandan-uyarilar-meslek-ve-yasam-tarzi-karistirilmamali/703150

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.