NASIL DA SAVRULUYORSUNUZ?

Ramazaniye – 24

ÖYLE kahırlanıyorum ki, izah edemem derecesini.

Öylesine şiddetli üzülüyorum ki, bütünüyle aktarabilmemin imkânı yok.

Gönlümü gönlünüze bağladım çünkü.

Sizi kendimden ayrı görmüyorum, gayrı olarak telakki etmiyorum.

Size atılan taş âdeta benim başıma isabet ediyor.

Acıtıyor. Yaralıyor. Kanatıyor.

İşte bu sebeple Ramazanın başından beri birlikte nefesleniyoruz.

Neşeleneceksek bunu birlikte yapıyoruz.

Üzülecek isek yine bunu beraber yaşıyoruz.

Biz sizinle iyi bir bütün olduk.

Tevhit olduk.

Bunu kaybetmek istemiyorum.

Zayi edebilecek olma fikrini kabullenemiyorum.

Bu kabullenmeyiş kimi zaman dilimin döngüsünü ağırlaştırıyor.

Söylediklerim belki size ağır geliyor.

Kırılıyorsunuz.

Canınız acıyor.

Sırf misafir olduğum için beni hoş tutmak adına ses çıkarmıyorsunuz.

Sabrediyorsunuz.

Tahammül üzere devam ediyorsunuz benimle.

Sizi temin ederim ki, sözlerim iyiliğiniz içindir.

Sizi kaybetmemek adınadır.

Sair zamanlarda maruz kaldığınız kötülükleri hiç olmazsa Ramazanda yapmamanız içindir.

Söylediklerimi bu minvalde anlayıp değerlendirirseniz bahtiyar olurum.

SİZE bugün sadece Yüce Rabbimizin bir âyetini hatırlatmak istiyorum.

Hatırlatmak bana düşünmek size.

Uyarmak bana yerine getirmek size.

Dikkatinizi çekmek bana sürekli zihinde canlı tutmak size…

Fâtır Sûresi 3. Âyeti Celilesini düşünün lütfen.

Hem de çokça düşünün.

Döne döne düşünün.

Yeterli görmeyin yeni baştan ele alın ve diğer bağlantılı âyetleri de bularak birlikte okuyarak bir kere daha üzerinde tezekkür edin.

Aklıda kalıcı bir bilgi hâline gelene kadar fikredin.

Gönülde işlerlik kazanana kadar bu işlemi sürdürün araya nefsin ve şeytanın karışacağı bir fırsat aralığı vermeyin.

FE ENNA TU’FEKÛN…

Âyetin baş tarafından alarak dikkatli bir içimde okuyun ve bu soruya cevap verin.

Esaslı bir cevap olsun ama.

Geçiştirmeyin.

Nasıl da savruluyorsunuz?

Nasıl da tevhitten yan çiziyorsunuz?

Nasıl da haktan çevriliyorsunuz?

Nasıl da döndürülüyorsunuz?

Nasıl da saptırılıyorsunuz?

Nasıl da aldanıyorsunuz?

Nasıl da yanlışa sürükleniyorsunuz?

Nasıl da tersiniz dönüyor?

Nasıl da böyle evirilip çevriliyorsunuz?

Nasıl da yozlaşıyorsunuz?

Nasıl da doğruların yerine yanlışları koyabiliyorsunuz?

Nasıl da şımarıyorsunuz?

Nasıl da kabarıp büyükleniyor, kibirleniyorsunuz?

Bunca rızıklanırken derdiniz nedir sizin?

Bunca ihsana, ikrama, lütuflara belenmiş iken bu davranışlarınız neyin nesi?

İmanın, İslam’ın karşılığı bu mudur?

Size gönderilen Sevgili ve Şanlı Nebi’nin hakkı bu mudur?

Kur’an-ı Kerim’in sizden beklediği sorumluluk bilinci bu kadar mıdır?

BEN kısa bir hatırlatmada bulunmak istedim.

Görev sizin.

Yüzünüzü kime çevirip kimden/ kimlerden çevireceğinizi bilmez ve gereğini yerine getirmezseniz öte tarafta bana da bakacak bir yüzünüz olmayacak.

Bu beni gerçekten çok üzer.

Yapmayın bunu!

25.04.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/nasil-da-savruluyorsunuz/687067

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.