SEVMEYİ ÖLMEKLE BAŞLATAN YAZAR: MURAT BAŞARAN

UĞUR CANBOLAT

“SEVMEK ölmekle başlar” diyen kişidir Murat Başaran.

Bu isimle harika bir kitabı vardır.

Ve bu onun ilk kitabıdır.

Kendilerini sevip saydığım, okuduğum, örnek aldığım üç büyük yazar onun için neler söylediler bir bakın:

ABDURRAHİM KARAKOÇ:

“Sevmek Ölmekle Başlar” diyor Murat Başaran. Bir kitap için oldukça düşündürücü isim bulmuş.
Birisine korkunç gelen ölüm olayı, bir diğerine sevgili ölüm olur. Mesele farkı idrak etmekte.
Murat Başaran’ı okursanız yakaladığı üslûbu ve ördüğü tefekkür motifli cümleleri biraz hayret, biraz da takdirle karşılarsınız.

AHMET KABAKLI

Murat Başaran tarihi ve manevi motifleri ustaca yerli yerinde kullanıyor. Dili çok sade olmasına rağmen, şiirli ve zengin…

Kendisinden çok güzel eserler bekliyorum…
GÜRBÜZ AZAK

Bakın, Murat konuşuyor. Diyecekleri var: Aklın son hududundan derlenmiş, taze, istikametli…
Keşke bütün Murat’lar aynı konuşsa.

Sevmek… bir kolay bir zor.

Ölmek… bir kolay bir zor.

Başlamak… bir kolay bir zor.

Ama, Murat’ı dinlemek bi hoş.
Dolu dolu oluyor şimdileriniz. İçinizde bir çalar saat ansızın kendini hatırlatıyor, ötüyor.

Murat konuşuyor çünkü.


ŞİMDİ bu üç edebiyatımızın zirve kaleminin beyanlarından sonra gel de bir daha okuma bu kitabı.

Mümkün mü?

Eğer daha evvel bu harika deneme kitabını edinip okumamışsanız kayıplısınız demektir.

Benden söylemesi.

MURAT BAŞARAN ile Cağaloğlu’nda kesişti yollarımız.

Ben dergide o gazetede çalışıyordu.

Aynı yaşlardaydık neredeyse ama ben ona hep “Murat Abi” diye hitap ettim.

Saygı duyma fikrini hep taşıdım içimde.

Çalıştığı kurama ziyaretlerimde de onun bize gelişlerinde de bu ilke hep korundu.

Hâlen aynı esas üzerinde sürüyor selamlaşmamız, muhabbetimiz.

Şükürler olsun.

ENVER Yorulmaz ve Selim Gündüzalp onun yazılarıyla Zafer okuyucusunu buluşturmuştu.

Müthiş bir şeydi bu.

Çok sevildi.

Okundu.

Takip edildi.

Taklit edildi.

YAZILARINI benimseyerek ve müthiş bir hâlet-i ruhiye ile okurdum.

Tekrar be tekrar.

Kendime ve dost meclislerinde.

Heyecanla…

Hâlen de öyleyim.

Yazı başlıkları gün gibi aklımda durur. Bir çırpıda pek çoğunu söyleyebilirim.

“Toprak Rengi Bir Hayal” mesela. Yine “Deli Esecek Bir Gün Rüzgâr”, “Her Gönül Bir İstanbul’dur.”

YİĞİT bir adamdır Murat Başaran.

Merttir.

Açık sözlüdür.

Duruma göre davranmasını hem bilmez, hem de bilmek istemez.

İçini dışına, dışını içine çevirseniz bulacağınız aynıdır.

İtikadında da kavidir.

DOĞRU MU emin değilim ama hep bir kırılgan yanının olduğunu düşünmüşümdür.

Belki de yankısı yıllar sonra bile kalbimde devam eden yazılar bu nazenin olma hâlinin kendini kaleme vuruşudur.

Şairdir.

Bizden farklı duyar.

Hisseder.

Söylenmeyenleri, satır aralarını okur.

İçinde kuluçkaya yatırır.

Ve sonrasında da edebiyatın sevda yemişleri şeklinde biz okuyucularına sunar.

RİKKATLİDİR, evet.

İnce düşünür.

Kırmamak için kendini tutar, frenler.

Bu sebeple bir patavatsızlık yapıp kırmış olmayı istemeyeceğim kişilerden biridir.

Bu yazıların çıktığı yürek kırılmamalı zira.

KALBİ arada sıkıştırıyor yazarımızı.

Yoruyor onu.

Hastanede olduğu haberlerini aldığımızda üzülüyoruz.

Yaşadığımız şu alavereli, dalavereli dünyaya kalbi ısınamadı hiç.

İnsanların bu kadar dünyevileşmesini ve inançlarına duyarsız kalışlarını kaldıramıyor belki de, bilemiyorum.

Menfaate dayalı bir anlayışı reddediyor.

Hoyratlığa isyan ediyor.

Aymazlıklara tepki veriyor.

Bu kadarı olmaz, olamaz diyor.

Allah var, ahiret var, hesap var diyor.

Hesapsız olamayız diyor bu sebeple.

Gazetecidir, ayrıntılar önemlidir onun için.

Yazardır, duyarlılık vazgeçilmezidir.

MANİSA Akhisarlı olan muhterem babasını da tanıdım. Kendini iyiliğe ve inandıklarına adayan bir adamdı.

Adam gibi bir adam.

Murat Başaran’ın izinden yürüdüğü kişidir. İlkelerini kendinde yaşattığı…

Rahmet olsun.

Yazarımız 9 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı.

Adapazarı’nda Donatım İlkokulunda başlayan eğitim macerası, İstanbul’da Münevver Şefik Fergar ve Faik Reşit Unat İlkokulu, İnönü Ortaokulu, Haydarpaşa E. M. Lisesi’nde devam etti. Önce İ.Ü. İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümünün 2. sınıfından, sonra da A.Ö.F. İktisat Fakültesi’nin yine 2. sınıfından ayrıldı.

Sebepleri önemli midir, bilmiyorum.

Belki de anlatmaya çalıştığımız hususiyetleri de içinde barındırıyordu pek çok sebeple beraber.

Türkiye gazetesinde başlayan meslek hayatı, muhabirlik, redaktörlük, kültür sanat yönetmenliği, köşe yazarlığı, haber müdürlüğü görevleriyle 17 yıl sürdü.

Bir ara TGRT Haber Dairesi’nde çalıştı.

İstanbul’un ilk yerel kanalı İstanbul TV’nin kuruluşunda görev aldı.

Çeşitli şirketlerde Reklâm Müdürlüğü yaptı.

Yazıları başta Zafer olmak üzere, Ufuk ÇizgisiKardelenTürk EdebiyatıYemek Zevki dergilerinde yayınlandı.

Çeşitli reklâm ajansları için metin yazarlığı da yapan yazar, birçok belgesel ve tanıtım filminin de senaryosunu kaleme aldı.

Murat Başaran’ın başlığa aldığımız kitabı “Sevmek Ölmekle Başlar” 26 baskı yaptı.

Diğer kitapları da farklı baskı sayılarıyla okuyucusuyla buluştu, bilişti.

Hatırlatmak gerekirse; Uzak Geceye Mektuplar, Kalbim Nerde Sanıyorsun, Yangının Adı Leyla, Kış Bebeği, ZamansızDoğu’dan Geldiler, Uyanış, Ne Güzel CahildikBeyaz Türklerin Günah Defteri (İsmail Sefa ile birlikte…)

MURAT Başaran yine yazmalı…

Hep yazmalı.

Ve biz onu okumalıyız.

Sağlık ve afiyet dileklerimle kendisine muhabbetlerimi bildiririm.

Ya Selam!

06.04.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/sevmeyi-olmekle-baslatan-yazar-murat-basaran/618228

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir