ŞEYTANIN ETKİ AJANLARI VE KALBİMİZ

UZUN zamandır ülke hatta dünya gündemini meşgul eden bir mesele.

Konu hakkında yazılmış makaleler var ve kitaplar mevcut…

Vatanperver ve bu konuya aklı eren pek çok bilim insanının önemli uyarıları var.

Geçiştirilecek bir mevzu değil. Hayatîdir.

Güvenlik açısından panik değeri yüksektir.

Tedbir alınması ve yeni stratejiler geliştirerek karşı mücadele şarttır.

İŞİN şaşırtan ama asla şaşmamak gereken yanı ise etki ajanlarının her meslek insanından oluşabiliyor olmasıdır.

Ünlü bir iş insanı olarak karşınıza çıkabilir.

Politik bir figür olarak görülebilir.

Bir üniversite hocası, bir güvenlik görevlisi, bir siyaset yorumcusu, bir ekonomist, bir gazeteci, bir âlim, bir kanaat önderi ve hatta hiç ummadığınız ve önem vermediğiniz meslek veya ilgi dallarında yer alıyor olabilirler.

Silah kullanmadan sonuç almak istediklerinden üzerinde çalıştıkları ülkelerin millî ve mânevî kodlarını çok iyi öğrenir ve o bünyeye aitmiş gibi ustalıkla görünebilirler.

Felaket çığırtkanlığını maharetle yapar ve ümitsizliğin girdabına yuvarladıklarına kurtarıcı rolüyle zehirlenmiş ellerini uzatabilirler.

Doğru diyerek yanlışa yönlendirirler.

Ve ustalıkla yaptıklarından sonuç alırlar.

Etki ajanı ne demek?

“Karar alma ve düşünme süreçlerini yabancı istihbarat örgütlerinin desteği ile yönetene” deniliyor tanım olarak.

ŞEYTAN ve onun dostları da kalbimizi teslim almak isteyen etki ajanları değiller mi?

Mânâ vatanımız olan kalbimizi istila etmek için tüm çabalarıyla çalışıyorlar.

Ve her türlü kılığa bürünüyorlar.

Maksatları nedir derseniz, cevabı şudur:

Kalbin düşünme, hissetme ve karar alma süreçlerini etkileyerek bozmak…

Gizlilik ilkesiyle çalışırlar.

Sinsidirler.

Haktan görünürler.

Senden daha fazla senmiş gibi yaparlar.

İnandığın değerleri sulandırırlar. Ciddiyetinden uzaklaştırırlar. Bilip inandığın nice kavramı tersyüz edip sana en tatlı biçimde sunarlar.

Sana kimsenin ya da çok az kişinin bildiği çok mahrem ve öz bilgiler sunduklarına inandırırlar.

Herkes kabukla uğraşıp ömür tüketirken sana kendini çok özel ve nimete uğrayanlardan birisi olarak kabul ettirip güvenlik alanı açarlar.

Aslında kalbin krizlerine sebep olurken ve maneviyatını çöpe attırırken sana kendini çok gürbüz ve sağlıklı olduğuna inandırırlar.

Seçilmişlerden olduğuna şüphe etmeyecek bir kıvama getirirler.

Bu işlemler gayet sessiz ve profesyonel yöntemlerle icra edilirken etik anlayışında şirkin sızmasına sebep olacak çatlaklar oluştururlar ama sana onları en parlak nurlar olarak takdim ederler.

Hatta zaman zaman ünvanlar verebilirler.

Sana Hakk yolun hakikatli yolcusu olduğun fikrini pekiştirirken verdiğin emekler sonucunda bu rütbelere, mertebelere, makamlara, hallere ulaştığını kabul ettirirler.

Giderek aidiyet duygun geliştiğinden kendini daha fazla güvende hissetmeni sağlarlar ama şeytanın bu etki ajanlarının esas hedefi senin imanını çalmaktır.

İMAN hırsızıdırlar.

Fakat sana kendilerini imanının bekçisi olduğuna inandırırlar.

Bu yol en kolay ve menzile ulaştıran yoldur derler ama verdikleri afyonlar sebebiyle uçurumlardan yuvarlamalarını sana kanatlanmak ve mânâ yolunda uçmak olarak sunarlar.

Bu yol zahmetlidir derler. Çilelidir derler.

İmbiklerden geçilerek ulaşılır maksuda diyerek çektiğin acıları gözünde meşrulaştırırlar.

ETKİ ajanlarının nereden geldiklerini tespit etmek güçtür.

Kişiye göre yani zaaflarına özel olarak geliştirdikleri yöntemleri vardır.

Bu “İman casusları” normal etki ajanlarından daha usta ve mâhirdirler.

Ve zaten onların öğreticisidirler.

Hızlı kabuk değiştirebilirler. Farklı kişiliklere bürünebilirler.

Etkili sözlerle sihirler yaparlar ve daima hipnotik etki bırakacak şekilde konuşurlar.

Kitle iletişim araçlarını çok iyi kullanırlar ve kalbine çapalar atarlar.

Avlarını âdeta görünmez ağlarla avlarlar ardından gönlüne bir virüs gibi sızarlar.

Ve bunu acı hissettirmeden gerçekleştirirler.

Zihnî yönlendirmekte eli çabukturlar.

Sürekli konsept değişiklikleri yaptıklarından dikkatini toplamaman için yeni veriler sunar, aldatıcı sunumlar gerçekleştirirler.

İbadetlerini yaparken zorlandığın ve tembellikler yaptığın halde bu işlerle uğraşırken hiç usanç getirmeyecek akışlar verirler.

Bağımlılık oluşturduklarından bir süre sonra ilkin doğru bulmadığın hatta karşı çıktığın kimi görüş ve uygulamaların bir numaralı savunucusu konumuna rahatlıkla taşırlar.

Algı operasyonuna uğradığını asla hissedemeyeceğin duygu değişimleri yaşatırlar.

Bir nevi “Mânevi Psikolojik Harekat”a maruz kalmışsındır ama ilk safta saflıkla giden sen olursun.

Görüşün artık değişmiştir.

Tavrın başkalaşmıştır.

Duygun evrilmiştir.

Davranışların mecrasından sapmıştır.

Yanlışları doğrularla harmanlayarak ve senin bildiğin dinî, milli, kültürel kavramları kullanarak sürekli bilgi üretiminde bulunurlar ve seni onların misyoneri yaparlar.

Sana sorulacak olsa kendini tebliğci olarak gördüğünü söylersin.

En hakiki Müslüman, en hâlis mü’min, en muttaki derviş sensindir…

Diğerleri hak yolun sapık yolcuları olmuştur.

Buna inandırılırsın.

Bağımsız ve özgür düşünme yetisini kaybetmiş olduğundan içine düştüğün kuruntu çukurunun artık farkında bile değilsindir.

ŞEYTAN ve etki ajanlarının eylemleri ve bize yaklaşım biçimlerini yeniden düşünmek zorundayız.

İman mahalli olan kalbimizi önemsiyorsak buna mecburuz.

Ne yapacağız peki? Çare yok mudur?

Vardır.

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim ile barışmak…

Şeytan ve etki ajanlarını Allah’ın vahyi ve Sevgili Peygamberimizin mübarek uygulamalarının ışığında teşhis etmek.

İslâm âlimleri ve velilerinin “Şeytanın Hileleri” konusunda yazdıklarına bakmak yine yol gösterici olacaktır.

Allah bizleri şeytan ve etki ajanlarının hileli desiselerinden gönül uyanıklığı vererek muhafaza buyursun.

Ya Selâm!

09.07.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/seytanin-etki-ajanlari-ve-kalbimiz/636578

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir