SORUYU NEDEN SORARIZ?

MUHALİF bir yapımız var.

Yaratılışımızda mündemiç bir özellik bu.

Dolayısıyla sorular sorarız.

Ve…

Sormalıyız.

Sorgulayıcı sorular bizi öğrenmenin basamaklarından yukarılara taşır.

Sorunun sorulmadığı, kesin bilgiye ve marufa dayalı olmayan hususların sorgulanmadığı ortamlarda sağlıklı gelişmeler beklemek beyhudedir.

Bu insanın kendine kapanması hatta kapaklanması anlamına gelir.

Soru sormanın yasaklandığı ortamlar olumsuz gelişmelere gebedir.

Elbette bu aklına geleni gelişi güzel ve yerli yersiz sormak anlamına da gelmemektedir.

Soru biraz da insanın sancısını ortaya koyar.

Dertlendiği hususları açığa çıkarır.

İzini sürdüğü konuların billurlaşmasını sağlar.

Bu açılardan meseleye yaklaştığımız vakit kişinin sorusuz olması meselesiz olduğunu ortaya koyar ki, kaçınılacak bir tutumdur.

SORULAR bilinçaltımızda saklı duran rezervleri ortaya çıkarır.

Zihnî süreçleri aktif eder.

Kişi de gelişmenin, değişmenin kapılarını aralar.

Düşündüğü hususların derinlerde kalıp çürümesine mâni olup sağlam bir neticeye bağlanmasına aracılık eder.

Sorular insanın önüne çoklu seçenekler çıkarır ve bunlar içinden araştırmasına bağlı olarak kesin neticelere vardırır.

Yine sorular her gün gözümüzün önünde bulunan önemsiz addettiğimiz mevzuların kapağını açmamızı sağlar ve kendimizde bir bilinç sağlamamızı temin ederek düşünmeme ataletinden kurtarır.

Yüce kitabımızda bizlere pek çok âyette sorular sorulması bu konuyu es geçemeyeceğimizin en önemli kanıtıdır.

PEK ÇOK tasnif yapmak mümkün olsa bile soruyu iki ana kategoride değerlendirebiliriz.

Tasavvur ve tasdik soruları.

Bunlar üzerinde kafa yorduğumuz zaman doğru sorular sormaya başlayacağımızdan bulacağımız cevaplar sadra şifa olacaktır.

Yoksa birçok ortamda görüp tanık olduğumuz gibi sorduğu sorunun cevabını henüz almaya sabır göstermeden muhatabın sözünü keserek peşi sıra sorular bağlayanlar cevaba talip olmaktan çok dikkat çekmeye matuf olmakla kalırlar.

Ve sorusu bol ama cevabı bulamamış insanlar olarak yaşayıp giderler.

Kendilerine yazık ederler yani.

Bu sebeple soruyu neden sorduğumuzu bilmemiz önemlidir.

GERÇEĞİ arayanların soruları başka insanların ufuklarını açarlar.

Düşünmeye yönlendirirler.

Kendi bildiğini var saydığı yere doğru yönlendiren, sıkıştırma amaçlı olarak sorulan sorular ortamda bulunanları rahatsız eder.

Malumatfuruş olduklarını göstermekten öteye geçmez.

OLUMLU ya da olumsuz hüküm veya yargı barındırmayan sorular, tasavvur sorularıdır.

Bilgi, kavram ve tasarım seviyesindedir.

Hayal etme, göz önüne getirme, zihinde canlandırma şeklinde tarif edebiliriz bunları.

Öğrenmek için olan soruya tasavvur sorusu diyebiliriz ve bu çok kıymetlidir.

Tasdik sorusu ise bildiğinin ne kadar gerçeğe uygun olup olmadığını anlama amaçlı olduğundan bu da çok değerlidir.

Yeter ki, bildiklerimizi mutlak hakikat gibi görmeyelim.

Yeni veriler elde ettiğimizde kuşkuyu elden bırakmadan hakikatin peşine düşelim.

ÖĞRENMENİN imkânlarını heba etmeden kullanmalıyız.

Bir yönüyle kısmen bilip diğer yönüyle tam bilmediğimizin peşine düşerek ancak tasdike yürüyebiliriz.

Tasavvuru tasdik etme yolculuğumuz yabana atılmamalıdır.

Bu bir düşünce faaliyetidir.

İnsan olmanın bir gereğidir.

Fıtratımızı ortaya koymaktır.

Bildiklerimizle bilmediklerimize ulaşma serüvenimiz aklımızı çalışır, kalbimizi sahih tuttuğumuz sürece karşılıksız kalmayacaktır.

Bildiklerimizle amel etme yolunu tercih ettiğimizde Rabbimiz bizlere bilmediklerimize ulaşma aşkı ve imkânı lütfedecektir.

Ya Selâm!

22.12.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/soruyu-neden-sorariz/661829

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir