SÜFEHÂ’DAN MIYIZ YOKSA?

CEVAP verebilmek için önce bilmek gerekir.

Daha önce üzerinde durmuş ve biraz bile olsa düşünmüş olmak icap eder.

Bizler yaşamış olduğumuz şu hercümerç dünyanın akıntısına öylesine kaptırmışız ki durup düşünmeye vaktimiz bile yok.

Oysa insan olarak en önemli eylemlerimizden birisi düşünmektir.

Ardından idrak etmek gelir.

Sonrasındaysa gereğince yaşamak, yerli yerinde davranmaktır.

Razı olunmuş bir ömrün sahibi olmak başka türlü nasıl gerçekleşebilir ki?

HER türlü teknik, teknolojik dünyanın kavramlarına sahibiz.

Bilişim alanının dili de pek çoğumuzun ilgi alanında…

Bunda bir kusur yok elbette.

Yaşadığımız dünyanın gereğini yerine getirecek ve çağına tanıklık eden bir hayat ortaya koyacağız.

Sorun şurada ki; tüm bunlara yönelip öğrenirken Yüce Rabbimizin bir hayat hareket kitabı olarak bizlere Sevgi Peygamberimiz ile gönderdiği kitabın kullandığı kavramlardan uzağız.

Her mevzuya yaklaştığımız gibi bu konuya da aynı dikkatle yönelmemiz gerekmez mi?

HENÜZ daha Kur’an-ı Kerimi okumaya başladığımızda Bakara Sûresinin başlarında karşılaştığımız bir kavram: Süfehâ.

Yani neredeyse ilk ele almamız gereken, üzerinde düşünmemiz lâzım gelen bir konu.

Göz okuması yaparak geçip gidebileceğimiz bir husus değil.

Olmamalı…

BİZLER Süfehâ’dan mıyız?

Bunu bilmeye ihtiyacımız yok mu?

Eğer Kur’an’ın Süfehâ, sefihler diye anıp tarif ettiği tanıma giriyorsak ne yapmalıyız?

Nasıl bir hareket tarzı geliştirmeliyiz?

Buradan çıkış yollarını nasıl bulabiliriz?

Henüz hatim için başladığımız Mushaf-ı Şerifin başlarında bu konuyla karşılaşmamızı nasıl yorumlamalıyız?

Ve hemen ardından neler yapmalıyız?

YÜCE kitabımızı koşar gibi okumadığımız ve üzerimize alınmamız gereken hususlar varsa orada durup derin bir düşünme içine girerek olayı geçiştirmeden üzerine gitmek ve konuyu tüm boyutlarıyla öğrenmek bir mü’minin gönül diriliğinin işareti değil midir?

Evet.

O halde böyle davranalım.

Doğruyu yapalım.

KUR’AN’I başkaları için okuyor gibi davrandığımız müddetçe O’ndan yeterince istifade edemeyeceğiz.

Bugüne kadar olduğu gibi…

Artık Vahy-i İlahiyi kendimiz için okumaya başlamalıyız.

Yavaş, yavaş.

Sindire, sindire.

Üzerinde düşüne, düşüne.

Rastladığımız kavramlar üzerinde imkânlarımız nispetinde araştırmalara girişerek ve notlar alarak.

Çünkü bu tuttuğumuz “Kur’an Okuma ve Anlama Notları” daha sonra dönüp bakacağımız ve üzerinde yeniden tefekkür etme fırsatı bulabileceğimiz bir malzeme olacaktır.

Belki de daha sonra ulaştığımız bilgi notlarını da üzerine ilave ettiğimizde bizden sonrakilere de kalabilecek hoş bir miras olabilir.

Şöyle düşünün: Rahmetli babanızdan size “Kur’an Anlama ve Düşünme Notları” şeklinde özenle alınmış notlar, gecenin uykusuzluklarında göz nuru akıtılmış tefekkür cümleleri miras olarak kalsaydı bunun değerini başka hangi miras ile kıyas edebilirdiniz?

Onlar yapamamış olabilir ama bizler Hakk kelamını kendimiz için okuyup notlar alırsak böyle bir güzelliğe de vesile olmuş oluruz.

TÜM bunlar Kur’an’ı yaşadığımız hayatın merkezine alabilme çabalarıdır.

Bir kenarda ve arada derede hızlı okunup televizyondaki diziye yetişilen bir gizli eylem olmaktan çıkarma gayretidir.

Anlamadan okuyun telkinlerine artık anlayarak okuyun cümlesini ilave edebilmek içindir.

Hayatın tam merkezine bunu alamazsak başarılı olamayız.

Evin en işlek yerinde aile bireyleriyle birlikte bu anlama faaliyetine girişemezsek hızlı ifa edilip bitirilmesi gereken bir çalışma olmaya devam eder ve bizde değişen bir şey olmaz.

BİRDENBİRE ortaya “Süfehâ nedir?” sorusu düşmeli…

Hep birden bu kavrama yoğunlaşmalıyız.

“İlk nerede geçiyor, sonra nerelerde ve hangi bağlamlarda” gibi sorular birbirini takip etmeli.

Sevgili Peygamberimiz bu konuda ne söyledi?

Hadislerde nasıl geçiyor?

Ehl-i Beyt ve Sahabe Efendilerimiz nasıl anlayıp ne şekilde uygulamışlar gibi ince meraklarımız konunun aklımızda yer etmesini oradan kalbimize doğru yolculuğa çıkmasını sağlayacaktır.

Yani sadece bireysel okumamız yetmez. Hanelerimizde, iş yerlerinde, dost gruplarında birlikte okuyup edüt etme alışkanlığı da geliştirilmelidir?

SORUYA dönelim tekrar, bizler Süfehâ mıyız?

Sefihlerden miyiz?

Fikirsizlik, düşüncesizlik, dikkatsizlik üzere miyim?

Hangi hususlarda böyleyim?

Kıt akıllılardan mıyım? Kişinin aklının kıt olmasının ölçüleri nelerdir?

Bedhuy sahibi miyim?

Çevrem beni bu konularda nasıl buluyor? Kendisinden korkulan, kaçılan, bulaşılmak istenmeyen bir kişi miyim?

Fâsık mıyım?

Yani aklın veya dinin tersine davranışları bulunan kişilerden miyim?

Allah’ın dininin isteklerinin hilafına düşünce geliştiriyor ve bunları yapıyor muyum?

Bulanık akıllı, bulanık görüşlü müyüm? Fikirlerim ve düşüncelerim flu mu? Duruma göre değişiyor mu?

Hangi konularda budalalık yapıyorum?

Kendime hangi hususlarda cahilce kötülükler ediyorum?

Temkinsiz miyim?

Bir işin önünü, arkasını hesap ediyor muyum? Sebep sonuç ilişkisi geliştiriyor muyum?

Cahilce, kaba, saldırgan davranışlar bende görülüyor mu?

Dar kafalı mıyım?

Dediğim dedik diye tutturup sadece kendi bildiğini doğrunun ta kendisi sayanlardan mıyım?

Hareket ve tutumlarımda ne gibi hafiflikler, ne gibi ucuzluklar var?

Haz ve zevkine uyma hususunda neredeyim?

Aklı ile değil de hazzının ve heveslerinin dürtüsüne göre mi karar verenlerdenim?

Alaycı mıyım?

Kendimi başkalarından üstün görerek onları daha aşağıda, daha düşük mü görüyorum?

Hangi durumlarda şirretleşir, bayağılaşabilirim?

Ne gibi durumlarda beyinsizce davranır, beyinsizlik ederim?

KENDİNİ Kur’an ile ölçerek tanımaya çalışma okuması, bir ibret okumasıdır.

Öğüt alarak okumaktır.

Kendini gerçekler terazisinde tartıcı bir okuma şeklidir.

İyi durumlarımızı pekiştirici, kötü yanlarımızı değiştirici bir yöntem tercih etmeyi sağlayıcıdır.

BU kavram Kur’an-ı Kerimde türevleriyle birlikte on yerde geçiyor.

Müslümanlar için kullanılıyor.

Münafıklar için de kullanılıyor.

Kâfirler için yine aynı şekilde kullanılıyor.

Görüldüğü gibi okuyup geçmekle anlama gayretine girip kavramların açılımlarını yapmaya çalışarak Kur’an’a sahih öğrenci olmak arasında ciddi farklar var.

Yüce Rabbimizin bizimle sözleşmesi olan kitabını okuyup anlamaya çalışmak, beyinsizlik yapmamaktır.

Aklın ve imanın icap ettirdiğini yerine getirmektir.

Kur’an’ı Kerimi gereği gibi anlayarak okumak Süfehâ’dan kurtulmanın yegâne yoludur.

Cümlemize nasip olsun.

Ya Selam!

30.04.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/sufehadan-miyiz-yoksa/623540

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir