SURİÇİ CAMİLERİ AKS FOTOĞRAF SERGİSİ

UĞUR CANBOLAT

SANAT insan hayatına anlam kazandıran bir pencere.

Hangi iş dalı ile meşgul olursak olalım belli sanat alanlarıyla ilgilenmemiz gerekir.

Yakın durmamız icap eder.

Bu bizlerin gündelik telaşelerden kurtulup kendimizi altına soktuğumuz stres yükünü azaltmamız mânâsına gelir.

Ferahlamamızı sağlar.

Nefes aldırır.

Kendimiz üzerinde düşünüp eksiklerimizi tamamlamamıza, fazlarımızı atmamıza sebep olur.

Ramazanın başından beri Pendik Mehmet Akif Ersoy Sanat Merkezi’nde İstanbul Suriçi Camileri AKS Fotoğraf Sergisi vardı.

Gidip görmek nasip oldu.

Emeği geçenlere bu vesile ile teşekkür ederken Fotoğraf Sanatçısı Feyzullah Baytekin ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

—-

SURİÇİ CAMİLERİ AKS FOTOĞRAF SERGİSİ

-Serginiz yeni bitti, geçmiş olsun.

Evet. 17.Nisan.2022 Pazar akşamı. Teşekkür ederim.

-Pendik Belediyesi bünyesinde değil mi?

Evet. Pendik Belediyesi ilgi gösterdi, salonunu açtı ve bizi halkımızla buluşturdu. Tüm emeği geçenlerle birlikte işin başından sonuna kadar katkı sunan, yönlendiren Mustafa Çalıkçı Beye hususen şükranlarımı sunarım.

-Suriçi Camilerini fotoğraflama fikri nasıl gelişti?

Bir arkadaşımın da çalışmalarının olduğu karma fotoğraf sergisini ziyaret ettim. Sanatçı arkadaşım; gece 15 Temmuz Şehitler Köprüsünün, ışıkları ile ilgili bir çalışması vardı. Işıkların nasıl yukarı, aşağı, sağa, sola doğru süzüldüğünü sordum? Sanatçı arkadaş nedeni açıklayamadı…

O günden sonra aralıklara bu sorunun cevabını aradım. En uygun ışık nerede diye düşündüm. Tabii ki camilerimizde. Karar verdim ve yaklaşık üç yıl belirli aralıklarla camilerde çekimler yaptım.

-Burada farklı bir çekim metodu mu uyguladınız?

Hayır, herkesin bildiği; uzun pozlama ve objektifi yakınlaştırma veya uzaklaştırma “zoom out/zoom in.” Metot açısından farklılık yok ama yer ve zaman seçimi ile doğru bakış noktaları yakalamak önemli.

-Bu tarzda çekim fikri nasıl oluştu?

Suriçi camilerinden birinde çalışırken, camii görevlisi yanıma yaklaşarak ne yaptığımı sordu. Bende izah etmeye çalıştım. Anlattıklarımdan mutlu oldu ve sonra görevli olduğu camide bir sergi açmamı istedi. Bu çalışmalarım birikince; bende bir sergi açma fikri oluştu. Tabi o tarih de çalışmalarım Suriçi camilerini kapsamıyordu.

Sonra ilgili müftülükten gerekli izinleri alarak Sur içinde 20 camii için izin aldım, ancak 18 camide çalışma yapabildim. Yalnız bahsettiğim o camii de sergi açılamadı. Yıl 2016 idi.

-Makinanızın ileri özellikleri mi var?

Hayır, normal sıradan bir makina kullanıyorum.

-Herkes bu çekimleri yapabilir mi?

Evet, tekniği bilmek biraz da deneyimlemek lazım herhalde. Onun dışında bir şart gerekmiyor. Işık, gölge, göz terbiyesi yeni doğru bakış olduktan sonra rahatlıkla yapabilir. Maharet makinada değil yani.

-Işıklar ve Camiler de denebilir mi bu fotoğraflara?

Evet,  benim sergi fikri oluşmadan çalışma yaparken Camilerimizi başka bir bakış, başka bir görüş ile paylaşmaktı. Bu tarz sanat etkinliklerinde ortak düşünce, istişare mühim. Daha doğru biçimde halka nasıl sunulabilir, ne şekilde anlatılabilir gibi soruların cevapları aranarak son karar veriliyor.

-Fotoğraf çekiminde konumlanma önemli mi?

Evet, çok önemli. Âdeta işin kalbi. Işıkların sağa, sola, yukarı ve aşağı yönlendirmek için en önemli etken bu.

-Camiler genellikle loş olur ibadet rahatlığı bakımından. Bu çekimler aydınlık görünüyor?

Haklısınız, uzun pozlama “çekim süresin uzatma” tekniğini kullandım. Genellikle öğle ve ikindi namazından sonra pencerelerden gelen gün ışığından istifade etmek istedim. Bu zaman aralıklarında çekimlerimi gerçekleştirdim.

-Hangi camiden başladınız?

Süleymaniye Camii’nden başladım. Her cami elbette mabettir, bizim için kutsaldır ama kişisel etkilenme bakımından bende Süleymaniye’nin yeri bir başkadır.

-Bir caminin çekimi ne kadar sürdü?

Sergiye katılan sanatsever ve dostlar ile paylaştığım çalışmalarımdaki bir fotoğraf için; beş ila yirmi çekim yapmışımdır. Zihnimde düşündüğüm çalışmaların olabilmesi, zuhura çıkabilmesi için.

-Karşılaştığınız zorluklar olmuştur sanırım.

Mutlaka, çünkü gün içinde ışıklarla ilgili çekim yapıyorsunuz. Bazı cami görevlileri tarafından hoş karşılanmadı. Sağ olsunlar anlayışla karşılayanlarda olmadı değil. Kısaca bir anımı paylaşayım. Selatin Camilerden birinde çalışmalarım sonunda bir de bütün ışıkları yakmasını rica ettim, kabul görmedi. Aradan biraz zaman geçti Camiye yurtdışından bir ziyaretçiler geldi ve Caminin bütün ışıkları yakıldı. Bu nevi hoşluklarla, tevafuklarla karşılaştım. Bende bu ilahi ikram için şükrettim.

-Fotoğrafladığınız diğer camiler hangileri?

Cerrah Mehmed Paşa Camii, Fatih Camii, Gazi Atik Ali Paşa Camii, Haseki Sultan Camii, Hekimoğlu Ali Paşa Camii, Küçük Ayasofya Camii, Laleli Camii, Mesih Mehmed Paşa Camii, Mihrimah Sultan Camii, Nallı Mescid, Nuruosmaniye Camii, Rüstem Paşa Camii, Sokullu Mehmet Paşa Camii, Sultan Ahmet Camii, Süleymaniye Camii, Şehzade Camii, Yavuz Sultan Selim Camii ve Yeni Camii.

-Ayasofya Camisi neden yok?

Çalıştığım tarihte müze idi. Henüz ibadete açılmamıştı. Sergide olması için izin almak ve diğer prosedürler uzun bir süreyi gerektiriyordu. Bu sebeple olmadı. Yalnız Ayasofya Camisini çalışmak nasip olur inşallah.

-Sergi talebi belediyeden mi geldi?

Hayır, bendeniz talep ettim, ilgilendiler sağ olsunlar. Bir kez daha Mustafa Kemal Çalıkçı ve diğer tüm ilgililere teşekkür ederim.

-Ziyaretçi, ilgi yeterli miydi?

Hayır, ama teşrif edenler, farklı bir çalışma olduğunu paylaştılar. Camiler konusunda bir farkındalık kazanılmasına vesile olduğunu dile getirenler oldu. Bu sergiden sonra aynı camilere tekrar gidildiğinde buradan elde ettiği bakış açısı ile artık daha farklı bir gözle bakacağını dile getirenlerde oldu. Sergilerin ana amacı budur zaten. Farkındalık kazandırmak, yeni bir bakış açısı sunmak. Fotoğraflarımızla bunu başardığımı görmekten dolayı gerçekten çok mutluyum. Ziyaret eden herkese teşekkür ederim.

-Mikro tablolar da vardı masa üstünde satışa sunulan. Gelenler fotoğraf tablosunu satın alamasa bile boş olarak dönmemiş oldu bir nevi.

Evet. Onları yine kendim yaptım. El emeği. Minik bir hatıra oldu alanlar için. Ayrıca tabloları asacak bir duvarı olmayanlar için hoş bir imkân bu. Herkesin illaki bir masası, bir başucu sehpası, bir vitrini, bir kütüphanesi vardır. Burada her gün onunla birkaç kez selamlaşması gününe hoşluklar taşıyabilir. Ben bu şovaleli çalışmayı daha önce çektiğim su yüzeyi fotoğrafları için de yapmış ve satışa ınstagram.com/feyezedukkani adresinden sunmuştum. Bunları da ilave edeceğim inşallah.

-Daha önce yaptığınız sergiler nelerdi?

2007 yılında su yüzeyine yansıyan renk ve ışıkların fotoğraflarından oluşan  “Su Yüzeyinde Zuhurat” adlı ilk sergimizi açmıştık. Bir Vakıf Üniversitesi tarafından #SuYüzeyiFotoğrafçılığı etiketi verildi.

8 kişisel, 1 karma sergim oldu.  Konferans ve tanıtım sunumları ile paylaştım. Şimdi çalışmalarıma “feyzuli” başlığı ile devam etmekteyim.

-Neden; feyzuli?

Bir dostum fotoğrafların ebruya çok benzediğini, fotoğrafların adının adımı da çağrıştırarak “feyzuli” olmasını istedi, bende beğendiğim için kullanmaya başladım.

https://www.istiklal.com.tr/haber/surici-camileri-aks-fotograf-sergisi/686050

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.