TEFRAHÛN, TEMREHÛN

Ramazaniye – 23

SELAM…

Nasıl geçti günün? Kur’an ile hemhal olabildin mi?

Onun gücü ile şeytana ve cümle yardımcılarına meydan okuyabildin mi?

Ve dahi nefsine direnebildin mi?

Yirmi üçüncü beraberliğimiz bugün.

Giderek Kur’an-ı Kerim ile daha çok içli dışlı olmaya başladık.

Bir yere yetişecek acelesi olan bir kişinin hızlı yemek yemesi gibi okumuyorsun artı vahyi.

Tane tane okuyorsun.

Üzerinde durup anlamaya çalışarak yapıyorsun bunu.

Şimdiye kadar gizli kalmış tüm yanlarını ona açarak ilerliyorsun.

Bu takdire şayan. Seni kutluyorum.

Ve bu haline çok seviniyorum. Şükürle doluyorum.

Geldiğime ve seni bir daha bulduğuma memnunum.

Yalnız sana hatırlatmam gereken hususlar var ki, önemli…

KUR’AN-I KERİM benim kitabımdır diyorsun.

Yaş ve kuru her şeyin orada olduğunu dillendiriyorsun.

Hayatın özü olduğunu çekinmeden beyan ediyorsun.

Bu muhteşem Hakk kılavuzuna bağlı kalınması gerektiğini gayet açık ve güçlü bir ton ile seslendiriyorsun.

Ama…

PAYGAMBERİMİZİ çok seviyorsun.

Siyer okuyorsun.

Bilmediklerini öğreniyor, atladıklarını yakalıyor, unuttuklarını hatırlıyorsun.

Yüce kitabımızda Fahr-i Kâinat Efendimizin nasıl yer aldığını görmek için büyük bir titizlikle çalışıyorsun.

“De ki” diye başlayan âyetleri bu açıdan inceleyip hayran olunası muhteşem bir peygambere sahip olduğunu büyük bir ferahlıkla görüyorsun.

Nerede anılsa elini kalbine götürüyor ve hal diliyle “Buradasın, burada” diyorsun.

Salavat-ı Şerifeleri büyük bir lezzetle okuyorsun.

Günlük vird olarak belli sayıda çekiyorsun.

Ama…

CAMİLERİMİZİN dışarıya taşan ışıkları ile aydınlanıyorsun.

Koşa koşa gidiyorsun.

Seninle aynı telaşı paylaşanları gördüğünde de mutlu oluyorsun.

Seviniyorsun.

İçeride huzur buluyorsun, dışarıya çıkmak istemiyorsun.

Herkesin gelmesini de istiyorsun.

Ama…

RAMAZAN olarak benim gelmeme ne kadar sevindin.

İki ay öncesinden karşılama planları yaptın, törenler gerçekleştirdin.

Benim sana hazır olduğumu bildiğin için kendini bana hazırladın.

Gün, gün…

Adım, adım…

Ve işte sonunda bir araya geldik. Beraberliğimizin yirmi üçüncü günü bugün.

Ama…

NAMAZA seviniyorsun.

Ezanla coşuyorsun.

Zekâtı vermekten huzur buluyorsun.

Sadaka vermek seni mutlu ediyor.

Kalbine iman yazılmış bir mü’min olarak duygu, düşünce ve sezgilerin ayakta.

Ve bu harika.

Ama…

TEFRAHÛN ve TEMREHÛN konusunu düşünmelisin.

Önemsemelisin.

Elinde olanı şımararak, haksız yere sevinip şişinerek kaybetmemelisin.

Böbürlenerek azgınlaşmamalısın.

Bu bahsettiğimiz konular sebebiyle mahviyet içinde ancak şükredebilirsin.

Şımaramazsın, böbürlenemezsin, ben yapıyorum diyerek şu an için yapamayanları aşağılayamazsın. Onları hor ve hakir göremezsin.

Allah’ın sana olan lütuf ve ihsanlarını görmezlikten gelerek bunların satıcısı, propagandacısı gibi davranamazsın.

İslam’ın sahibi değilsin, bağlısısın. Mü’minisin.

İşte bu sebeple sahip olduğun güzellikleri kendi malınmış gibi düşünüp, yapmaya muvaffak olduğun ibadetlerden ötürü öğünüp böbürlenerek ucuba düşmemelisin.

Yani “Tefrahûn ve Temrehûn” konusunu bir daha düşünmelisin.

24.04.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/ramazaniye-23-tefrahun-temrehun/686842

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.