ÜÇ CAĞALOĞLU DELİSİ

UĞUR CANBOLAT

İSTANBUL’UN delisi de, velisi de eksik olmaz denir.

Doğrudur.

Cağaloğlu da öyle…

Hiç şüphe yok ki, bir devr-i daimden bahsedebiliriz.

Ama her zaman bu delilere rastlarız.

GÖZÜ KARA insanlardır deliler.

İnandıklarını yapma hususunda engel tanımazlar.

Zorlanabilirler.

Ama bu neyi değiştirir ki!..

Eskiden mühim bir işe girişen, teşebbüste bulunan kişilere sorarlarmış.

Bu işin delisi misin?

Ya da bu işte yükü omuzlayacak yanında bir deli var mı?

BİR değil üç deli bunlar.

Kader birliği yapmışlar ve yola çıkmışlar.

Yürüyorlar.

Kim önden yürüyor, hangileri takip ediyor, bilmiyorum.

Belki de konusuna göre öne geçen değişiyordur ama onların “Kim öndedir?” diye bir his taşıdıklarına tanık olmadım.

Şöyle diyebiliriz onlara: Üç deli, üç gözü kara, üç yoldaş.

Siz buna üç inanmış da diyebilirsiniz.

“NEYE inanmış ki bunlar?” diyorsanız anlatayım.

İyi şeylere inanmışlar.

Gayrete…

Samimiyete…

Üretmeye…

Paylaşmaya…

Ve mütevazı olmaya…

TİCARİ yanı bulunan bir işletmenin elbette önceliği işin ekonomik yanıdır.

Doğal olanı bu.

Ama onlar da bu durum sezilmiyor.

“Bu ürün tutar mı, satar mı, alıcı bulur mu?” sorularını gerilere bırakmışlar.

Belki de hiç bunu düşünmüyorlar.

Onlar şu soruları soruyorlar.

Kültürümüz bakımından gerekli mi?

Sanatımız açısından lazım mı?

Bir boşluğu dolduracak mı?

İlim, edebiyat, sanat, hatırat açısından bazı eksiklikleri giderecek mi?

Bu sorulara evet diyebiliyorlarsa tereddüt etmeden işe girişiyorlar.

YAYIN listelerine kısa bir göz atmanız bunun için yeterli kanıt olacaktır.

Popüler neşriyatın bizi nelerle nasıl meşgul etmiş olduğunu ise derinden fark edip içiniz ‘Cız’ edecektir.

Üzüleceksiniz.

Bazı mevzularda iyidir üzülmek.

Dinginleştirir.

Enerji verir.

Yapmak istediğiniz işler de sizi motive eder.

Buradan çıkardığım sonuç şudur ki, onlar üzülmüşler.

İyi ki, üzülmüşler.

Telekom’un önemli idari mevkilerinden emekli olarak sonraki nesiller üzülmesin diyerek bu duygularını harekete geçirmişler ve bize önemli eserler sunmuşlar.

Önden gidenleri yani bir nolu delileri: Fatma Ersem Yargıcı.

Ardındaki diğer ikisi; İsmail Derici, Nurcan Altunterim.

OSMANLI tarihi konusunda 25 ciddi eser yayınlamışlar.

Yine bir o kadar da genel tarih konusunda kitaba imza atmışlar.

21 roman, 24 tarihi romanını 3 bilim kurgu romanı izlemiş.

Yayınevlerinin şiir kitabı yayınlamaktan kaçındıkları bir dönemde 26 şiir kitabını okuyucusuyla buluşturmuşlar.

5 makale, 5 mülakat ve 2 sözlük kitabı…

30 biyografi, 13 hatıra, 11 deneme ve yine 15 dini muhtevalı kitap neşredilmiş.

Araştırma inceleme 44 kitap ile sıralamada önde görünüyor.

25 hikâye kitabını da unutmamalı…

Çocuk yayıncılığı da ihmal edilmemiş farklı yaş guruplarına hitap etmek üzere 16 kitap raflarda yerini almış.

ZİYA ŞAKİR 48 kitap ile birinci sırada…

Belki de daha evvel hiç Ziya Şakir okumadınız.

Eğer böyleyse daha fazla geç kalmamanızı önermeliyim.

Fırat Kızıltuğ, Gürbüz Azak, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, M.Necati Demirtaş, Mehmet Nuri Yardım, Nidayi Sevim, Ümit Şimşek, İbrahim Özdemir, Süleyman Doğan, Cansaran Kızıltaş, Yusuf Bilge, Yavuz Selim Karakışla, Recep Arslan, İbrahim Özgün ve görmezden gelinemeyecek pek çok yazar var.

En iyisi siz şuradan bakınız:

https://akilfikiryayinlari.com/anasayfa

KENDİLERİNİ şöyle takdim ediyorlar.

“Kitap okuma ve kitap okutma sevdasının sonucunda oluşmuş bir yayıneviyiz. Kütüphanelerin raflarına terk edilmiş (!) bir yazarın eserlerinin verdiği enerji ile bu günlere gelinmiştir. Bu yazar, bir zamanların Üstad olarak bahsedilen, tefrikaları hangi gazetede yayınlanırsa o gazetenin tirajını yükselten, tefrikaları ilgiyle takip edilen Ziya Şakir Soko idi. Daha sonra diğer yazarların eserleriyle yayınevimiz her kesimin rahat okuyabileceği kitapları genç yazarların eserlerini okuyucularla buluşturmaya başladık ve devam ediyoruz.

Ziya Şakir’in birçok eserlerini yayın dünyasına kazandırmak ve okuyucularla buluşturmak hedeflerimiz arasındadır. Arzumuz kitap okumaya bir alışkanlık, bir ihtiyaç olarak bakabilecek nesiller oluşmasında bir katkıda bizden olmasıdır.”

AKIL FİKİR Yayınlarından bahsediyorum.

Aklımızı fikrimizi getirmemiz için kendisini deliliğe vurmuş üç ülkü sahibi akıllı…

Sancı sahibi üç kafadar.

Bu milletin derdi ile dertlenmiş üç dertdaş…

Onların gelecek nesillerinin karşılaşabilecekleri sıkıntıları yüklenmiş üç hemdert…

Hemhal olmuş yürüyorlar…

Hemdem olmuş aynı gayenin peşinde iz sürüyorlar.

FATMA Ersem Yargıcı’yı bir Ramazan Dini Yayınlar Fuarında Mehmet Nuri Yardım vesilesiyle tanımıştım.

Sonraları sıkça gördüm.

Şerif Aydemir üstadın liderliğinde ESKADER’in etkinliklerinde hep yer alıyordu.

Programların yöneticisi veya dinleyicisi olarak sürekli bulunuyordu.

Engin kültürünün yanı sıra mütevazılığıyla da dikkat çekiyordu.

“Hikâyeler Hep Yarım” kitabım başka bir yayınevi tarafından neşredilmiş olmasına rağmen temin edip imza etkinliği düzenleyerek okuyucu ile buluşturmuştu. Bunların biri de yazar Eda Bildek ile İzmit Kitap Fuarında gerçekleşmişti.

Yayınevine farklı vakitlerde ziyaretlerimiz oldu dostlarla…

Hoş sohbetleri, muhabbetleri ve ikramları hep yanımızda oldu.

Eğitimci, editör ve yazar değerli dostum Menekşe Özkaya bir istişaremizi Sayın Yargıcı ile paylaştığında son kitabımız olan “Kalbi Tutan Mektuplar”ın yayınlanacağı adres belli olmuştu.

Yine bir delilik yapacaklardı yani.

Ve yaptılar.

Okuyucu ile kitabı buluşturdular.

BÖYLESİ delileri sevmeliyiz.

Onlara minnet borcumuz var zira onlar bu milletin vicdanıdırlar.

Ya Selam!

15.03.2021

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/uc-cagaloglu-delisi/613096

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir