YİRMİ ALTI YIL UYUYORSUN

ÖMRÜMÜZ ne kadardır ortalama diye sorulsa hepimiz muhtemelen farklı sayılar söyleriz.

Bilinen ortalaması yetmiş yıl.

Peki, biz gerçekten bu kadar yaşıyor muyuz?

Dolu dolu bir yetmiş yılımız var mı?

Bunun ne kadarını doğru ve yararlı işler için sarf edebiliyoruz?

Örneğin bu yetmiş senenin ne kadarını ilim yolunda okumaya ayırmışızdır?

Ne kadarı ibadet ile geçmiştir?

Ne kadarı araştırmaya hasredilmiştir?

Ne kadarını sorun çözmek için kullanmışızdır?

Ne kadarı tefekkür için harcanmıştır?

Ne kadarını ilahi emre uyarak ibret almak maksadıyla gezmişizdir?

Ne kadarını muhtaçların ihtiyaçlarının karşılanması uğrunda verilmiştir?

Ne kadarı bizi onarıp inşa eden hakikat sohbetlerinde geçmiştir?

Ne kadarı aile, eş dost ile yaşanmıştır?

Ne kadarı anne babaya hizmetle doldurulmuştur?

Ne kadarı hasta ziyaretlerine tahsis edilmiştir?

Ne kadarı güzel sanatlar yolunda verilmiştir?

TERSİNDEN soralım isterseniz birazda…

Ne kadarı gereksiz malumatlar için heba edilmiştir?

Ne kadarı oyun ve eğlence için harcanmıştır?

Ne kadarını magazin konuları kapmıştır?

Ne kadarı birilerinin başına problem açmak için verilmiştir?

Ne kadarı hay huy ile malayani biçimde elden çıkarılmıştır?

Ne kadarı gösteriş merakına dayanan özenti tatillere ayrılmıştır?

Ne kadarı “Zaman öldürmek” adı altında boş yere saçılmıştır?

Ne kadarı dedikodu ve gıybetle öldürülmüştür?

Ne kadarı hız ve haz duygularıyla kaybedilmiştir?

Ne kadarı asla ne dünya ne de ahiret açısından fayda içermeyen işler için harcanmıştır?

Ne kadarı öfkeyle, kıskançlıkla, saldırıyla, savunmayla, gururlanmayla, kıyafet seçimleriyle, dizilerle geçmiştir?

Ne kadarı trafiğe heba edilmiştir?

YİRMİ ALTI YIL uyuyormuşuz.

Bunu yetmişten düştükten sonra bir kez daha yukarıdaki soruları cevaplamaya çalışalım.

Yani geriye kalan kırk dört yıl üzerinden bir muhasebe yapalım.

Veriler bununla bitmiyor tabi.

On sekil yıl ayakta duruyormuşuz.

Yüz beş gün suda geçiriyormuşuz.

Yüz otuz bin kilometre yürüyormuşuz.

Ortalama iki yıl kadar telefonla konuşuyormuşuz.

İlk beş yıl çocukluk olarak sayıldığı için ne olduğunu anlamadan yani bilinçli bir şeyler üretemeden geçiriyormuşuz.

On beş yıl iş yerinde geçiriyormuşuz.

Ortalama yirmi kez ayrılık yaşanıyor ve kederle bulanıyormuşuz.

Şimdi bu bilgiler ışığında yeniden işlem yaptığımızda geriye ne kalıyor?

Biz sahiden kaç yıl ömür sürmüş oluyoruz?

GERİYE kalan sürenin ne kadarını acaba Rabbimizin bize gönderdiği vahyin okunması ve anlaşılmasına ayırabiliyoruz acaba?

Ne kadarını Sevgili Peygamberimizin izinde yürüyerek uygulama alanına taşıyoruz?

Ne kadarını gönlümüzün imarına harcayabiliyoruz?

Ne kadarını şeytan ve nefisle mücadeleye ayırabiliyoruz?

Biz ne kadar yaşıyoruz gerçekten?

Yirmi altı yıl uyuyormuşuz, tamam, peki ne kadarı gaflet uykusunda geçiyor acaba?

Kendi hakikatimize uyanmadan, ruh diriliğine ermeden, kalp uyanıklığına ulaşmadan, aklımızı çalıştırmadan yaşadığımız bir hayat diğer açılardan verimli olsa bile ne kadar ömürden sayılabilir ki?

Karanlık gecelerden aydınlık sabahlara uyanmak için daha ne kadar bekleyeceğiz?

Ya Selâm!

14.03.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/yirmi-alti-yil-uyuyorsun/678176

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.