BAHTI HOŞ

ÖYLE dedim, sen bahtı hoşsun.

O ise ısrarla bahtı karayım diyor, karalar bağlıyordu.

Çöz karalarını dedim, baharın yeşiline yürüyelim.

Sarıya hatta sonbahara… Yukarıdan üstümüze kurumuş yapraklar düşsün.

Alıp inceleyelim, sevelim onları.

Yanımıza alalım hatta. Defterimiz arasında yer bulsun.

Isıtsın bizi bir kaşkol gibi.

İstanbul’a kaçalım, kendimize kaçar gibi.

Yukarıdan bakalım denize.

Bir bankta oturup türkü diyelim birbirimize.

Bir gazoz olsun elimizde, ya da demli bir çay.

Ne diyordum unuttum.

Kurumuşunu sevemeyen yeşilini hak eder mi hiç diyordum, hatırladım şimdi.

Karalar bağlamayalım.

Özleyelim ama karaya değil beyaza gidelim.

Kar üstünde yürüyelim mesela. Ne dersin?

İçimiz ısınırken sevda ile dışımız üşümüş ne çıkar?

Öyle değil mi?

Yine dermişin ben bahtı karalıyım.

Hayır, sen bahtı aydınlıksın.

Bahtı baharsın.

Bahtı hoşsun.

Bir düşünce alıp gitmişti beni. Nice sonra aştım gözlerimi.

Yağmur başlamıştı.

Islattı saçlarımı, yüzümü, yanaklarımı…

Yağmur bahtı hoşların üstüne yağarmış en çok.

Bilesin!

04.12.2017

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post

  • Teber ve Muteber

    UĞUR CANBOLAT HIRPANİ kıyafetler içindeydi. Uzaktan bakıldığında korkutucu olduğunu bile söyleyebilirim ancak mesafe azalıp yüz hatlarını gördüğünüzde, konuşmasına mülaki olduğunuzda…

    Read More

  • İNKÂRDAKİ İKRAR

    UĞUR CANBOLAT AHLÂK-I HASENE erleri, kalplerindeki tasdiki dilleriyle de güçlü bir şekilde ikrar edenlerin arasından çıkarlar. İlahi vahyin sunduklarını kalpleriyle…

    Read More

  • İnsan Neden Kaybedince Anlar

    Anlamak ve kavramak hayatımızın ana itici güçlerinden iki kavram. Yokluğu ciddi yoksunluklara gebe. Ancak anlamak ve kavramanın gerekleri de var.…

    Read More