Kimdi Yan Bakışı Olmayan

UĞUR CANBOLAT

YAN bakışların, ters duruşların insanı olduk nicedir.

Heyhat ki ne farkındayız bunun ne ıstırabında…

Acımıyor bile kalbimiz.

Bölünmüyor uykularımız.

Gözlerimiz nicedir nemlenmekten dahi uzakta.

SEVDİK yandan bakmaları…

Yaban düşünceleri.

Hoyrat naralarına bağladık yüreğimizi görünmez iplerle…

Ki, onunla heyecanlanıp durmada.

YAN bakış, bakış mıdır hakket…

İçi düz olanın, gönlü düzgün duranın bakışı böyle midir yârenler…

Doğruluğun direği eğri mi durur.

Muhabbete dair kelimeler hunharlık mı tınlar…

Islaha memur edilenler ifsadın fitilini hangi akılla ateşler…

ÖNÜ ardı bir olmakla yükümlü olanlara nifakın gardiyanlığına soyunmak yakışır mı?

Yakışmayanı kendine yakıştıranların yakıştığı yer neresidir peki?

Ne yana düşer ıstırabın cehennemi?

Sâdıkların nişanı sıdk değil midir?

Yalan oklarının kemankeşi olmak nereden çıktı?

Temrenleri zehirleyenler kimler?

Hangi zehirli otları kaynatırken onlarla kaynadık biz?

ŞAİRİN sorularına kulak verme zamanıdır…

“Hiçbir insana yan bakışı olmayan kimdi

Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile

Öğretmek için cephe nedir

Kıyam etti

Torunu kucağında

Dönünce bütün gövdesiyle döndü

Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda

Bir bilinebilseydi

Nedir veche…”

NEYDİ şaire bu soruyu sorduran…

Ve bu sual neden bu kadar önemliydi…

Dönünce bütün cephesiyle dönenin ardı sıra gittiğini iddia edenlerin neden bir cephesi yok?

Vechesiz kalışlarını fark edecekler mi geç olmadan.

Neden gözler merhametten ıramış…

Neden garezlerle doldu içimiz.

Ve neden öfkeyle taşıyoruz alevler misali…

Bu ateşin önce bizi yaktığını hiç mi haykıran çıkmadı…

Mühürlenmiş kulakları aşamadı mı çığlıklar?

Ruhumuza ulaşamaması bundan mı?

YAN bakışı olmayan o şanlı Nebi’nin düz bakışı kaybeden tâbileri olarak sorgulamaya nereden başlamalıyız?

Değerlendirmeye hasımdan başlamak doğru mu ey vicdanını yitirmeyenler?

Vakit kaybettirmez mi hem…

Âdil mi ayrıca.

Sahih bir sonuca ulaştırır mı peki?

TAŞRADA yaşamak canımıza yetmeli ardık erenler?

Aklın taşrasında hayat sürmek hayat mıdır?

Gönlün taşrasında kalmak Medine’yi kaybetmek anlamına gelmiyor mu?

Teferruatta boğulup esasa gelememek ilmin taşrasına sürülmüş olmamızın kanıtı değil mi?

Hayatın içinde yaşamaktan vareste kalmak nefsani hülyaların uyuşturan anaforunda boğulmaktan farksız mı?

Hasılı…

Hiçbir insana yan bakışı olmayanı hatırlamalıyız.

Bakışımızı bakışına raptetmeliyiz.

Başımıza gelenin ne olduğunu anlamadan neden olduğunu anlayamayacağımız şuuruyla iman tazelemeli ve ikrarımızı buna göre yenilemeliyiz.

Ya Selam.

19.01.2026

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/kimdi-yan-bakisi-olmayan-1081608h

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post