UĞUR CANBOLAT
RAMAZAN ayına eriştik çok şükür. Rabbimize nihayetsiz hamd-ü senalar olsun. Bizleri gaflet uykusundan uyandıracak temrinlerle gelen bu muhteşem zaman dilimini doğru değerlendirmek elbette bizlerin uyanıklığıyla alakalıdır.
Gaflet başımızın belası…
Ülfet perdesine yakalanmak yine hayret edememeye sebep…
Yeknesaklık hakeza….
O halde uyku değil uyanma ayı olan Ramazan’ı bu duygularla karşılayalım ve buna göre muamele edelim.
…
GAFLETLERİN en çetini şahsı hakkında gaflete düşmektir.
İslamiyet’i erdemlilik üzerinden düşünüp anlayanlar nerede tegafül edip etmeyeceğini bilirler. Kimi zaman beşeriyet gereği ipi gevşetilecekse bile bunun nerelerde olabileceği ve ipin uzunluğu gibi mevzuları muhakkak hesap ederler. İman ve itikat gibi hayatın öte yakasını ateşe verecek meselelerde asla taviz vermezler. Bu husus o kadar belirleyicidir ki asla ıskalamak istemezler.
…
NEFSİN ve şeytanın hileli entrikalarına karşı ayık olmak gereklidir. Kişi kendi hatalarını görmemezlikten gelmemesi lazım gelirken onun gönül gözünü perdeleyerek şahsı hakkında gaflete düşürür.
Kendi hatalarını ya tamamen görmezlikten gelmesini temin eder veya onları bir toz zerresi kadar küçük göstererek üzerinde durmamasını sağlar. Böylece zamanla bu minik gibi gösterilen hatalar büyür ve kartopu gibi yuvarlanarak devasa boyutlara ulaşarak kişinin iman dikkatini aşındırır.
…
SEYYİATA karşı insanın ilk anlarda tepki duygusu canlı iken bu tertip sayesinde artık onlarla bir ünsiyet peydah olur ve eskiden gösterdiği dik duruşu, karşı olma hissini tamamen dumura uğratır.
Eğer süreçte duruma uyanarak lazım gelen tedbirleri alıp mücadeleye girişmezse insan sonunda teslim bayrağını çekmiş olur.
…
İKİNCİ perde açılır sonra.
Şeytan zamanla çoğalan kusur ve hataların günaha dönüşmesini bu ikinci perde oyununda olduğundan daha fazla göstererek kişinin tegafülünden yani görmezden gelmesinden istifade ederek mücadele azmini kırar ve başaramayacağı hissini güçlü şekilde pompalar.
Kişi artık nasılsa bu kadar günahın içine gark oldum, bundan sonra ne yapabilirim acizliğine düşer ve karşı koyma isteği ile azminin gücü yok olur.
…
RAMAZAN nefsin ve şeytanın bu gürültülü yaygarasına teslim olmayıp direnmenin prova edildiği aydır. Temrinler bu sebeple önemlidir. Kişiye kendisini tekrar ettirmeyen tekrarlara yeniden can verilir.
Kalbine iman yazılmış olan kişi ana desteğini Kur’an-ı Kerim’den alır. Allah’ın rahmetinden ümit kesmenin kendine yakışmayacağını Sevgili Peygamberimizin uygulamalarından kavradığı için şeytan ve nefsin çarpıtma oyununu görür ve bu vartaya düşmez. Mücadele etme yolunu tercih ederek gayretini yoğunlaştırır.
…
İŞTE tam burada şeytan ve nefis orduları başka bir hileyi devreye sokarlar. Takva üzere yürüyenler şeytanın bu sıralı numaralarını bildikleri için vahye yaslanarak bunları bertaraf ederler ama herkes için büyük tehlikedir.
Yeni numara kişinin kendi günahlarını bilmezlikten gelmesini temin ettikten sonra yani bundan tegafül etmesini sağlamanın ardından hiç vakit kaybetmeden başkalarının hata ve kusurlarına onu odaklar.
Kendisinde bunların bin beteri varken onlara gözünü yuman kişi başkalarının minik kusurlarını habbeyi kubbe yaparak büyütür.
O kusurlar üzerinden yorumlar yapar. İnsanları tanımlar. Ötekileştirir.
Yani kendinde görmediklerini başkalarında görmeye başlar ve büyük bir şehvetle onları köpürtür. Bundan marazi bir zevk almaya başlar ve devam ettiğinde bağımlılığa evrilir.
Nefis ve şeytanın istediği de tam olarak budur zira kişi başkalarının hata ve kusurlarına odaklandıkça giderek kendisinden tegafül eder, yani şahsı hakkında gaflete düşer.
…
GAFLETİN yastığına başını koyan insan kendisi üzerinde düşünmeyi, murakabe yapmayı bırakır.
Kasten kendinden gafil olma haline düşmek istemeyen kalbi uyanık olan kişiler bu gafleti asla onaylamazlar.
Çamura yatarak başkalarını suçlamazlar ve kendi kusurlarına yönelerek nefis muhasebesi yaparlar.
Kendi mahkemelerini kurar ve Rabbimizin vahiyle koyduğu ilkeler üzerinden ifrat ve tefritten azade olarak adaletle hükmederler.
Şahsı hakkında gaflete düşmek istemeyen kişi manevi yolculuğunun sekteye uğramaması için kendine şöyle seslenir.
- Başkalarının kusurlarına ibret almanın dışında odaklanma. Onların hatalarını kabartıp köpürtme.
- Bunları konuşup başkalarının diline düşürerek alenileştirme.
- Başkalarının hataları üzerinden kendine yücelik elbisesi biçme.
- Sınanmadığın mevzular üzerinden ahkam keserek nefsin kapanına yakalanma.
- Dilini ve kalbini başkalarının günahları hususunda tut. Tut ki, kendi günahlarına yönelip onları tespit ederek mücadele edebilecek vaktin olsun.
- Enerjini dışarıya yöneltip harcarsan eğer kendinden tegafül edersin.
- Kendine gafil olup başkasına ârif olmak kabul edilebilir bir tutum değildir.
- Unutma ki; kendi günahlarından kendini maskelemen o günahlardan âri olduğun anlamına gelmez.
…
RABBİMİZ gaflet perdesini bu mübarek ay vesilesiyle yırtabilmeyi cümlemize nasip eylesin. Kendimiz hakkında gaflete düşmekten muhafaza buyursun.
Ya Selam.
20.02.2026


