Yüzleştiren Kitabın Yüzleşmeyen Okuyucusu

UĞUR CANBOLAT

RAMAZAN ayı bizleri yüce kitabımızla yüz yüze getirir. Mushaf-ı Şerif’i daha fazla okuruz.

Hatimler yaparız. Mukabelelere katılırız. Radyolardan, televizyonlardan, videolardan dinler, izler ve takip ederiz. Kısacası mü’mini olduğumuz bu yüce kitapla Ramazan vesilesiyle daha fazla muhatap oluruz.

YÜZ yüze geldiğimiz kitap bizi hayatla, olaylarla, olgularla gerçeklerle yüzleştirmek ister.

Nebi kıssaları ile bizleri sosyolojik ve psikolojik tahlillere yöneltir. Hayat yumağının çözülemeyen problemlerinin çözülmesi konusunda getirdiği misallerle eğitir.

Geçmişten günümüze ayna tutar.

Yapmamız gereken şey kitabımızın yüzleştirmek istedikleriyle yüzleşmektir.

Yüzleştiren kitabın yüzleşmeyen okuyucusu olmaktan kurtulmaktır.

İMAN ettiğimiz kitabın muhteşem bir yüzleşme kitabı olduğunun bilincine ermeliyiz.

İlahi Kitabı haşa bir nevi ansiklopedi gibi ihtiyaç halinde bakılan bir bilgi kitabı olarak görme yanlışlığından kurtulmalıyız.

Takvaya yönelen her mü’min Kur’an-ı Kerim’in her türlü yüzleşmeyi sağlayan bir bilinç kitabı olduğunun bilincindedirler.

ÖNÜNE bu şuurla oturur ehl-i takva. Bu dikkatli bilinçle okur, yüzleşir ve anlamaya çalışır kitabını.

Hayata tuttuğu aynada kendilerini görüp sağa sola çekiştirip temelsiz tevillere yönelmeden kendileriyle yüzleşip hesaplaşırlar.

Kendini gerçekleştirmek isteyen inanmışlar sevaba dayalı yüzeysel okumalarla yetinmediklerinden hasta olan kalplerini buradan aldıkları reçetelerle nasıl tedavi edecekleri hususunda ciddidirler.

Yüce kitabımızın ilk muhataplarına neleri nasıl söylediği konusunda iyi bir okuma yaptıklarından “Maruf” konusunu gözden kaçırmazlar.

MARUF, aklın güzel ve yararlı gördüğü, Rabbimizin onayladığı, toplumun huzurunu bozmayan hatta onları pekiştirerek evrensel prensipler haline gelen anlayış, tutum ve davranışlara denir.

Kur’an-ı Kerim ilk geldiği toplumu birden ve bütünüyle değiştirmek yerine “Furkan” özelliği sebebiyle yanlışları doğrulardan ayıklayarak onları sadeleştirip devam etmelerini emretmesini önemserler.

Bunun ilk muhatapları vahyin kendileriyle yüzleştirdiği gerçeğini kenara koymazlar. O gün yaşanan doğruların ve yanlışların karmaşasını ortadan kaldırmak ve ayıklamanın sahih bir yüzleşme olduğunun şuurunda olan erdem yolcuları sahabeleri de bu açıdan değerlendirirler.

GERÇEK dinle tanışmak Kur’an’ın önerdiği yüzleşmeyle mümkündür. Ataların söylediklerinin her zaman doğru olmadığı bilgisiyle körü körüne geçmişe bağlanmanın yanlışlığının görülmesini sağlayarak bu yüzleşmenin neticesinde onları ayıklama yapmaya, yanlışları söküp atarak doğruları sürdürmeye yöneltir.

İnsanlığın âdet hâline getirdiği yanlışları ortaya koyarak onlarla olan bağları koparmayı sağlar. Uydurma temelsiz rivayetlerin, hikâyelerin, sır anlayışının sağlamasını vahyin kesin bilgisi ve Fahr-i Kâinat Efendimizin muhteşem uygulaması üzerinden çözümlemeye yöneltir.

BU muhteşem yüzleşme dönemin Yahudileri, Hristiyanları, müşrikleri ve münafıkları için geçerli olduğu gibi bugünün inanmışları olan bizler içinde aynıyla işlevseldir.

Vahiy o günün muhataplarını her gün gördükleri deve üzerinde, gökyüzü üzerinde, su üzerinde ve pek çok başka konularda sorular sorarak tekrar bakmalarını isteyerek yüzleşmeye davet eder.

Mü’min olduk diyenlere hayır henüz olmadınız müslim olduk deyin gibi önermelerle bunu yapar.

Savaştan kaçınanlar için yine aynı şey söz konusudur.

Yüce kitabımız dinin fıtrat olduğunu hatırlatarak onun üzerine attığımız örtüleri kaldırmamız için önerilerde bulunur ve sürekli bir yüzleşmeye tabi tutar. Düşünmez misiniz, aklınızı kullanmaz mısınız şeklindeki ciddi ikazlarla yine aynı şekilde yüzleşmemizin peşini bırakmaz.

Yüzleştiren kitabın yüzleşmeye henüz yüzü tutmayan kişisi kendisine şöyle seslenir:

  • Hakikatin cesuru olmak istiyorsan yüzleşmekten kaçmamalısın.
  • Sorulara kulak tıkamamalısın.
  • Vahyin kullandığı metafor ve deyimlere odaklanmalısın.
  • Nübüvvet ile şereflendirdiği elçilerinin kitapta yer alan öykülerinin dilini çözerek nasıl bir yüzleşme örneği olarak bizlere sunulduklarını idrak etmelisin.
  • Peygamber dualarında yer alan pişmanlıkların, tövbelerin nasıl bir yüzleşme sonrasında ortaya çıktığını ve bugün bizlere bu hususta neler söylediğini duymalısın.
  • Yine Kur’an’ın ikili anlatım sisteminin bizi düşünmeye nasıl sevk ettiğini yani yüzleşmeyi sorularla ve aklı çalıştırarak nasıl başarmamızı istediğini görmezden gelmemelisin.
  • Bir yüzleşme kitabına sahip olan mümin olarak yüzleşmekten kaçmanın aslında hiç bu kitabın söyledikleriyle muhatap olmamak anlamına geldiğini öğrenmelisin.
  • Bu kitabın yüzleşmeler yoluyla O’nu taşıyan Resulleri bile nasıl eğittiğini ve dinamik bir imanın sahibi olarak bize örnek olarak sunduğunu görmemezlikten gelmemelisin.

BU prensiplere ulaşmadan Ahlâk-ı Muhammedî çizgisinde yaşayan bir inanmış olamayız.

O zaman hedef belli.

Yüzleştiren kitabın yüzleşmeyen okuyucusu olmaktan çıkıp yüzleşen mü’mini olmalıyız.

Ya Selam.

25.02.2026

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/yuzlestiren-kitabin-yuzlesmeyen-okuyucusu-1085641h

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post

  • Yüzleştiren Kitabın Yüzleşmeyen Okuyucusu

    UĞUR CANBOLAT RAMAZAN ayı bizleri yüce kitabımızla yüz yüze getirir. Mushaf-ı Şerif’i daha fazla okuruz. Hatimler yaparız. Mukabelelere katılırız. Radyolardan,…

    Read More

  • Her Tuğyan Bir Tufan

    UĞUR CANBOLAT RAMAZAN bizi bu bilince ulaştırmak için gelir. Allah’a gereğince saygı gösterenler yani takva ehli olanlar her tuğyanın bir…

    Read More

  • İlahi Aşkla Sema Etmek

    UĞUR CANBOLAT İLAHİ aşkla sema etmek hayatın hakikatini anlamakla mümkün olur. Bu ise yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e olan yakınlığımızla alakalıdır.…

    Read More