AGRAFİ

UZUN bir zaman geçmişti son görüşmemizin üzerinden… Beklemediğim bir anda karşılaştık ama sözü söze ekledik. İlmek gibi dokuduk.

Günlük meseleler, ilim hususunda geri kalışımız, muhabbetteki eksikliğimiz ve daha neler neler…

Kalkmadan az evvel “Agrafi olmamak gerek” dedi.

Anlayamadım.

Tıbbi bir terimmiş aslında. Sonradan kazanılmış yazı yazamama bozukluğu anlamına geliyormuş. Esas bombayı bu izahtan sonra patlattı.

“Ortalıkta ne çok agrafi olduğu halde yazı yazan var” dedi.

“Bu nasıl oluyor?” dedim kendimi yakalanmış bir suçlu nedameti içinde…

Kalbine söz kelebeği konmadığı halde kendini yazmaya zorlamaktan bahsediyordu.

“İçi coşmuyor ama kalemi köpürtüyor” gibi cümleler üzerime atılan yaralayıcı taşlar gibi acı hissettiriyordu.  Ses çıkarmadım. Buna cüret edemedim.

Düşününce hak verdim sonra…

Kalemimizin ucundan çıkan ne çok cansız cümleler var.

En küçük bir titreşime sebep olmayan…

Kalbe ulaşmayan…

Yüreğimiz agrafi aslında.

O zaman yazmak niye?

İşte bu sebeplerle kendimize yazmalıyız başkasına değil!

12.06.2020

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post

  • Şahsı Hakkında Gaflete Düşmek

    UĞUR CANBOLAT RAMAZAN ayına eriştik çok şükür. Rabbimize nihayetsiz hamd-ü senalar olsun. Bizleri gaflet uykusundan uyandıracak temrinlerle gelen bu muhteşem…

    Read More

  • TİLAVET Mİ EDİYORSUN KIRAAT MI?

    UĞUR CANBOLAT AHLÂK-I HASENE erleri tüm dikkatini yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim üzerinde yoğunlaştıranlar arasından çıkarlar. Onlar bu hususta çok ciddidirler.…

    Read More

  • Ben Oraya İnmem

    UĞUR CANBOLAT MERT bir arkadaşım var. Sivaslı. Heyecanı gözlerinden taşıyor. Dost delisi desem yeridir. Zaman ve mekanla kayıtlı değil. Ne…

    Read More