Doğrularının Çokluğu Yetmez

UĞUR CANBOLAT

ŞEYTANIN bizi yanılttığı hususlardan birisi doğrularımızın çokluğudur.

Evet, doğrularımız çok olmalıdır.

İyiliklerimiz coşmalıdır.

Güzelliklerimiz katlanmalıdır.

Ancak… Yetmez.

RAMAZAN ayı işte bize bu yetmeyecek olana odaklıyor.

Bir inanmışın en temel gayelerinden birisi bütün yaşamını “Amel-i salih” şeklinde hayatın öte yakasına taşımaktır. Fakat bunun başarılması için nefsin ve şeytanın illüzyonist etkilerinden kurtulmak gereklidir.

Bugün dile getirmek istediğimiz mesele iyiliklerimizin, doğruluklarımızın çok oluşuna odaklanıp, yanlışlarımızın, hayırsızlıklarımızın, kötü tutum ve davranışlarımızın görmezden gelinmesidir.

Bu, sık yaptığımız vahim bir hatadır.

Mübarek günlerin bize verdiği şevkle inşallah bu gönül yanılsamasından paçamızı kurtarırız.

EHL-İ TAKVA doğrularını çoğaltma uğraşı verir.

Muhasebe ahlakına kavuşmuş olduklarından sürekli kendilerini kantarda görürler ve daima kalbî bir uyanıklığı hedeflerler.

Her insanda az çok olabilen vurdumduymaz kişiliklerinden çıkma çabaları bitmez, süreklidir.

Zira şeytan ve nefis kişiyi mütemadiyen kendisinin oluşturduğu, hoşa giden konfor alanına çekmeye çalışır. Aldatıcı ve çeldirici sunumlar yapar.

ÇELDİRİCİ ustalıklara azami seviyede dikkat etmemiz gerekiyor.

Kişiye göre “Özel menü” çalışması yaparlar. Sıkı bir ön inceleme evresine tâbi tutulur. Hiçbir detay atlanmaz.

Kısacası akış tesadüfe bırakılmaz.

İLGİLİ kişinin kişiliğini, beğenilerini, hülyalarını hatta korku ve endişelerini dikkate alarak yaparlar çalışmalarını.

Yani herkese uygun “Çoklu seçenek” barındıran paketler hazırlarlar. İnce eleyip sık dokurlar.

İman nimetinin kıymetini bilen ve onu asla kaybetmek istemeyen aklı cevval, kalbi nurlu kişiler gerçekleştirilen çalışma tarzının farkında olduklarından kendilerini rehavete bırakmazlar.

Tembelliğin kollarına atmazlar.

“Geldiği gibi yaşarım” ilkesizliğine rağbet etmezler.

“Hayat önüme neyi çıkarırsa kabulüm” gibi bir kolaycılığın pençesine takılmazlar.

DOĞRULARIN çokluğunun yeterli olmayacağı bilincinden onlar hem artılarını bilirler hem de eksilerinin idrakindedirler.

Güçlü yanlarını kavradıkları kadar zayıf taraflarının da farkındadırlar.

Allah’a saygıda kusur etmek istemeyen aydınlanmış kişiler kendileri için Ramazan ayını bir nevi “Fırsat ve risk haritası” oluşturabilen zaman dilimi olarak görürler ve hakkını verirler.

“Eylem planları” vardır.

Tüm davranışlarını belirledikleri bu haritaya uygun olarak gerçekleştirirler.

Bu hassas yaklaşım onlara “Doğrularını çoğaltma” imkânları sunar.

Sadece isabet ettikleri fiilleri değil yaşadıkları isabetsizlikleri de ciddiye alırlar.

Üstünü kapatmazlar. Halının altına süpürmezler. Murakabeyi asla elden bırakmazlar.

Onların bu ince tutumu yani isabetsizliklerine bile sahih yaklaşımları onlara doğrularını arttırma kapılarını aralar.

DOĞRULARINI çoğaltmayı hedeflemiş hakikatin sadık yolcuları kendilerine şöyle tembihlerde bulunurlar:

  • Kendini kandırma.
  • Sadece iyiliklerine odaklanmayı yeterli görme.
  • Yanlışlarına da eğilmelisin.
  • Gayret edip onları düzelterek doğruyu ikame edebilmelisin.
  • Eğer sende yüksek iyiliklerini çoğaltanlar arasında yer bulmak istiyorsan yanlışını azaltıp doğrularını çoğaltma meselesinde ciddi olmalısın.
  • Sahih olmalısın.
  • Uzun olan bu yolculukta yılgınlığa düşerek ipin ucunu kaçıranlardan olmamalısın.
  • Ne yapıp edip isabet oranlarını arttırmalısın.
  • Tutturamadığın hedefler seni üzüp kahretmesi yerine azmini bileylemeli…
  • Unutma ki, şeytan öncelikle günahı süslü gösterip işlettikten sonra “Ben öldüm, bittim, benden adam olmaz, kalbim bozuldu” gibi pek çok sana ait olmayan düşünceleri kabul ettirip söyleterek düştüğün kuyudan çıkamayacağın vehmine sürüklemek ister.
  • Bu tuzağa düşmediğin ve ruhunu diri tuttuğun sürece her isabet edemeyişin, isabet edebilme katsayını attıracak seni başarmaya yöneltecektir.

RAMAZAN bize doğrularımızın çokluğuyla yetinememeyi, yanlışlarımızı ateş değirmeninde yakmayı öneriyor. Ramazan’ın ateş anlamını burada icra etmemizi istiyor.

Bu azimli mücadele doğruların çoğaltması yanlışların azalması ve zamanla yok olmasıyla neticelenecektir.

Zaferle son bulacaktır.

Yeter ki, ümitsizlik zehrini içmeyelim, endişe ve korku katranıyla kalbimizi karartmayalım.

Ya Selam.

11.03.2026

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/dogrularinin-coklugu-yetmez-1087146h

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir