Kendine Tanık Olanın Tanıklığı

UĞUR CANBOLAT

RAMAZAN bizi tanıklık hususunda bir defa daha ayıltır.

Mesele üzerinde derinden derine düşünmeye çağırır. Zira insanın yaşadığı dünyaya tanık olması kadar önemsenecek belki başka bir değer daha yoktur. Zira her şey o tanıklık etrafında döner.

İman, insanın en büyük tanıklığıdır. Şehadetidir.  Bu ise kuru kuruya gerçekleşmez. Aklın veriye dayalı olarak çalışması ve kendi anlamında barındırdığı gibi olması gerekenleri olması gereken yere bağlamasıyla gerçekleşir. Tanıklık bilgi gerektirir. Dikkat ve rikkati aynı anda ister. Sürdürülebilir bir ciddiyeti zorunlu kılar. Daima uyanıklığı öngörür ve gafleti hoş görmez.

Kısacası, tanıklık insan haysiyetinin en mühim ayakta tutucusudur. Kendi değerini belirlemesidir. Konum tayin etmesidir. Bu ise varlıklara, evrene, toprağa, gökyüzüne, doğuma, ölüme, insanlık hallerine, yıkımlara, yükselişlere, geçmiş kavimlere hasılı hayatın her anına şahitlik etmekle sağlanabilir.

Kelime-i şehadeti de bu açıdan düşündüğümüzde mevzunun azameti daha kolay anlaşılacaktır.

KENDİNE tanık olanın tanıklığı itibarlıdır.

Kendini bilmemiş, kendini bulup kucaklamamış, noksanları ve fazlalıklarıyla mücadele ederek dengeye gelmemiş, iniş ve çıkışlar tahterevallisinde yorulmamış, acının azabında dilimlenmemiş olanların tanıklığı olmaz. Kendisini göremeyenin başkalarını ne kadar görebileceği su götürür.

YAKIN temas içinde olanların tanıklığı da önemlidir. Hayatının her haline agah olanların söyleyecekleri kıymet arz eder. Yakın ilişkide olanların yüz çizgilerinin altında yatan acıları yudumlayamayan neyin tanığı olabilir? Uykusuz gecelerin kişinin alnında oluşturduğu kıvrımların hangisi olduğunu bilmeyenlerin şahitlikleri sınırlı veya sakattır. Eşlerin, sevenlerin, çocukların, dostların birbirine tanıklığı kişinin kendisine olan tanıklığından sonra terazinin diğer kefesini doldurmalıdır.

 ŞAHİT olana da şahitlik edilir. Tek yanlı değildir. Şahit ve müşahit konusunda doğru dengeyi tutturmak ancak vahyin sahih bir talebesi olmakla mümkündür. Bu mesele onlar için çok mühimdir zira hayatın kalbinde aktif olarak yer almakla eşdeğer bir durumdur. Dünya ahvali içerisinde yaşarken şahitliklerini bir an olsun bile aksatmamak için azami dikkat gösterirler. İman yolcuları için yaşama ve olaylara tanık olmak bir nevi varlığı okumak, onların dilini çözmek, konumlarını fark etmek, görevlerini idrak etmek gibi anlamlar barındırır. Şahit olan kişi kendisini, dünyaya geliş sebebini ve yine burada bulunuş nedenini bilmeli ve bunu bir bilinç seviyesine çıkarmış olmalıdır. Yoksa hakkıyla şahitlik edememiş olur.

Kişinin sahih şehadeti için sağlam bir ilme sahip olması, bu ilmi şaşmaz ve eksiksiz bir kaynaktan doğru biçimde tahsil etmesi yani kendinde doğru verileri husule getirmesi zaruridir. Bu yapılamadığında görüşü nakıs olur. Kavrayışı yetersiz ve değerlendirmeleri genele yansımayacağından parçacı olmak durumunda kalır. Bu ise tanıklığını eksikli yapması anlamına gelir ki, manasını yitirir.

TANIK olmak hazır olmayı zorunlu kılar. Hazır olmaksa sadece fiziken mevcut olmayı değil aynı zamanda donanım ve görüş açısı bakımından da hazır olmayı icap ettirir. Şahit olmak için gerekli şartlardan biri hatta birincisi diri olmaktır. Diri olmayan, yani ölü olan yetilerini kaybetmiş olduğundan şahitlik edemez. Gerçek anlamda şahit olmak, hazır olmak, ancak ve ancak insanın yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ile zihnen, fikren, ilmen, aklen ve kalben diri olmasıyla mümkündür. Bu ise değişmez ilkelere, sabitelere, hükümlere sahip olmak manasına gelir ki, vahiy ve onu getiren Resul-i Ekrem Efendimizin mübarek örnekliği ile beslenir ve karar kılar. Vahyin ilkelerine göre görme becerisini elde edememiş kişi şahitlik edemez. Zira hakikati tümüyle görmesi söz konusu değildir. Çünkü Rabbimizin buyruklarıyla beslenemeyen manen diri değildir. Dolayısıyla göremez, duyamaz ve dokunamaz.

Olgularla hareket edemediğinden algılara yönelir ve burada şer güçlerin tuzaklarına fena halde yakalanır. İkrarı bu sebeple eksikli hatta çoğu defa ayıplıdır. Uyanık olmayan bir kalp ve çalışmayan bir akıl ile gördüklerini doğru anlamlandıramaz. Muhakemesi sakatlanır. Ancak doğru beslenen ve sarsılmaz asılları vahiyden elde etmiş olan kişi Rabbimizin yarattığı tüm varlıkların varlıklarına ve onların yaşamlarıyla dile getirdikleri mesajlarına tanık olur. İman ve ikrar ehli bu işi evvela kişinin kendi kendine olan şahitliği ile başlatırlar ki, kendisine tanık olan yani şahit olacak olan diğer yaratılmışlarla doğru ve sahih bir ilişkiye geçebilsin. Kendisinin kâinata ve hadiselere şahit olması gibi onların da kendisine tanıklık edeceği, şahit olacakları şuuruna ulaşmak yüksek erdem yolcuları için önemlidir. Buna şahit ve müşahit ilişkisi denir.

TAKVA yolunda Ramazan’ın feyziyle doğru tanıklık için ilerlemek isteyenin kendine telkinleri:

  • Bilmelisin ki, hazır olmak, bilmek, gözlemek, uyanık olmak, gördüklerini idrake getirerek sahih yorumlamak vazgeçilmezdir.
  • Şahitliğini burhana yani zannî olmayan kesin bilgiye sahip olmakla gerçekleştirebilirsin.
  • Sabit değerlerini doğru tespit edip bunlara dayanarak yerine getirebilirsin.
  • Karıştırılmayacak şekilde ayrıştırılmış, sahih bilgilerle tanıklığını ifade edebildiğin zaman beyanda bulunmuş olacaksın ki, şehadette esas olan budur.
  • Sözün olguya, olgunun söze uygunluğu demek olan sadıklık ancak bu şekilde gerçekleşebileceğinden titiz davranmalısın. Sözün ile sözün kastettiği anlam birbirine mutabık olmadan gerçek şahitlik oluşmayacağından hile karıştırmamalısın.
  • Bunlara sahip olduğun vakit diğer varlıkların da sana şahitlik edeceği bilgisini özümseyeceğinden ikisinin birbirini doğrulamasını sağlamış olacaksın.
  • Yani şahitlik ve müşahitlik münasebetinde adaleti tesis etmelisin.

EVVELA kendimize tanık olmalıyız. Bunu adalet üzere yapmalı ve dengede kalmayı başarmalıyız. Ondan sonra en yakınlarımıza, kâinata, yaratılmışlara şuurlu bir tanıklık söz konusu olmalıdır.

Kendi kemâlatına ulaşıp tanıklığını sıdk mertebesine taşıyamayanların başkalarına olan tanıklığı da elbette nakıstır. Kelime-i şehadeti tam yapabilmemiz için şu mübarek günlerde meseleyi daha etraflıca değerlendirmeye ne dersiniz?

Ya Selam.

07.03.2026

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/kendine-tanik-olanin-tanikligi-1086668h

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir