UĞUR CANBOLAT
YAŞADIĞIMIZ mühim problemlerden birisi mizaca saygının yitirilmesidir. İnsanın farklı zıt güçlerin bileşkesini temsil ettiğini, her birinin farklı ve kendine mahsus olduğunu kabul etmek istemiyoruz. Rabbimizin sıcaklık, soğukluk, nemlilik ve kuruluk arasında denge kurarak yarattığı varlığı kendimize göre kurgulamak gibi büyük bir ayıbın içine giriyoruz.
Ateş kendi hükmünü icra edecek, hava kendi hususiyetini ortaya koyacak. Su ve toprak aynı şekilde. Bunlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan oluşuma mizaç diyoruz. Uzmanları elbette daha fazla ayrıntı veriyorlar.
…
İÇ DENGEMİZİ belirleyen unsurlar bunlardır.
Karışım oranlarına göre baskın durum ortaya çıkar ve biz ilgili kişiyi bu özellikleriyle görürüz. Farklı mizaçları böylece tanımış oluruz. Ateşin sıcak ve kuru, havanın sıcak ve nemli, suyun soğuk ve nemli, toprağın soğuk ve kuru olduğunu müşahede ederiz ama nedense kabullenmek istemeyiz. İşte kavga burada başlar. Gürültü yükselir ve insanlar birbirini duyamaz hâle gelirler.
…
GÖZLEMLERİMİZİ hakkıyla yapmadığımızda mizaçları tanıyamayız. Bunun öncesinde elbette kabule ayarlı bir tarafsızlık olmalıdır. Yoksa trafik karışır ve gitmek istediğimiz adresleri bulamayız. Mizacını bilip kabul etmediğiniz kişiyle nasıl sağlıklı iletişim kurabilirsiniz ki…
Anadolu’da bu meselenin uzmanı kanaatimce annelerimizdir. Eğitimleri olmayabilir ama eğitimli de olsa egolarına esir düşmüş günümüzün çok bilmiş kadınlarına ve beylerine taş çıkartacak muhteşem bir gözlem yetenekleri ve bunları yönetme becerileri vardır.
Evliliklerinin uzun olması ve sağlıklı yürütülmesi validelerimizin bu harikulade “Mizaca saygı bilinci”ne sahip olma ferasetleri sebebiyledir. Küçümseyenler yanılırlar. Kendi annelerine, ninelerine baksınlar. Konu hakkında belki de hiçbir kitap okumadıkları, sertifikalı eğitimlere gidip para dökmedikleri halde eşlerini tanıma, huylarına hürmet ederek o çerçevede onları yönetebilme marifetlerini nasıl kazandılar acaba?
Bu, üzerinde düşünülmeyi hak eden bir meseledir.
…
MİZACA saygı gösterenler kişiye mahsus yapılanmalara müdahale etmezler. Parmak uçlarının, göz retinalarının hatta saç tellerinin birbirinden bağımsız olduğunu kabul edenler acaba neden mizaçların ayrı olmasına tahammül etmezler?
Neden herkesi tek tip yapmaya çalışırlar?
Ne sebeple tornadan çıkmış gibi birebir aynı olmasını isterler?
…
YÖNETME ve tahakküm güdüsü her devirde başa bela olmuştur. Sıkıntıların kaynağıdır. Zira farklı yapıda olanları yönetmek zordur. Aynı istikamete sürmek güçtür. Onları bir pazar hâline getirmek zahmetlidir. Dolayısıyla hem yönetim erkleri hem ruhani liderler mizaçların farklılığını kabul etmek istemezler. Onları tek bir potada eritip arzuladıkları istikamette güdüleyebilmek için yöntemler geliştirirler. Kurallar koyarlar. Ve bunlara uyulmasını mecburi tutarlar.
…
MADDİ iktidar, ekonomik iktidar, dijital iktidar sahipleri kadar manevi iktidar sevdasına düşen ruhban olarak tarif edebileceğimiz aslında Allah’ın fıtrat kanunlarına muhalefet eden çakma cemaat liderleri, sahte mürşitler de aynı çıkarcı zümredendirler. Biri itaat üzerinden, diğeri para kazanma ve dijital yönlendirme hırsından beslenirken ruhani istismarcılar da kendilerine tabi kıldıklarının kalplerini sömürürler. Ortak noktaları mizaca saygı göstermemeleridir.
…
GÜDÜLEMEYİ esas alan her meşrep kendine mahsus kavramlar oluşturur. Hitap cümleleri belirler. Ritüeller icat eder. Giyim kuşamları standartlaştırır. Hatta dinin esasında bulunmayan ibadet ve dualar ihdas eder. Bütün bunlar mizaca saygı bilincinin reddedilmesidir. Yaradılışa isyandır. Çıkara endeksli hinliktir.
…
FAHR-İ KÂNAT EFENDİMİZİN seçkin arkadaşlarına bakın. Mescidinde toplanıp arkasında niyaza duran, sohbetini dinleyen insan sermayesini inceleyin. Birbirinden farklı özellikler taşıyan çok sayıda insanı mizaçlarına hürmet ederek şirk pisliğinden arındırıp tevhide taşıdığını, adalet ve merhametin gölgesinde yekdiğerine saygıyla aynı hedefe koşturduğunu göreceksiniz.
Mizaçlara saygı duyan Efendimiz vahyin taşıyıcısı ve uygulayıcıydı. İnsanlığa rahmetti. Merhametin en asil misaliydi. Tevazunun en yüksek örneğiydi. Saygı da bunların gereği…
…
MİZAÇLARI kabul ederek yönetmek bir yaşam sanatıdır. Hünerdir. Bu maharetin en güzel örneğini Efendimizde buluruz. Çünkü O’nun insanlığı kulluk çizgisine taşımanın haricinde bireysel bir beklentisi yoktu. Kimseyi tek tipleştirme çabasına bu sebeple girmedi.
Bu ilkeyi kavramak bizi doğruya taşır. Çevremizde O’nu temsil ettiği iddiasında olan sahte ruhanileri hemen teşhis etmemizi sağlar. Ziyana uğramıza mâni olur.
…
MİZAÇ zorlanmamalıdır. Yoksa kırılır. Farklı düşünenlerin bir arada olabilmesi yeteneğini kimden tahsil edeceğimiz bellidir. Efendimizden eğitimini aldığımız mizaca saygı bilincini, tahsil görmemiş olan annelerimiz kadar ortaya koyamayan sahte ruhani lider taslaklarına ne demeli?
Mutfakta pişirdikleri yemekte yer alan unsurların kendilerini kaybetmeden lezzetlenmesi kadar kimle neyi ne zaman ne kadar konuşabileceği, kime neyin söylenip söylenmeyeceğini de öğreten annelerimize sonsuz hürmetler. Onlar hakikaten ailedeki farklı yaratılışlara saygı gösteren birer mizaç ustası olarak hayata katkı sundular. Çevreyi ahenkle yönetip aileyi ayakta tuttular.
Zamane insanı mı? O, bir bahsi diğer…
Ya Selam.
12.01.2026


