UĞUR CANBOLAT
BÜYÜK bir hikâyemiz vardı… İçinde ebeveynlerimizin, dedelerimizin, ninelerimizin, ardından amcaların, halaların, dayı ve teyzelerin yer aldığı büyük bir hikâye…
Muhabbetin membaı, bilginin ocağı olan ailede yazılan bu büyük hikâyenin küçük ama sevindirici bir ferdi olarak dünyaya gözlerimizi açardık. Burada teneffüs ettiğimiz hava içine doğduğumuz bu hikâyenin anlamlı bir parçası olabilmeyi bize öğütlerdi.
Sıcaklığı, fedakarlığı, diğerkâmlığı, vefayı, birbiri ile bereketlenerek Fatıma demek olan “Kevser Sırrı” ile iş tutmayı, saygıyı, sevgiyi, etkin dinlemeyi, merhametle muamele etmeyi, kendi soframızdan evvel fukara komşumuzun sofrasına bir tabak göndermeyi, istemek zorunda bırakmadan vermeyi, çocuklarını çocuklarımızdan ayrı saymamayı öğrenirdik bu büyük hikâyenin içinde yer alarak.
…
İLİŞKİ ağımızın nasıl olması gerektiğini çözümlerdik. Soru sormayı, cevabı dinlemeyi bellerdik. Aile büyüklerimizin söz ve tavırlarındaki ahenkte tekilleri görerek tümele ulaşırdık. Büyük hikâyeyi anlamak ve onun beklenen unsuru olmak için tekilleri, ince ayrıntıları kavrayarak bütüne hakimiyet sağlamak gerekirdi.
Bilinebilir ve yaşanabilir bir dünyanın ilk ipuçlarını oradan alırdık. Özür dileyebilen bir dede, fedakarlıkta ve merhamette sınır tanımayan bir nine bize mizaçları ezmeden, onlara saygı duyarak tam bir harmoni içinde nasıl yaşanabileceğinin satır arası okumalarını yaptırırdı. Sağduyunun yaşayan örnekleriydiler. Müşahedeyi esas alırlardı. Tabiatla birebir ilişki içinde yaratılan âyetleri okurlardı.
…
MORAL değerlerin yıpratılmamasının önemini o büyük hikâyenin içinde görürdük. Nizam-ı âlem ülküsünün ancak nizam-ı aile ile mümkün olacağının cisimleşmiş temsilcileriydi aile büyüklerimiz. Beşiklerimiz bu niyazlarla sallanmıştı. Bebeğine abdestsiz süt vermeyen annelerin ihlası sezilirdi o hanelerde. Camiden dönen büyüklerin kendi hanesinin mahremiyetini dikkate alarak gelinlerin bir mahcubiyet yaşamaması için dış kapıya yaklaşırken öksürerek döndüklerini haber verirlerdi.
Söze dökülmeyen özlerimiz vardı. Zira buna ihtiyaç bırakılmıyordu. Büyük hikâye “Ümmi Bilgelerin” yaşayışıyla yazılıyordu.
Sonra çekirdek aile dönemine geçildi. Eşler zarafetle sözünü yükseltmek yerine kabalıkla sesini yükseltmeye başladı. Bu ortam ego savaşlarına neden olduğundan artık muhataplar birbirini duyamadı. Ateş demek olan “Od” isminden hareketle evlerimizin bölmelerine muhabbetle ısınılan yer manasında “Oda” demeyi uygun bulmuştuk ama artık buralar merhamet ve sevginin sıcaklığına sığınılıp rahat edilen yerler olmaktan çıktı. Ruh ve kalplerin ısındığı yuvalar artık üşüten soğuk dairelere dönüştü.
…
NEVZAT TARHAN Hoca hem Anadolu’dan çıkıp gelen bir kültür insanı hem irfan geleneğinin bir tanığı ve temsilcisi hem evlat ve torun sahibi olmanın sorumluluğu hem de olgusal gerçeklikle olaylara yaklaşan bir bilim insanı titizliğiyle yıllardır bu konuların sancısını ruhunda taşıyor. Katıldığı TV ve radyo programlarında ana mihveri daima aile oldu. 2004 yılında “Aile Okulu ve Evlilik”, 2005 yılında “Kadın Psikolojisi”, 2006 yılında “Mutlu Evlilik Psikolojisi”, 2010 yılında “Son Sığınak Aile”, 2012 yılında “Sen, Ben ve Çocuklarımız”, 2015 yılında “Bilinçli Aile Olmak” ve “Bilinçli Genç Olmak”, 2024 yılında “Cinsiyetiyle Barışık Çocuklar Yetiştirmek” kitaplarına imza attı. Bütün bunlar aile içinde bir inşa ve ihya hareketi başlatmak anlamına geliyordu.
Gelen sıkıntıyı görmüş, batıdaki gelişmeleri incelemiş, sosyal buluşmalarda kendisine yöneltilen sorularla aktif hekimliğinde tanık olduğu gerçekleri birleştirerek reçeteler üretmeye başlamıştı.
…
NEVZAT HOCA bunlarla yetinmedi. Alanla ilgili son kitabı “Aileye Bilgelik Aşısı” ismini taşıyor. Üsküdar Üniversitesi Yayınları’nın 100’üncü kitabı.
On iki bölümden oluşan kitap 372 sayfa. Her zamanki analitik üslubuyla çetrefilli konuları anlaşılır kılıyor. Kitabın bütününe değinmek elbette bu sütun açısından güç ama alt başlıkları size bırakarak bölüm başlıklarını vermeden de geçemeyeceğim: Kendini tanıma ve gerçekleştirme, Hz. Mevlâna ile insanın terakkisi, Evlilikte denge, olgunluk ve roller, Ailede iletişim, empati ve duygular, Çocuk ve gençlik psikolojisi, Toplumsal dönüşüm ve kadın-erkek dengesizliği, Bağımlılıklar ve duygu kontrolü, Dijital dünyada aile olmak, Korkular, vesvese ve psikolojik dayanıklılık, Sosyal hayat, yalnızlık ve yaşlanma, değerler, İyilik ve yardımlaşma kültürü, Engeller ve dayanışma.
Editörlüğünü Fatma Özten’in üstlendiği kitap gerçekten de aileye bilgelik aşısı yapıyor.
…
NEVZAT Hoca bu kitapta; değişen şüphe ve yeni sorulara verilen eski cevaplardan bıkanlara önemli bir imkân sunuyor. Yeni sorunların oluşturduğu taze sorulara yepyeni cevaplar üretiyor. Böylece bu toprakların yetiştirdiği bilim insanı olmanın hakkını veriyor.
Soru sormak aklın dindarlığıdır. İlim ruhun, ittiba ise kalbin… Hoca bu üç unsuru aynı anda karşılıyor.
…
YENİDEN büyük hikâyemizi kurmamıza katkı sunan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatri Uzmanı Nevzat Tarhan kitabın arka kapağında şunları söylüyor:
“Bu kitabı yazarken amaçladığım şey; aileyi bozulmadan, yıpranmadan, tükenmeden koruyacak bir ‘aile aşısı’ sunabilmekti. Her bölüm, aileyi tehdit eden sorunları değil; aileyi güçlendiren çözümleri, farkındalıkları ve duygusal güç kaynaklarını anlatmak için yazıldı. Diliyorum ki bu çalışma, yuvalara huzur, kalplere merhamet, ilişkilere vefa, çocuklara güven, gençlere umut, toplumumuza ise iyilik ve adalet tohumları ekip büyüten bir rehber olsun.
Aile; bir çatıdan ibaret değildir. Aile, insanlığın kalbidir. Ve kalbi korumak, bütün bir toplumu ve gelecek kuşakları yani insan hayatını korumaktır. Geleceğimize ve gelişen ruhlara yapacağımız bu yatırımı, küçük ama iddialı bu kitabı, bir tohum gibi görmeniz dileklerimle.”
…
MESELE mühim…
Nevzat Hocanın katkısıyla yeniden “Büyük Hikâyesini” kurmak isteyenler için www.uuyayinlari.com adresini şuracığa bırakalım.
Ya Selam.
11.02.2026


