BÜLBÜL

EY divane, ey divane diyerek geziniyordu. Hafif bir kızgınlık hâli içindeydi. Duruma bakılırsa öfkesi dışarıya karşı değildi. Kendineydi. Kınıyordu kendisini durmadan. Bir alıp veremediği vardı ve hesap zamanı gelmişti. Zaman zaman adımlarını sertleştiriyor aralarda da hafifletiyordu. Kızgın bastığında ayaklarını sanki bir şeyleri ezmek istiyor gibiydi. Ezecek ve kurtulacak gibiydi. Kararlı basıyor ve ayağını hemen kaldırmıyordu. …

YOK GİBİ SEVİYORUM SENİ!

ÖYLE seviyorum seni. Yok gibi. Dünyada senin gözün kadar cevahir bakan göz YOK gibi. Öyle seviyorum seni. Neşemi zirvelere taşıyan, ona sevda burcunda bayraklar diktiren başka el YOK gibi. Öyle seviyorum seni. Bakışımı, bakışına katarak, hayatı, varlığı ve anlamını renklendirecek başkaca renk YOK gibi. Öyle seviyorum seni. Varlığını varlığımla bütünleyip tevhit ederek ikilik şirkinden kurtaracak …