AD KOYMA VE KAVRAM BİLİNCİ

UĞUR CANBOLAT

AHLÂK-I HASENE erleri, nesnelerin ortak niteliklerini cemederek düşünen ve adlandırma yapan insanların arasından çıkarlar. Onlar zihinlerini berrak tutmayı daima öncelerler. Bu sebeple kavrama önem verirler. Hiçbir fikri bağlamlarını çözmeden, gelişim serüvenine hâkim olmadan kabul etmezler. Olgu ile algının arasında kalıp beyhudelikle yaşamamak için titizlik gösterirler.

Güzel ahlak yolcuları isimlendirme ve kavramlaştırma meselesinde hassas olduklarından dinlediklerini ve okuduklarını tahlile tâbi tutarlar. Muhatap oldukları söz veya metnin ele alınan konu üzerinde mi yoksa hakkında mı olduğunu hemen kavrarlar.

Üzerinde konuşmak sathidir. Malumatla olur. Oradan buradan devşirilmiş, bağlamları olmayan, evveli ve ahirini bütünlemeyen bu tarz yaklaşımlara her zaman ihtiyatla yaklaşırlar.

Yüksek erdem yolcuları bir meselenin hakkında değil üzerinde konuşanlara her zaman bir soru işareti koyarlar. Herhangi bir mevzunun üzerinde konuşanların duygusal coşkuyu öne çıkarması, muhatabın duymak istediklerine odaklı bir yetersizlik barındırdığını bilirler. Bu kifayetsizliğin hile barındıracağının idrakindedirler. Duygusal boşlukları, yaşanmamış hikayelerle, gizemcilikle ve hayallerle kapattıklarını vahyin sahih bir talebesi olarak anında sezerler. Yine beşerin yetersizliğini, bulunduğu zamanın, zeminin ve imkanlarının ölçüsünde ancak bir şeyler vücuda getirdiğini kavradıklarından bunu “Mukayyet” olarak adlandırırlar ve asla vahiyle eşdeğer tutmak manasına gelen “Muhkem” özelliği yüklemezler. Hakikat kırıntısı barındırsa bile bütünü olmadığının şuurunda olurlar. Bu sebeple ahlâk-ı hasene erlerini hülyalarla avutmak mümkün değildir. Onlar bir meselenin üzerinde değil hakkında konuşanlara itibar ederler. Somut ve soyut bilinci de diyebileceğimiz bu yaklaşım onlar için önemlidir. Bu bakımdan dil meselesini önemserler. Hadiselerin veya nesnelerin ortak özelliklerini kavrayıp bunu dilin imkanlarıyla ifade edebilmeyi basit görmezler. Öz ve biçim ilişkisi üzerine kafa yorarlar. Kur’an-ı Kerim’in sahih talebesi olabilmek zaten bu nitelikleri barındırır.

Yüksek erdem yolcuları yalınlık yanlısıdırlar. Süslü kelimelerin cazibesine kapılmazlar. Bunun ardında başka niyetlerin olduğunu münafıkların süslü ve ikna edici konuşmaları hakkındaki âyetlerden kavramışlardır. Yargılarını bu temel üzerinde inşa ederler.

Onlar için müstakim olmak müstakil olmaktan geçer. Müstakil olabilmek ise müstakim olmaktan. Birbirinden doğan bu iki adlandırma veya kavram onların iman yaşamları açısından mühimdir. Güzel ahlak yolcuları için kurucu metin vahiydir. O sebeple bir meselenin özünün yani kurucu özelliklerinin oraya dayanması belirleyicidir.

Ey hakikat yolunun ad koyma ve kavram bilincine erişmek isteyen yolcusu!

Sende güzel ahlak yolcuları gibi hem müstakim hem de müstakil olmak istiyorsan sınır koymak anlamına gelen ad koyma hususunda kendini geliştir. Bunun onu diğerlerinden ayırmak demek olduğunu unutma. Savaş sonrası konulan sınıra terim denildiğini kavramın buradan çıktığını hatırla ve bir daha hiç unutma.

Yine hatırla ki, ıstılah; barış getiren demektir. Kastetmeyi anlatır. Kastedilen mananın sarih olması ihtilafı ortadan kaldırır. Mübarezeye yer bırakmaz. Kavgaya sebep olmaz.

Bilmelisin ki, kavgalar, gürültüler, ithamlar ne kastedildiğini bilmemenin yani anlam uyuşmazlığının kötü bir sonucudur. Bu sebeple ad koyma konusunda hassas davran. Odaklandığın meselenin içeriğine vakıf ol. Vakıf olmak, durmak demektir. Düşünmektir. Zaman ayırmaktır. Modern dünyanın hızlı akan seline kapılırsan düşünemezsin. Düşünemediğin vakit üzerinde konuşanlarla hakkında konuşanları ayıramazsın. Bu seni yüzeysellik çukuruna yuvarlar. Kendini tatmin etmek için duygu hilelerine kaptırır. Kavram matematiği olan düşünmekten, tefekkürden uzağa fırlatır. Verilere olan ihtiyacı göz ardı ettirir. Kanıtları kıyaslayarak hüküm kurma imkanını elinden alır. Bir şey bilmediğin halde çok şey biliyormuş kibrine iter. Atalarımızın ormanda kaybolmamak için dal kırmak, bez bağlamak gibi eylemlere ilemek dediğini hatırla. Bunların bütünlenmesiyle bilginin daha doğrusu ilmin oluştuğuna arif ol. Sebebini çözemediğin, nedenleyemediğin, adını koyup kavramlaştıramadıklarından uzak dur. Bu senin selametindir. Güzel ahlak erleri işte bu sebeple ad koyma ve kavramlaştırmaya azami hassasiyet gösterirler. Eğer yolları yolum olsun diyorsan yöntem budur.

06.02.2026

https://www.kendilikbilinci.com/yazilar/ad-koyma-ve-kavram-bilinci

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post

  • AD KOYMA VE KAVRAM BİLİNCİ

    UĞUR CANBOLAT AHLÂK-I HASENE erleri, nesnelerin ortak niteliklerini cemederek düşünen ve adlandırma yapan insanların arasından çıkarlar. Onlar zihinlerini berrak tutmayı…

    Read More

  • Kül Ahmet

    UĞUR CANBOLAT TEKNE kazıntısıydı. Altı kızın ardından epeyce beklettikten sonra gelmişti aileye. Hem ebeveyni hem de ablaları çok sevinmişti. Onlara…

    Read More

  • Küfründe Muhlis

    UĞUR CANBOLAT TOPRAKLA uğraşmayı küçük yaşlarından itibaren severdi. Çamurdan evler yapar, aralarında komşuluklar oluştururdu. Onları isimlendirir, vakti geleni uygun bulduğu…

    Read More