Kül Ahmet

UĞUR CANBOLAT

TEKNE kazıntısıydı. Altı kızın ardından epeyce beklettikten sonra gelmişti aileye. Hem ebeveyni hem de ablaları çok sevinmişti. Onlara verilen ilahi bir muştuydu. Kut sayıldı. Uzak akrabalara da duyuruldu. Gelişi herkesi sevince boğdu.

Kurbanlar kesildi. Niyazlar edilerek eller şükürle yüzlere sürüldü.

AHMET koydular adını.

Fahr-i Kâinat Efendimizin mübarek adının sürekli hanelerinde ve kalplerinde yankılanmasını istediler. Bunca vakit beklenen bir bebeğin adını Ahmet koymamak onlara göre şükür açısından eksiklik olurdu.

Madem uzunca beklendi, niyazlar edilerek yolu gözlendi. Lütfedilene ancak böyle bir isimle daimî şükre ulaşılabilirdi.

Övgüye en layık olan Rabbimizi en iyi şekilde ve çokça övüp sena eden Efendimizin adını her vesileyle gönül gündemlerinde tutmak onlar için bu övgüye katılmaktı.

Gönlünü gönlüne katmak demekti.

Yaptıkları da buydu.

AHMET çok sevimli bir çocuktu. Şirindi.

Bakışları insana huzur bahşediyordu. Gözlerinin içine hapsediyor gibiydi muhatabını.

Komşu kadınlar gelir ailesinden destur isteyerek seyre dalarlardı.

Gitmeyi bilmeyenler bile oluyordu.

İKİ hususiyeti aynı anda barındırıyordu.

Sakindi, sükûnet dalgası yayıyordu. Havada var olan tüm negatif enerjiler adeta kaçar gibi gidiyordu.

Çocuk olmasa bu kadar derinden derine ne düşünüyor acaba sorusu muhakkak sorulurdu.

Aynı zamanda müthiş bir atılganlığı ve bitmez bir merakı vardı.

Bütün hareket ve mimikleri muhteşem bir dikkatle izliyor anlamlı tepkiler veriyordu.

BÜYÜDÜKÇE hassasiyeti daha fazla fark edilir olmaya başlandı.

Her şeye duyarlıydı.

Muhteşem bir duygulanıma sahipti.

Nahoş bir söz ve eylemle karşılaştığında bunu simasındaki dalgalanmadan anlamak mümkündü.

Sevindiğindeyse yüzü bayram yerine dönüyordu.

Çehresi anlayanlar için tam bir anlam haritasıydı.

 İLK gençlik yıllarında ticarete meyletti. Başarılı oldu. Çevresine güven telkin etti ve bu itimadı hiç bozmadı.

Kazancı onu şımartmadı. Eli açıktı. Muhtacın yanında oldu. Gizli yardımlarda bulundu. Gösterişten beriydi. Övülmeye layık işler yaptı ama hiç övünmedi. Tevazu hırkası ona çok yakışıyordu.

O da hiç çıkarmadı.

FAHR-İ KÂİNAT sevdalısıydı. Her faaliyetinde O’na benzemeyi şiar edinmişti. Bunu ibadet şuuruyla yaptı ve geliştirdi. Efendimizin ismi anıldığında boğazında hıçkırıklar düğümlenir, gözleri derin okyanusların rengine bürünürdü.

Muhabbetlerinde sürekli “Kulluk çizgisinden” bahsederdi. Kastı belliydi. O şanlı Nebi’nin yolunu yol bellemişti. İzinden ayrılmadı. Dualarında “Bizi O’nun yolundan, izinden, tozundan, didarından ayırma” derdi.

Bunu bilenler onu “Kul Ahmet” diye ünlerdi. Bu hitabı iddialı bulduğundan her işittiğinde “Kül Ahmet” diye düzeltirdi.

KÜL uçucuydu.

Kendine ait bir varlığı kalmayan demekti ona göre.

Yele verirdi nesi varsa. Atmosfere karışırdı.

Dış gözle bakıldığında yokluk gibi görülebilirdi ama bu yok olmak demek değildi. Birliğe yetmekti.

Rabbimizin hıfzında yok olmak zaten mümkün değildi.

Mühim olan kibirden yana yokluk barındırmaktı. Hasetten, fesattan, nifaktan, şirkten ırak olmaktı. Nefisten yana varlık göstermemekti.

İşte bu sebeple kendisini “Kül Ahmet” olarak tanımlıyordu.

SONRADAN aşkın narına düştüğünü öğrendim.

Kalbindekine kalbini açamamıştı. Orada var olana varlığının haberini verememişti.

“İşte buradasın, tam burada” diyememişti.

Lâl olmuştu.

İçi yanarken dışını serin tutmanın ne denli güç olduğunu deneyimlediği için çok iyi biliyordu.

İÇİNDEKİ aşka şahitlik etmekle imtihan edildiğini düşünüyordu. Bu dünya dekorunda aşikâr olarak yaşayamadığı sevdasının kendinden başka tanığı yoktu. Söyleyenlerin söyledikleri şahitliklerinden değil tahminlerinden ötürüydü.

Kül olarak kendini tarif eden Kul Ahmet hayatın öte yakasına devretmişti aşkını.

Kul olmayı kül olmakta, kül olmayı kul olmakta bulmuştu.

Yine de kul olabildiği iddiasında bulunmazdı. Bunu edebe mugayir gördüğünden üzerine kül dökerdi.

Ya Selam.

04.02.2026

https://www.istiklal.com.tr/yazarlar/kul-ahmet-1083381h

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post

  • BELİRLİLİK BİLİNCİ

    UĞUR CANBOLAT AHLÂK-I HASENE erleri, belirlilik bilincine ulaşan netleşmiş insanlar arasından çıkarlar. Onların âleminde şüpheye yer yoktur. Flu alanlar bulunmaz.…

    Read More

  • Yükümü Görür Gamımı Görmezsin

    UĞUR CANBOLAT RIZASINI almadan gönül düşürdüğü kızı bütün engelleri aşıp meydana gelebilecek güçlüklerin hepsini göze alarak evlenmesinin ceremesini gelininden ve…

    Read More

  • Gazze’den Epstein’a Büyük Uyanış

    Bugün insanlık, ambalajı “Barış ve özgürlük” kağıdıyla süslenmiş, ancak içi sömürü, kan ve şantajla doldurulmuş devasa bir “Uyutma makinesinin” dişlileri…

    Read More