UĞUR CANBOLAT
AHLÂK-I HASENE erleri aklı layık olduğu yerlerde kullanabilen kişiler arasından çıkarlar.
Bu husus onlar için o kadar önemlidir ki, sonrasındaki her şeyi belirleyip, düzenler.
Aklın layık olmadığı yerlerde kullanılmasının getireceği derin felaketler izah edilebilir değildir.
En azından çok güçtür.
Ebedi pişmanlığa sürükleyebilecek bu gevsek tutuma asla meyletmeyen güzel ahlak yolcuları daima tetikte olurlar. Rehavete kapılmazlar.
Önünü arkasını tam olarak bilmedikleri, kesin bilgi olan vahye dayandıramadıkları her duyguyu, düşünceyi ve fikri şüpheliler kategorisine alırlar.
Yüksek erdem yolcuları için şüpheli şeyler sadece yeme içme meseleleriyle sınırlı değildir.
Onlar için bundan daha mühimi duygusal şüphelerdir. Fikri şüphelerdir. Düşünce şüpheleridir.
Kaynağını Kur’an-ı Kerim’den almayan, Fahr-i Kâinat Efendimizin mübarek uygulamalarında kendisine yer bulmayan nice duygu, düşünce ve fikrin dini kılıklara bürünerek kendilerine süslü ve cezbedici şekillerde sunulabileceğinin şuurundadırlar.
İşte onları güzel ahlak yolunda istikamette tutan şey bu iman titizliğidir. Tevhit hassasiyetidir.
İnsanda mevcut bulunan sevme ve meyletme hissinin normal değerlerin ötesine geçip sınırı aşarak menfi bir forma bürünüp kişinin düşünce melekelerini esir alabileceğini gözden kaçırmazlar.
İnsanı mahvedebilecek kötü istekleri nefsin aklı esir alarak süsleyip püsleyerek kişinin yatkınlık durumuna ve duygusal açlığına göre bambaşka cezbedici görünümlerde sunabileceğini ferasetiyle teşhis etmek zorunda olduğunu bir mümin olma görevi sayar.
Aklın layık olmadığı yerde kullanılması düşmek demektir ki, helak olmakla eşdeğerdir.
Aklını Rabbimizin buyrukları doğrultusunda kullanmayan kişinin iki dağın arasındaki boşluğa yani uçuruma düşeceğini bilmesi onun Ahlâk-i Muhammedî konusundaki özenini gösterir.
Güzel ahlak yolcusu bunu şerefi sayar. Tersi ise bundan ırak düşmektir ki, acıların en katmerlisidir.
Aklın layık olmadığı yerde kullanılması kişinin hevasına uyması anlamına gelir.
Kendini hayır ve güzel işlerden engellemesidir. Aklın muhteşem gücünü ifratta kullanması olarak tarif edebileceğimiz bu durum yüksek erdem yolcuları için yüz kızartıcı bir durumdur.
Hileli işlere alet edilen aklın sahibinin ne yüzü ne de kalbi gülebilir.
Bu durum onu kibre, düşmanlığa, hiddete, aşırı öfkeli hallere, yönü sapmış şehvete, hırsa, haset ve fesat işlere, aç gözlülüğe, nefrete, temelsiz korku ve endişelere, ihtirasa sürükler.
Şer güçler ve yanıltıcı duygularla mücadele için kullanılması lazım gelen aklın üstünü örtmek ve onu layık olmadığı alanlarda ifrat üzere kullanmak güzel ahlak yolcuları için telafisi güç ayıpların en büyüğüdür.
Ey hakikat yolunun aklını layık olan yerlerde kullanmaya çalışan gayretli yolcusu!
Hevanın bir temelsizlik, bir boşluk, bir uçurum, bir kapan olduğunu unutma.
Eğer sende güzel ahlak yolcuları gibi bu yolda aktif sabır ile sonuna kadar yol almak istiyorsan kendisinden başka bir şeye yaslanmamak anlamına gelen hevaya yüz verme. Vahiyden uzak sadece kendi aklının ifrat yönelimlerine yaslanarak oluşturulan sistemli batıl düşüncelerin sana nasıl sunulursa sunulsun hevanın olumsuz bir türevi olduğunu hatırından çıkarma. Şer meyillere yol verme. Onlarla sınandığımızı unutma.
Sorumluluk bilinci yani takva ile aklın layık olmadığı yerlerde kullanılmaması için mücadeleni güçlendir. Kendini vahiyle tahkim et.
Şer meyillere kendini kaptırdığında sonucun felaket olduğuna tam olarak inanırsan eğer tersini yaptığında elde edeceğin saadetin de derecesini anlarsın.
Bu bir buyun eğmeme, teslim olmama, nefsin arzularının ilahlaşmasına karşı koyma, tutkularına esir düşmeme, boşluğa yuvarlanmama mücadelesidir.
Aklın layık olmayan yerlerde kullanılmasına isyan ederek olması gereken mecraya taşıma azmidir.
Aklını terk et diyenlerin aslında ne yapmak istediklerini bu muhteva ile anla. Ki, tersini yapasın.
Sana düşen her türlü patolojik şüpheden arınarak sağduyu geliştirmen ve vahyin onayladığı selim akıl ile düşünüp tüm kararlarını buna uygun olarak vererek kalbin eylemini aklederek gerçekleştirmektir.
06.03.2026


