CEVAHİR

YÜKÜN nedir diye sordum. Cevahir dedi.

İnandım.

Işıl ışıldı gözleri. Bakışlarıysa bir başkaydı gerçekten.

Kısa bir tereddüt geçirdim. O mu cevahiri taşıyordu yoksa cevahir mi onu?

Bilemedim.

Sonra dedim ki kendime, ne fark eder?

Mühim olan sonuç değil mi?

Gözlerin ışıltısı, bakışın berraklığı, yüreğin ferahlığı, aklın parlaklığı olduktan sonra ne fark eder?

Etmezdi hakikaten.

Gel gör ki, sormadan edemedim yine de?

Sen mi cevahiri taşıyorsun, yoksa cevahir mi senin?

Mütebessimdi.

Hiç fark etmez dedi.

Biz, birbirimize ağır gelmeyiz ki!

Çünkü ikimizde birbirimizin cevahiriyiz.

Yürek seferimiz var bizim, birbirimize.

Bende onun cevheri, onda benim cevherim var.

Sonuçta hepsi taş demeyesin.

Bizim cevahirimiz taştan öte.

Candan öte.

16.12.2017

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post

  • Teber ve Muteber

    UĞUR CANBOLAT HIRPANİ kıyafetler içindeydi. Uzaktan bakıldığında korkutucu olduğunu bile söyleyebilirim ancak mesafe azalıp yüz hatlarını gördüğünüzde, konuşmasına mülaki olduğunuzda…

    Read More

  • İNKÂRDAKİ İKRAR

    UĞUR CANBOLAT AHLÂK-I HASENE erleri, kalplerindeki tasdiki dilleriyle de güçlü bir şekilde ikrar edenlerin arasından çıkarlar. İlahi vahyin sunduklarını kalpleriyle…

    Read More

  • İnsan Neden Kaybedince Anlar

    Anlamak ve kavramak hayatımızın ana itici güçlerinden iki kavram. Yokluğu ciddi yoksunluklara gebe. Ancak anlamak ve kavramanın gerekleri de var.…

    Read More