MENEVİŞLİ BAKIŞLAR

UĞUR CANBOLAT

ANLATILIR gibi değildi dertleri…

Neresinden tutsan seni anında girdabına çeker ve aynı hızla un ufak ederek parçalardı.

Yüreğinin lime lime olduğunu anlar kendine gelmek için günlerce mücadele etmek zorunda kalırdın.

Herkesin hikâyesi kendine zor, kendine dertli elbette…

Ama onun öyküsü bambaşkaydı.

Yazsaydı eğer kesinlikle filmi çekilirdi.

O, buna açık değildi.

Mesafeli duruyordu.

“Herkesin acısı kendince, bir de ben mi üstüne ekleneyim” diyerek uzak dururdu.

Ancak “Ah o menevişli bakışlar” demekten de kendini alamazdı.

KENDİ derdiyle karılan, başkasına yük vermeyen bu güzel insandan geriye sana ne kaldı derseniz onca sözün içinden sadece “Menevişli bakışlar” cümlesini çekip alırım.

Bu bana yeter.

Fazlasıyla hem de…

Üzerinde şiirler yazılmış, besteler yapılmıştır.

Şu dizeler hâlen pek çoğumuzun belleğinde taptaze durmuyor mu?

“Ela gözlerinde menevişler var.
Kor gibi dudaklar ve kızıl saçlar.
Okşasam doyamam ta fecre kadar.
O güzel başını göğsüme yasla…”

Bununla sınırlı değildir. Hafızamızı biraz daha zorlarsak İlhan İrem’in sesiyle şu cümleler hepimizin kalbinden diline hemen dökülüverecektir.

“Yemyeşil bir deniz senin gözlerin
Ne bir sandal, ne bir ada, ne bir sahil var
Boğuluyorum…
Gözlerinde menevişler
Denizde martılar gibi
Bakışların kopuk kopuk
Sonsuzluğu
Sonsuzluğu anlatır gibi…
Bu bakışlar bir gün beni öldürecek sevgilim
Bu bakışlar ne zaman beni güldürecek sevgilim.
Güldürecek misin sevgilim…”

ŞERİF AYDEMİR’in son çalışması olan “Yaşamak Geçti Başımdan” kitabını okuyorum.

Büyük bir zevkle…

Ve çok bilgilenerek.

TRT’deki Radyo Kitaplığı, Büyük Nutuk, İftara Doğru, Elli Yılda Elli Ozan programlarından kulaklarda kalan ses olan Rıdvan Çongur ile olan ESKADER yazıhanesinde gerçekleşen muhabbetini aktarırken Şerif Aydemir şöyle bir cümle kuruyor:

“Fethi Gemuhluoğlu’ndan, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’ndan bir iki söz tazelendirdik. Gönlüme yeniden menevişli hazlar düştü.”

İşte Şerif Baba’nın kitapta altını çizdiğim bu cümlesi beni alıp o eski günlere atıverdi.

Söz sizi seyahate çıkarmıyorsa söz müdür?

Dut ağacı silkeler gibi silkelemiyorsa cümleler okunmaya değer midir?

“Göğsüne bir alev topu” bırakmıyorsa yazar hafızanızda yer almayı hak eder mi?

Aynı yazıda Aydemir usta Gemuhluoğlu’ndan şu nakli yapıyor ki, kulak kesilmelidir.

“Türkülerle de, dualarla da hüznümüz Allah’adır bizim. İmzası millet olan, halk olan, insan olan türküler… İnsanoğlu türküsüz kaldığı zaman gurbettedir diyeceğiz. Türküler bitip tükenirse hatırasız, sevdasız ve yalnız kalır diyeceğiz.”

Kitabın tümünü anlatmayacağım elbette.

Alıp okumalısınız.

Kitap Ötüken Yayınları tarafından özenli bir emekle okuyucusuyla buluşturulmuş.

BİR SÖZ deyip geçemeyiz.

İnsanı nereden alıp nerelere taşıyacağı hiç kestirilemez.

Bana olan da tam budur işte.

Ya Selâm!

27.12.2022

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/menevisli-bakislar/729985

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post

  • BELİRLİLİK BİLİNCİ

    UĞUR CANBOLAT AHLÂK-I HASENE erleri, belirlilik bilincine ulaşan netleşmiş insanlar arasından çıkarlar. Onların âleminde şüpheye yer yoktur. Flu alanlar bulunmaz.…

    Read More

  • Yükümü Görür Gamımı Görmezsin

    UĞUR CANBOLAT RIZASINI almadan gönül düşürdüğü kızı bütün engelleri aşıp meydana gelebilecek güçlüklerin hepsini göze alarak evlenmesinin ceremesini gelininden ve…

    Read More

  • Gazze’den Epstein’a Büyük Uyanış

    Bugün insanlık, ambalajı “Barış ve özgürlük” kağıdıyla süslenmiş, ancak içi sömürü, kan ve şantajla doldurulmuş devasa bir “Uyutma makinesinin” dişlileri…

    Read More