RAMAZANDA GÖNÜL BİLMEK

UĞUR CANBOLAT

RAMAZAN bize gönül bilmeyi öğretir.

İlkin elbette kendi gönlümüzü…

Onun hususiyetlerini, muhtevasını, istiap hakkını ve bunlar olduğunda hayatımıza neler taşıdığını…

Hemen ardından ise başkalarının gönlünü bilmeye götürür bizi.

Ramazan kadir kıymet ve hatır bilme ayıdır.

Dördüncü gününü idrak ettiğimiz şu güzel mevsimi bu açıdan da değerlendirmek en büyük kazancımızdır.

GÜZEL ahlakın en önemli göstergelerinden biri de gönül bilmektir.

Gönül bilmeyenin bu meydanda işi olmadığı gibi kimse onu bu sahada bırakmaz.

Hayata değer katan yüksek ilkelere uygun biçimde yaşama hususunda eğer bir nebzecik bile azmimiz varsa bu kendini gönül bilmek şeklinde açığa çıkaracaktır.

GÖNÜL bilmek hayatı müzeyyen kılar. Güzelleştirir.

Yaşanılabilir kılar. Değer sunar. Kıymet biçer.

Etrafı zarar verici ayrıksı otlardan temizler ve kişiye güvenli bir alan oluşturur.

Gönül bilmemek demek insan hatırından ırak düşmek demektir.

Travmatize etmeye yatkınlık anlamına gelir.

Kim ne düşünürse düşünsün, kim neresinden nasıl yaralanırsa yaralansın ben bildiğimi okurum bencilliğine yaslanmak demektir.

Bu ise kişinin güzel ahlaka giden yolları kendi eliyle tıkamasından başka bir şey değildir.

Eğer hayatımızı ve yaşadığımız dünyayı ahlâk-ı hasene ile güzelleştirmek ve aydınlatmak istiyorsak içinden geçeceğimiz ışıltılı yol gönül bilmek olmalıdır.

Gönül bilene, gönül verilir çünkü.

Hatır bilenin hatrı sayılır.

Değer verenin hakkı değer görmek, değer bulmaktır.

Hak ederek yaşamak, bedavacı olmamaktır.

İNSAN, gönlünün bilindiği yerde rahat eder.

Güven hissi gelişir.

İtimat duygusu alabildiğini serpilip yayılır.

Bu ise hayatı renklendirir.

Yürek baharlarına taşır kişiyi…

Böylesine cennetvari bir iklimde yaşayan insanlar mânevi soğuklardan korunur.

Başkalarını da aynı şekilde koruma içgüdüsü geliştirir.

İyiliğin yayıcısı ve savunucusu olur.

Böylece herkesin rahat etmesi, güzelliklerin ve hayrın çoğaltılması, bereketlendirilmesi anlamına gelen güzel ahlak prensibi yaygınlık kazanır ve kökleşir.

Tüm bunlar için evvela gönlün ne olduğuna ilişkin sahih, veriye dayalı bilgilerle mücehhez olmak kaçınılmazdır.

Ardından kişinin kendi gönlünü bilmesi gelir.

Onu nefsin ve şeytanın sert saldırılarından nasıl koruyacağı ve tevhid üzere nasıl yaşaması gerektiği üzerine yoğunlaşır.

Sonrasında ise içinden çıktığı aile fertlerinin gönüllerini anlamaya yönelir.

Onları bilmeye ve buna göre bir yaşam tavrı belirlemeye çaba gösterir.

Annesinin, babasının, kardeşlerinin, sevdiğinin, çocuklarının ve sonrasında çevresinde olan herkesin gönlünü dikkate alarak bir inşa eylemine girişir.

Bunu yaparken ana ilkesi ise o günlün Rahmanın arşı olduğu şuuruna erişme azmi ve kararlılığıdır.

KENDİSİNİN ve başkalarının gönüllerinin kutlu misafirinin kim olduğunun bilincine ulaşarak kendilik bilincine erişen kişi güzel ahlak dışında bir davranışı benimseyemez.

Başka türlüsünü düşünemez.

Ey hakikat yolunun gönül almayı ve gönül olmayı bilen hakikatli yolcusu.

Ahlâk-ı hasenenin yolu gönül bilmekten geçer.

Dahası gönül olmaktan geçer.

Sevgili Peygamberimizin bir gönül mimarı olduğunu içselleştirdiğimiz zaman ise yolumuz bellidir.

Kâbe’miz nettir.

Ramazan ayının içinde bulunduğumuz şu güzel vakitlerinde gönül bilmek ve gönül alan olmak kadar güzel başka bir şey olabilir mi?

Ya Selâm.

14.03.2024

https://www.istiklal.com.tr/ramazanda-gonul-bilmek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir