ÖKSÜZDERE

DÜŞÜNDÜM, ben de böyle miyim diye. Zira karşıma oturdu hilal kaşlarını düşürdü, yüzünü de bulutlandırarak “ben öksüzdereyim” deyiverdi. Hayır dedim, elbette değilsin. An geldi aynı düşünceler zihnimde mekân tuttu. Dönüp duruyorlar mütemadiyen. Üstelik şiddetini arttırarak. Bir yanım onayladı, diğer tarafım ise şiddetle karşı çıktı. Baktım olmayacak ortayı bulmaya çalıştım. Bir denge kurdum. Yalnızca yağmur zamanı …

MUHABBETİN KURUSU GEREK BİZE!

KURU muhabbet lazım bize dedi. Anlayamadım tam olarak. Sevelim, sevilelim tamam. Hayata bu pencereden bakalım, kabul. Sevgimizi nefsimiz değil, nefesimiz yapalım, elbette. Tozlanmış arkadaşlıkları yeniden güncelleyelim, her hafta bir kaçını arayarak merhaba diyelim, buna da tamam. Ama kuru muhabbet ne demek yahu? Üstelik kuru kuru muhabbet edilir mi? Nerede bunun çayı? Nerede bunun kavurgası denmez …