Kısa Kısa

HÜKÜMRAN

ONDA hüküm… Yüküm de onda hatta. O ne derse olur. Ben bunu önceden peşinen kabul ettim. Bile, isteye dedi. Aklıma, fikrime, zihnime, düşünceme onun egemen olmasını isterim. Hatta yüreğime de muhakkak o hükmetmeli. Bu konuda en küçük bir tereddüt içinde değilim. Aksine ısrarlıyım. Ben ona seslenebilmeliyim ‘Hükümranım’ diye… ‘Egemenim’ de diyebilirim bazen farklı kullanmak istediğimde. …

CEVAHİR

YÜKÜN nedir diye sordum. Cevahir dedi. İnandım. Işıl ışıldı gözleri. Bakışlarıysa bir başkaydı gerçekten. Kısa bir tereddüt geçirdim. O mu cevahiri taşıyordu yoksa cevahir mi onu? Bilemedim. Sonra dedim ki kendime, ne fark eder? Mühim olan sonuç değil mi? Gözlerin ışıltısı, bakışın berraklığı, yüreğin ferahlığı, aklın parlaklığı olduktan sonra ne fark eder? Etmezdi hakikaten. Gel …