HUYU DEĞİŞTİ, SONRA DA ÇEVRESİ…

GIPTA ederdi herkes ona. İmrenirlerdi. Bunda bir beis yoktu çünkü bunu hak ediyordu.

Güzellik adına ne varsa kendinde cem etmişti. İyiliklerin toplamıydı.

Temiz bir yaratılıştaydı. Cevheri sağlamdı.

İnsan bir dünyaya meyledivermesin yoksa işi zordu. Kalben elbette. Yoksa hepimizin eli iş görmeli, üretmeli, kazanmalı.

Paylaşmak için, üleşmek, bölüşmek için…

Sohbet arkadaşımdı. Dostluğumuz demirden bile sağlamdı. Her yere birlikte gider, beraber donatırdık kendimizi. Harikaydı her şey. Harikaydık biz.

Bir süre sonra usta ona olan hitaplarını arttırdı. Ben anlam veremiyordum buna. Bir şey fark etmemiştim zira.

Usta anlattığı konular başkaca da olsa arkadaşıma doğru dönüyor “Huyu değişti, sonra da çevresi” diyordu. Bir ilgi bağı kuramıyordum. Yer yer kızdığım, alındığım bile olmuştu arkadaşım adına.

Huyu değişti, sonra da çevresi meğer bir öngörüymüş.  Ehli bu işaretleri alırmış.

Usta demek ki, bu öncülleri fark etmiş ve bazı uyarıları yapmayı gerekli görmüştü. Kırmadan, dökmeden tabi.

Gün geldi, günümüz ayrı geçmeyen dost ile yârenlik edemez olduk. Bulamaz, göremez, ulaşamaz olduk.

Duyduk ki; ağyar ile yârenlik eder olmuş.

Üzüldüm tabi. Bulmaya, ulaşmaya çalıştım usulünce. Buldurmadı kendini.

Kalbimde izi kaldı, kulağımda sesi.

Özlemiyor muyum derseniz çok özlüyorum. Bazı geceler burnumun direği sızlıyor da ancak beraberce okuduğumuz birkaç türküyü gecenin karanlığına salıverince teskin olabiliyorum.

Avaz avaz salmazsam bu türküleri gecenin kuytusuna ayaz tutuyor kalbim.

İnanın.

Anlıyorum ki, sabitelerimiz sabit kalmalı.

Vazgeçilmezlerimizden vazgeçmemeliyiz. Tabiatımızı saklı tutmalı, fıtratımızı bozmamalıyız. Güzel alışkanlıklarımızı korumalı, ahlakımızı erozyona uğratmamalıyız. Hakkın bize lütfettiği sağlam mizacımızı tahrip etmemeliyiz.

Ustanın sözü ne kadar da yerindeymiş. Huyu değişirmiş insanın önce. Sonra da çevresi…

Ne çok yitirdiklerimiz var, ah ne çok!

15.11.2018

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.