SAHTE HAKİKAT KURGULAMALARI

UĞUR CANBOLAT

“AH HAKİKAT” derdi sürekli…

Birkaç cümlenin arasına gelip sıkışır her defasında da kendine uygun bir yer bulurdu.

Sığıntı gibi değildi. Yakışırdı yerine…

Diğer cümleler onu, o da bunları sahiplenir öylece hoşlukla yaşayıp giderlerdi.

SABAH uyandığımda “Geriye doğru uyanır insan” cümlesi bırakılmıştı dilime.

Nereden geldiğini bilmiyorum.

Bir rüyanın uyandıktan sonra dilime düşen son cümlesi miydi yoksa zihnimin geriye doğru uykuda yaptığı elemelerde kevgirin üstünde kalan hasılası mı, kestiremedim.

Her ne olursa olsun zihnimde dönüp durmaya başladı vınlayarak.

Belli ki, rahat vermeyecek. Huzur kaçıracak.

O halde üzerine eğilip meseleyi çözmekten başka çare görünmüyor.

“AH HAKİKAT” diyerek cümleler içinde bize işaret fişekleri atan usta esasen başka şeyler de söylemişti ama biz bunları düşünmek yerine üzerine kapaklanmayı yeğlemiştik.

Böylesi daha kolaydı çünkü. Konfor eksiltmiyor, moral bozmuyor, iştah azaltmıyordu.

Çar naçar eski defterleri karıştırmaya başladım. Karınca duası misali aldığım notları gözden geçirip oradan bir şeyler yakalamaya azmettim. Nuru baki olsun ustamın öte âleme kanatlandığı günlerin seneyi devriyesinde bu cümleyle uyanmam boşuna olmasa gerek.

Epeyce yoruldum. Yok bir şey diyerek ümidimin bohçasını toplayıp kaldırmak üzereyken tırnak içine alınmış şu cümle gönlüme gülümsedi: “Sahte hakikat kurgulamalarından sakın!”

GÜLÜMSEME dedimse öyle bildiğiniz bir gülümseme değil erenler. Yakan, yıkan, un değirmenlerinin acımasız dişlileri arasına sıkışan buğday tanelerinin ızdırabına eş acılar salan bir gülümseme bu.

“Sahte hakikat kurgulamalarından sakın” ikazı evvela iki hususu çağrıştırdı:

Birincisi hakikat pazarında sahtesini satanlar var. İkincisi ise ben onlardan demek ki sakınmıyorum kendimi. Ya da sakınmalarım, korunma çabalarım yeterli değil. Ki, hep hatırımda kalmasını istemiş.

NOTLARIMI eşeleyip altını kazıdıkça üzerinde düşünmem gereken bazı cümleler karaladığımı gördüm ama geliştirmek için pek bir gayretim olmamış. Maalesef.

Sere serpe alınmış, önü arkası olmayan notlarımı kayıt düşmek ve düşünce masasına taşımak maksadıyla buraya alıyorum. Belki de sizler yorumlayarak yeni izahlar getirip değer katarsınız.

– İdeolojik hakikat inşası kurgulamaları zihni esir alıcıdır, dikkat et.

– Korkutucu ve hükmedici temalar içeren mitolojik kurgulamalar hayal dünyanı ele geçirmesin.

– Toplumu kendi ideolojisine göre yönetmek için zemin hazırlamaya yönelik sosyolojik hakikat kurgulamaları insanı belirli fazlar halinde dönüştürmeyi amaçlar. Gözlemini arttır, önlemini al.

– Aynı dinden yüzlerce hatta binlerce din üretmek ve herkese kendi meşrebinin en birinci olduğunu benimsetip elindekiyle sevinmesini temin ederek başka materyallere bakmasına mâni olmaya matuf teolojik sahte hakikat kurgulamaları çok sinsi ilerler. Burası çok mühim zira hepimizin inandığı, bildiği Kur’an-ı Kerim’deki cennet ve cehennem kavramını kullanıp yaşadığımız iç huzuru ve depresif hallerimizi örnek vererek onların bu dünyada olduğunu söyleyerek farkında olmadan bizlerin ahiret inancının zedelenmesini sağlayan ilk bakışta doğruymuş gibi görünen ama onlar için yan getiri olarak bizlerin ahiret inancını sakatlayan sahte cennet ve cehennem kurgulamaları neden yaygınlaştı, düşün.

Unutma ki, yüce kitabımıza baktığımızda öte âlem inancı mihenk taşıdır. Bunu inanç dünyamızdan el çabukluğu ile çaktırmadan çıkardıklarında tüm inanç sistemi çöker. Altında kalma.

-Allah’ın yerine O’nun adına da olsa başka kurtarıcı, sığınma ve imdat ederek himmet isteme kurgulamaları, keramet hikâyeleri Rabbimizin ikinci planlana düşürülmesi taktiğidir. Aldanma.

– Fahr-i Kâinat Efendimizi ve diğer inandığımız Nebi’leri fersah fersah geride bırakan aslında cüce olan yeni yüceler, yeni ulular kurgulaması stratejiktir. Peygamberleri sakın başkalarıyla değişme.

– Sahte hocalar, âlimler, mürşitler, sahte mü’min ve sahte derviş kurgulamaları artacak. Uyanık ol.

Notlarım devam ediyor ama fazlası bu yazının hacmini aşacağından ötesini sizlerin cevval zihinlerine ve inanmış kalplerinize havale ediyorum.

SAHTE HAKİKAT KURGULAMALARINDA özgürlük yoktur, hürriyet olmaz. Serbest düşünceye alan açılmaz. Tefekkürün kökü kazınmıştır.  Zekaya ve akla güvenilmez. Kalp sahte duygulanımlarla ele geçirilmiştir. İhlasa dayalı amel değil matematiğe yaslanmış sevap tüccarlığı öne çıkmıştır.

Anlamak değil ezber ve otomatik eylemler kutsanmıştır.

Dinlemek ve karşı tarafı anlamak değil baskılamak, saldırmak, aşağılamak benimsenmiştir.

Açlık, yoksulluk ve sürüleşmek bizler için öngörülmüş kendileri için zenginliğin kapılarını aralamak makul ve meşru olarak kabul edilmiştir. Sermayeye dayalı dini ve siyasi muktedirlerin sömürüsü sahte hakikat kurgulamalarının amentüsü olmuştur.

Değerli dostlar, “Anlamak özgürlüktür” ilkesini benimseyelim ve artık anlam krizlerimize son verelim.

Sahte hakikat sanrılarının üstümüze atılan kalınlaşmış perdelerini yırtıp atalım.

Sahte hakikat kurgulamalarını yapan bu insan şeytanı maneviyat cambazlarını yanımızdan ve yöremizden tart edip yerin yedi kat altına kadar kovalayalım.

Gözümüzü daha fazla gerçeğe yummayalım ve ahlaklı olalım.

Unutmayalım ki, ahlak özgürlüğü gerektirir.

Ya Selam.

01.06.2024

https://www.istiklal.com.tr/sahte-hakikat-kurgulamalari

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir