BANA ŞEKİL VEREN SENSİN

SUÇLAMA cümlesi değil asla kimi zaman böyle söyleniyor olsa bile… Bir tespiti içeriyor.

Ve biraz itiraf, azıcık da acziyet…

Yer, yer takdir için söylendiği de oluyor elbette.

Öyle güzel, öyle dolu, öyle harika bir kıvama erişirsiniz ki, kendinizi onu takdir etmekten alıkoyamaz ve “Bana şekil veren sensin” dersiniz.

Hayranlık, teşekkür, minnet içerir.

İçinden çıkamadığınız, aşamadığınız, üstesinden gelemediğiniz bazı haller olduğunda da bu cümleyi kurduğunuz olur. Bu durumda ise başka anlamlar yüklenir.

Benim seni yanlış anlamam illa da senin hatalı davrandığın ya da sağlıksız cümle kurduğunu göstermez. Benim buna açık olduğumu, yetersizliğimi de gösterir. O konuda bir zaafıma işaret eder.

Bu aslında bir nevi kendini test etme, teraziye çıkma hâlidir.

İç görü kazanma faaliyetidir. Kendini tanıma, fark etme eylemidir. Bilinçaltı kazı çalışmasının gerektiğinin işaretidir.

Tüm bunları kabul ettikten sonra dengeye gelme, aşırılıklardan kurtulma çabasına başlanabilir.

Bana şekil veren sensin cümlesi yerine süreç içinde sana da şekil veren benim diyebiliriz.

Daha doğrusu bir inşa çalışması var hayatımızda ve bunu yapan biziz.

Birbirimizi oluşturuyoruz. İlişkiyi belirliyoruz. Hayatımızı tanzim ediyoruz. Kimi zaman müspet yönde, kimi vakit de menfi istikamette.

Ne zaman bu farkları iyi kavrar kendimizi merkeze getirip dengelersek başkalarının da dengeye geldiğini, hayatımızın yoluna girdiğini ve mutlu olduğumuzu göreceğiz.

Demem o ki, bana şekil veren sadece sen değilsin, kendimim de aynı zamanda.

Hatta daha çok kendim.

Demek ki, hiçbir şey için suçlayıcı olmamak gerek.

Eksiklik kendi özümüzde ve tamamlamak bize düşer.

07.11.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.